Dalış

Sebo - 04 Ocak 2010

10. Yıl Marşı’yla turluyorlar

TekneTuru

Hürriyet GÜNDEM 19.08.2009

BALIKESİR’in Ayvalık İlçesi’nde günlük mavi tur düzenleyen bir firma, gemilerinde yaptığı Türk bayraklı etkinlikle birlik mesajı veriyor.

Sabah saatlerinde Ayvalık’tan gemiyle yola çıkan turistler, turun ardından Cunda Adası sahilinde tur firmasının kendilerine dağıttığı Türk bayraklarını sallayarak, çalan 10. Yıl Marşı’na eşlik ediyorlar. Sahilde yaklaşık 20 dakika boyunca marşlar eşliğinde dolaşan geminin güvertesi, kırmızı beyaz renklere boyanıyor. Tur firmasının sahibi Mehmet Pekinli, bu gösteriyi ülkedeki birlik beraberliğin sembolü olması için yaptıklarını söyledi. Gemi yolcularından Şaziye Güngördü ise “Çok güzel bir etkinlik. Türkiye’de barış içinde, huzur içinde hep birlikte yaşamak en büyük dileğimiz” dedi.

Cunda iki yıl sonra Alaçatı olur

Cengiz SEMERCİOĞLU                 22.09.2009

Bizim çocukluğumuzda Ayvalık ve Cunda orta sınıfın yazlık yeriydi…

Ayvalık yine öyle kalacak da, benden söylemesi, iki-üç yıl sonra Cunda’da orta sınıfı görmemiz mümkün olmayacak. Buraya ilk geldiğimde sadece sahil yolunda restoranlar vardı. Son olarak altı, yedi yıl önce geldiğimde ise balıkçılar ara sokaklara dükkan açmaya

başlamışlardı.

Bu sefer geldiğimde ne gördüm?
Çiğdem Kayalı’yı…
“16 yaş küçük sevgili” olarak anılan Uğur Güven’le birlikte Taş Kahve’nin hemen arkasındaki küçük meydanda A La Fon Fon diye bir mekân açmış.
Eskiden mandıra olan taş bir binayı, masasından koltuklarına ve duvarlarına kadar bembeyaz döşeyip çok şirin bir restorana dönüştürmüşler…
Yazı burada geçiren sevgililer Cunda’yı o kadar sevmişler ki, sonunda buraya bir mekân açmaya karar vermişler.
Bu ne demek?
Cunda’nın Alaçatı olacağının ilk işaret fişeği demek.
A La Fon Fon, tarz olarak tıpkı Alaçatı’daki restoranlar gibi zaten…
Cunda’nın içindeki güzel taş binalar da son bir, iki yıl içinde el değiştirmiş.
Yeni sahipleri bu kış restorasyon çalışmalarına başlıyor, önümüzdeki sezondan itibaren çok A La Fon Fon bir Cunda’yla karşılaşacağız…

ımparatorlar hep böyle mi olur?

Ayvalık-Cunda’nın tostu kadar lokması da meşhur.
Ben ki çok şerbetli tatlıları sevmem, bayıldım bu lokmaya!
En meşhuru Cunda sahilde, adı ımparator…
1978’den beri bu işi yapıyormuş.
Hamur kazanından hamurları koparıp yağ kazanına o kadar maharetli atıyor ki…
“Kaç tane yapıyorsun günde” dedim.
“Dakikada 160 tane. Gündüz 12’de başlarım, geceye kadar sürer” dedi…
Ve başladı anlatmaya:
“Çıkmadığım televizyon kalmadı.
Benden iyi bu işi kimse yapamaz.
Çok lokmacı vardır ama ımparator bir tanedir.
ıki yanıma iki lokmacı aç, vatandaş gelip benden alır.
şu kuyruğu görüyor musun, sezonda bunun üzerine 40 metre daha koy.
Bu lokmayı yiyen 100 metreyi 10 saniyede koşar…”
Anladım ki ımparatorluk mertebesi böyle bir şey, lokmacıyı bile megaloman yapıyor.
Ama doğruya doğru, ımparator’un lokmaları nefis, özellikle de üzerine tarçın atınca…

Bay Nihat mı, Nesos mu?

Bu kadar Cunda’yı yazıp da balıkçılarını yazmamak mümkün mü?
ıçlerinde en ünlüsü, bütün ünlülerin tercihi olan Bay Nihat…
Hemen yanında da Nesos var.
ılk akşam Nesos’a, ikinci akşam Bay Nihat’a gittim.
Bay Nihat şöhretin yükünü almış, garsonların telsiz kulaklıkla haberleştiği bir mekana dönüşmüş.
Nesos’da üzerine sarımsaklı yoğurt gezdirilmiş sıcak Ege otları nefisti…
Bir gün sonra Bay Nihat’ta istedim aynı mezeyi; “Bu mevsimde zengin ot çeşidi yok” dedi.
“Yan tarafta var ama” deyip direk mahcup ettim garsonu.
Bu küçük ayrıntı bile benim Nesos’çu olmama yetti.
Ama şunu unutmayın; sadece Nesos ve Bay Nihat değil, Cunda’da gözü kapalı gideceğiniz bir balıkçı bile vasatın üzerindedir.
Meze yemekten deliye döndük diyorum ve ıstanbul’a dönüyorum.

ıkoncanlar gelmeye başladı

Çiğden Kayalı restoran açmış diyorum…
şehirli zenginler taş binaları satın almış diyorum…

Hâlâ inanmadınız mı Cunda’nın Alaçatı olacağına?
Öyleyse öldürücü darbemi vuruyorum.
Eda Taşpınar’la yeni sevgilisi Bora Kozanoğlu da Cunda’daymış bayramdan hemen önce…
Masos adlı butik otelde kalmışlar.
şimdi vereceğim habere en çok Eda Hanım’ın elini sıcak sudan soğuk suya sokturmayan Nurettin Hasman şaşıracak. Oda parasını kendi kredi kartıyla Eda Taşpınar ödemiş!
O gece aynı otelde kalan bir arkadaşım “Ne kadar gürültücü bir çiftmiş bunlar” dedi.
şimdi daha iyi anladınız mı iki yıl içinde neden Cunda’nın Alaçatı olacağını…

Kadınların dalış merakı

Ahmet ERTAN, (DHA)                 21.12.2009

Deniz dalis

Balıkesir’in Ayvalık İlçesi’nde, su altı zenginliklerini görmek için dalgıçlık eğitimi alan kadınların sayısı her geçen gün arttığı bildirildi.

Dalış eğitmeni Kemal Çalışkan, Türkiye’nin sahip olduğu su altı zenginlikleri ile dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer aldığını, ilçe sahillerinin  yurt içi ve dışında giderek daha büyük bir ilgi görmeye başladığını söyledi.çen yıl sadece kendi dalış merkezleri aracılığıyla 4 bin civarında kişinin su altının güzelliklerini görme fırsatı bulduğunu ifade eden Çalışkan, rakamın bu sezon üç katına çıktığını ifade etti. Geçmişte dalgıçlık eğitimi alanların neredeyse tamamını erkeklerin oluşturduğuna dikkat çeken Çalışkan, “Dalgıçlık eğitimi alanların sayısı, gün geçtikçe artıyor. Buna bağlı olarak da kadınların su altı merakı da giderek büyüyor. Geçmişte dalgıçlık eğitimi alanlar arasında tek tük rastlanan kadınların sayısı, son zamanlarda erkeklerden fazla oldu. Neredeyse dalış yapan her 10 kişiden 6’sı kadın” diye konuştu. Çalışkan, son dönemlerde şirketlerin, çalışanlara yönelik hazırladıkları sosyal projeler kapsamında dalgıçlık eğitimine de yer vermelerinin, dalış sporuna kadın ilgisini artırdığını kaydetti.

Cunda Adası’ndan gelip geçenler…

Hasan Pulur Olaylar ve İnsanlar

18 Aralık Cuma 2009

Ahmet Yorulmaz’a “Ayvalık müellifi” dense yeridir; dokuz baskı yapan kitapları hep Ayvalık üzerinedir, muhakkak Ayvalık’tan söz eder. Ayvalık’ta doğmuş, Ayvalık’ta kitabevi kurmuş, gazete çıkarmış, çeviriler yapmış, şiirler yazmış ve çevirmiştir. Son kitabı “Cunda Yolu Ayvalık’tan Geçer”de Cunda’nın hikâyelerini, o insanların hikâyelerini anlatır. (Remzi Kitabevi)
Ahmet Yorulmaz, “Ege’nin çok sıcak bu beldelerine dair öyküler bir başkadır” der…
Tabii bu öykülerin kahramanları da:
“Büyük kentlerin dağdağasından yorulmuş olarak, dinlenmeye, yerleşmeye geldikleri buraların hikâyelerini merak edenler çoktur.”
Büyük kentin dağdağasından yorulmuş olan “bu insanlar”ından iki dostumuz vardır. Biri, Tanrı’dan uzun ömürler dilediğimiz Güngör Gönültaş, diğeri de Faris Çağdaş’tı.
* * *
Evet, Faris Çağdaş’tı diyoruz, çünkü onu yakınlarda kaybettik.
“Faris” içli dışlı her gün birlikte olduğumuz bir arkadaşımız değildi ama “dostluğunu” her zaman, her olayda gösterdi. Eskilerin güzel bir deyimi vardır, “kara gün dostu” derler, Faris onlardandı, bilirdiniz ki her sıkıntılı gününüzde yanınızdadır.
Bir ara ortada görünmez, belki de bizim ihmalimizden… Buluşup iki kadehle Faris’in hikâyelerini dinlerdik, hele rahmetli Halit Çapın’a yaptıkları ya da bizi ortak ettikleri…
* * *
Ahmet Yorulmaz’ın “Cunda hikâyeleri”ni okurken Faris’i anmamak olur mu?
Ahmet Yorulmaz bir resim öğretmeninden söz eder, Faris’in de resme meraklı olduğunu, uzun süre resim yaptığını söylemeliyiz.
Resim öğretmeni 1941 yılında Ayvalık’a geldi; içine kapanıktı. Şarap içer, kırtasiye dükkânında saatlerce oturup insanları gözler ve izlerdi.
Tek başına yaşadığı evinde, zaman zaman bir kız öğrencisinin yüzü belirirdi hayalinde.
Kıza da söylemişti:
“Yüzünün, gözlerinin çok güzel anlamı var, onları çizmek istiyorum. Bana yarım saat modellik etmen yeter. Öğretmenler odasında yarım saatçik…”
Kız çekingendi, utangaçtı, poz vermeyi kabul etmedi.
Öğretmen, öğrencisinin aklında kaldığı çizgilerini, kartona çizip kız öğrencisine verdi, iki karton ruloyu uzattı:
“İyi sakla bunları, kafamda kaldığın kadarıyla, modelsiz çalıştığım için şimdi beğenmesen bile, gelecekte çok beğeneceksin, ilerideki yıllarda değerlendirildiklerini göreceksin. Hem unutma, kafamda yer ettiğin kadarını kâğıda yansıttım.”
Resim öğretmeni üç gün sonra İstanbul’a giden vapura atlar, ne istifa mektubu bırakır, ne de kimseye bir şeyler söyler.
* * *
60 yıl sonra Ahmet Yorulmaz bu resimleri çerçevede gördü:
“Kız, sanatçının belleğinden fışkırmış gibiydi” diyordu.
“Resmin yapıldığı tarihte on dört on beş yaşındaki kız bir hayli yaşlanmıştı artık…”
Bir şey de soramadı, sorsaydı ne diyecekti?
“Öğretmenin size yönelik başka türlü duyguları mı vardı ki, poz vermedin?”
Hayır, bu soruyu da sormadı…
* * *
Kimdi bu ressam, resim öğretmeni, bilir misiniz?

Fikret Mualla…Bir tablosu binlerce franga alıcı bulan, ömür boyu Fransa’da karın tokluğuna ve bir şişe şaraba çalışan Fikret Mualla…

“Rakı Balık Ayvalık”ta…

Milliyet-Kitap 16.12.2009

Raki_Balik

Asırlardır yeme içme ve eğlence kültürümüzde önemli yeri olan rakının hayat bulduğu Ayvalık’a bir lezzet yolculuğu…

Ayvalık ve Ege mutfağına ait birbirinden leziz meze, balık yemekleri ve tatlı tariflerinden oluşan bu özgün yemek kitabı İş Bankası Kültür Yayınları etiketiyle raflarda yerini aldı: Rakı Balık Ayvalık.

Güzelim Ege Denizi’nin sunduğu balık çeşitleriyle ve çilingir sofralarıyla “Rakı, Balık, Ayvalık” deyişini yaşatan bu mutfağa konuk olacak, kadehinizdeki rakıya seçkin eşlikçiler bulacaksınız.

Yaklaşık 80 tarifin yer aldığı kitapta Karides Çorbası, Balık Paçası, Fenerbalığı Çorbası; Taratorlu Deniz Börülcesi, Kızarmış Peynirli Közlenmiş Kırmızıbiber ve Patlıcan, Midye Salatası; Balık Pastırması, Uskumru ve Palamut Turşusu, Yağda Kızarmış Kabak ve Tarator Sos, Enginar Ezmesi, Deniz Kestanesi; Kalamar Yumurtası Kavurması, Fenerbalığı Kavurması, Muska Böreği, Kalamar Kokoreç; Papalina, Sütlü Balık, Lipsos Buğulama (Adabeyi), Sahanaki, Trança Şiş, Fırında Kefal Kebabı, Kalamar Pilaki, Kabak Çiçeği Dolması, Midyeli Lahana Sarması, Kalamar Dolması; Fıstıklı Parfe, Kremalı Kürek Helvası, Bademli İrmik Helvası… Ve daha pek çok özel lezzetin tarifleri yanı sıra kitabın sunuş kısmında rakı kültürüne, Ege’nin balıkları, balık yemenin sağlığa katkılarına dair bilgiler de yer alıyor.
Ciltli ve kuşe kağıda basılı “Rakı Balık Ayvalık” kitabı canlı görselleri ile hem göze hem damağa hitap ediyor.

Yazarlar Hakkında
Yaşamlarının önemli bir bölümünü Ayvalık’ta geçiren Araştırmacı yemek kültürü yazarı Erkan Acurol ve  fotoğraf sanatçısı Arzu Acurol çifti, on beş yılı aşkın süreyle Ege ve Ayvalık mutfağını incelediler. Yarım asırlık bir gurme olan Erkan Acurol leziz ve özgün tarifleriyle yurtiçi ve yurtdışında yirmi iki ödül kazandı. TV, gazete ve yemek dergilerinde sağlıklı beslenme konusundaki bilgilerini izleyicileriyle/okurlarıyla paylaştı.

Rakı Balık Ayvalık

Yazarlar: Erkan Acurol-Arzu Acurol

Lezzetler geçidi

İZMİR AA 13.12.2009

Travel Turkey, Anadolu’nun geleneksel tatlarını bir araya getirdi. Yöresel lezzetler, ziyaretçilerin iştahlarını kabarttı

İzmir’de düzenlenen Travel Turkey, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden kentlerin geleneksel lezzetlerinin yarıştığı bir rekabet ortamı yarattı. 28 il, 52 ilçe ve bölge standının kurulduğu fuarda beğeniye sunulan Anadolu’nun kültürel zenginlikleri arasında yörelere özgü yiyecekler başı çekti.

Kahramanmaraş’ın biberiyle kurutulmuş tarhanası; Osmaniye’nin çikolata kaplı yer fıstığı, şalgamı; Manisa’nın şifalı mesir macunu, Ayvalık’ın zeytini, zeytinyağı ve sakızlı kurabiyesi; Afyonkarahisar’ın lokumu; Kütahya’nın tarhanası; Amasya’nın elması; Iğdır’ın Nabat şekeri; Seferihisar’ın satsuma mandalinası; Gümüşhane’nin pestili, kömesi; Bitlis’in cevizi; Bursa’nın kestane şekeri hem tanıtıldı hem de tattırıldı.

İzmirli engellilerden başkana sitem mesajı

Tuncel YILMAZ / AYVALIK, (DHA)                         09.10.2009

Ayvalık’ta düzenlenen 17’inci Ayvalık Engelliler Şenliği’ne katılabilmek için İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kendilerine araç tahsis etmediğini belirten engellilern tepki gösterdi.

İmkansızlık nedeniyle

Merkezi İzmir’de bulunan Görmeyenleri Koruma Derneği, Ortopedik Özürlüler Rehabilitasyon Spor Kulübü Derneği, Gaziemir Sabiha-Hasan Yavaş Engelliler Merkezi ile İzmir Zihinsel ve Spastik Engelliler Yaşam Derneği üyeleri Ayvalık’taki engelliler şenliğine kendi imkanları ile katıldı. Bu dört derneğin dışında yine İzmir’de faaliyet gösteren Çağdaş Yaşam Derneği ise çok istediği halde imkansızlıklar nedeniyle Ayvalık’taki şenliklere gelemedi.

Gaziemir’de faaliyet gösteren Sabiha-Hasan Yavaş Engelliler Merkezi kendi araçlarına Gaziemir Belediyesi’nin mazot koyması ve ekonomik destek sağlamasıyla Ayvalık’a gelebilirken, diğer dernekler güç koşullar altında şenliklere katılabildi.  Dernek başkanları aylar öncesinden otobüs tahsisi için İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na başvuruda bulunduklarını ve taleplerinin “Metropol kent dışına araç tahsis edilmediği” gerekçesiyle reddedildiğini söyledi. Kendilerine araç tahsis edilmemesi nedeniyle güç durumda kaldıklarını belirten engelliler tepki gösterdi.

Beren Ayvalık’ta evlendi

Hürriyet Magazin                      26.11.2009

berenAşk-ı Memnu dizisinin Bihter’i Beren Saat, Balıkesir’in Ayvalık ilçesinden yazlık satın aldı.

Son yıllarda özellikle Kanal D’nin zirveden inmeyen dizisi Aşk-ı Memnu ile kendisinden sık sık söz ettiren güzel oyuncu, Ayvalık’a yerleşme kararı verdi.

Alibey olarak da bilinen Cunda Adası’ndan yazlık ev alan ünlüler kervanına katılan Beren Saat, yeni evini özene bezene döşedi. Güzel oyuncu, setlerden fırsat buldukça annesiyle beraber bu ev gelmeyi planlıyor.

Ekranda milyonları toplayan Aşk-ı Memnu’nun güzel oyuncusuyla komşu olan semt sakinleri ise dedikoduya çoktan başladı. Beren’in yeni evini alırken en çok Cunda’nın kokusundan etkilendiğini söyleniyor.

Şenlik uluslararası festivale dönmeli

Deniz SİPAHİ                                               10.11.2009

AYVALIK’taki bu beşinci buluşmaydı.

Zeytin Hasadı ve Zeytin Şenlikleri, başlangıcından bu yana aslında epeyce yol gitti.
Örneğin büyük bir mücadelenin sonrasında Türk Patent Enstitüsü’nden “coğrafi işaretleme” hakkı alındı.
İki yıldan bu yana “Ayvalık Zeytinyağı” etiketini sadece Ayvalık’ta üretilen zeytinyağları kullanabiliyor.
Markalaşma için bu çok önemli bir adımdı.
Ayvalık sızma zeytinyağı, Girit ve Toskana’nın yağları gibi kalitesiyle, tadıyla ünlü bir zeytinyağı.
Başka bölgelerden gelen zeytinyağlarının “Ayvalık” diye satılması buradaki üreticilerin hoşuna gitmiyordu. Bu yüzden zeytinyağının “menşei”ni belirtme meselesi önemliydi.
Bunda hiç kuşkusuz; Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Rahmi Gençer ve çalışma arkadaşlarının büyük payı var.
Gençer, zeytin ve zeytinyağı sektöründeki çekişmeye rağmen kavgasız, gürültüsüz,

tanıtım odaklı bir stratejiyle çalışmaya devam ediyor.
Bu çalışmalara Ayvalık Belediye Başkanı Hasan Bülent Türközen de katılınca ortaya çok daha etkin bir çalışma çıkıyor.
Bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Ayvalık Zeytinyağı Pazarı” ilgi görüyor. Firmaların katılım ve desteği her geçen yıl artıyor.
Bütün bunlar iyi gelişmeler…
Ancak gidilecek daha çok yol bulunuyor.
*
TARİŞ’in bundan önce “Edremit Körfez Zeytinyağı” ve “Güney Ege Zeytinyağı” diye Türk Patent Enstitüsü’nden aldığı iki “coğrafi işaretleme” var.
Avrupa’ya baktığımızda ise farklı bir tablo var.
Rahmi Gençer’in verdiği bilgiye göre, İspanya’da 20, Fransa’da 7, İtalya’da 38, Yunanistan’da 25, Portekiz’de 6 “coğrafi işaret” var.
Türkiye’nin 38 “coğrafi işarete” sahip İtalya’ya ulaşması için yıllar var, ama yine de mücadeleyi sürdürmek gerekiyor.
*
Ayvalık’a birkaç kilometre ötedeki Murateli Köyü’nde yapılan hasat etkinliklerinde Mehmet Yaşin “Zeytinyağı ve Lezzet” konulu konuşmasını birçok kişi ilgiyle izledi.
Ticaret Odası Başkanı Rahmi Gençer de, hasat etkinliklerini uluslararası bir şenliğe dönüştürmek istediklerini söyledi.
Bu adımı da çok doğru buluyorum.
Çünkü üreticiler ve medya mensupları dışında halkın da etkinliklere katılımı sağlamak gerekiyor.
Nasıl coğrafi işaretlemede İtalya ve İspanya’yı örnek alıyorsak; festivaller konusunda da modeller alınabilir.
*
İspanya’da yaklaşık 70 yıldır devam eden ve La Tomatina olarak bilinen Domates Festivali, her yıl dünyanın çeşitli yerlerinden binlerce kişiyi Valencia bölgesindeki Bunol Köyü’nde buluşturuyor. Bunol Köyü’nde bir araya gelen katılımcılar, başlama topunun patlatılmasıyla bir saat boyunca birbirlerine domates fırlatarak eğleniyorlar.
İtalya’daki peynir, şarap, makarna, festivalleri de milyonlarca insanı her yıl bu bölgelere getiriyor.
Ayvalık Zeytin Hasadı ve Zeytin Şenlikleri, uluslararası olmalı ve festival havasında kutlanmalı.
*
Dünya Gazetesi’nin tarım yazarı dostumuz Ali Ekber Yıldırım’dan bu yılki rekolte bilgilerini aldım.
İzmir Ticaret Borsası öncülüğünde yapılan rekolte tahminine göre, Türkiye’de 105 milyon 255 bin meyve veren ve 40 milyon 144 bin adet meyve vermeyen ağaç var. Ağaç başına ortalama 11.7 kilogram zeytin verimi ile 1 milyon 227 bin 474 ton zeytin üretimi olacak. Bu zeytinin yaklaşık 410 bin tonu sofralık zeytin olarak ayrılacak. 818 bin tonu yağlığa ayrılacak. Bundan da 169 bin 752 ton zeytinyağı elde edilecek.
Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nin öncülüğünde yapılan tahmine göre ise, 1 milyon 126 bin ton zeytin üretimi olacak. Bunun 389 bin tonu sofralık olarak ayrılacak. Kalan zeytinden 147 bin 491 ton zeytinyağı üretilecek.
Yani Türkiye’nin zeytinyağı üretimi 150 bin ton civarında olacak.
Ayvalık’ta konuştuğumuz üreticiler ve yetkililer daha bilinçli yatırımlarla Türkiye’nin kısa bir süre içinde dünyanın ikinci büyük üreticisi olabileceğini söylüyor.
Demek ki; bu yolda hızla ilerleyen bir ülkenin dünya çapında da festivali olmalı.
Bunu da Ayvalık yapmalı.

Tuncay Özilhan: Zeytinyağı sektörüne ivme kazandıracağız

Gila BENMAYOR                                                             10.11.2009

YİNE zamanı geldi.

5. Zeytin Hasat Şenliği için Ayvalık’ın yolunu tuttuk.

Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Rahmi Gencer,  yıllardır bölgedeki zeytin ve zeytinyağı üretiminin verimliliği için uğraşan Salih ve Sezai Madra, ailece ve tutkuyla zeytincilik yapan Fatma ve Mustafa Kürşat, şenliğin olmazsa olmazı “cumartesi gecesi” partilerini düzenleyen Ümit ve Cem Boyner, yalnızca dostlarına dağıtmak üzere “Necipoli” markasıyla yeni yeni üreticiliğe başlayan Zeynep ve Ömer Necipoğlu ile uzun bir aradan sonra yeniden buluştuk.

Hasret giderdik.

Ayvalık Zeytin Hasat Şenliği organizatörlerinin bizlere daima güzel sürprizleri vardır.
Bu yılki sürprizlerden biri şenliğe Anadolu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’ın katılması oldu.


Murateli Köyü
’ndeki öğle yemeğinin Cunda’daki tüm lokantaların tezgâh açmalarıyla bir panayır havasında geçmesi, Komili sponsorluğunda, Cunda’daki
Necdet Kent Kütüphanesi’ndeki etkinlik diğer sürprizlerdi.
Hepsine tekrar döneceğim.
Önce Tuncay Özilhan’ın şenliğin açılışındaki mesajına değineceğim.

YILDA 12 BİN TON ALIYOR

Anadolu Grubu şirketlerinden Ana Gıda, sektörün iki önemli markası Kırlangıç ve Sezai Ömer Madra’dan sonra geçen yıl da başka güçlü bir markayı Komili’yi bünyesine katmış durumda.
Bir küçük parantez.


Ana Gıda
’nın yüzde 44.75’i Soros’un Bedminster Capital Investment

Fonu’na ait.


Ana Gıda, Komili
’yi de aldıktan sonra tek başına yılda 12 bin ton zeytinyağı alıyor.


Ayvalık
yöresinin yılda 12 bin ton zeytinyağı ürettiğini düşünürsek Ana Gıda’nın büyük bir zeytinyağı alıcısı olduğu ortaya çıkıyor.

Dolayısıyla Tuncay Özilhan’ın “Komili’yi da alarak zeytinyağı sektöründe sağladığımız liderliğin aynı zamanda bizlere ciddi bir sorumluluk yüklediğini farkındayız. Bu sektöre ivme kazandıracağız” sözlerinin altını çizmek gerek.

Bu şu anlama geliyor:


Ana Gıda
rotasını henüz tam bulamamış olan zeytinyağı sektörüne yeni bir soluk getirecek.
Zaten ziyaret ettiğimiz Komili’nin yeni fabrikasında Özilhan ve Ana Gıda Genel Müdürü Ümit Ersoy ile sohbet bu konu üzerinde yoğunlaşıyor.
Peki markalı zeytinyağı pazarının yüzde 35’ini elinde tutan Ana Gıda’nın sektörde ağırlığını hissettirmesi nasıl olacak?

ÜRETİCİYE TEKNOLOJİK KATKI
Bu sorunun cevabını Tuncay Özilhan veriyor.


Efes Pilsen’
in, biranın yapımında kullanılan “şerbetçi otu” için yaptığından örnek vererek anlatıyor.


“Bilecik’in yarısı geçimini şerbetçi otundan sağlar. Pazaryeri kasabasına 30 yıl önce şerbetçi otu fideleri verdik. Nasıl yetiştirileceğini öğrettik. Kredi verdik. Arpa için de aynı şeyi yaptık. Arpanın ıslah edilmesini sağladık. Üreticiye destek Ana Gıda’nın kültüründe var”.

Yani Ayvalık’ta üretilen zeytinyağının yüzde 70’ini alan Ana Gıda, zeytin üreticisine önemli bir destek vermeye hazır.


Tuncay Özilhan
açıkça “Köylüye kredi de veririz. Teknolojik katkı da sağlarız. Zamanı geldiğinde piyasa fiyatlarından satın alırız” diyor.

Bir yanda üreticiye destek, diğer yanda Coca-Cola, Efes Pilsen tecrübesiyle zeytinyağı pazarını canlandırma.
Kuşku yok ki, Anadolu Holding gibi büyük bir grubun zeytinyağı sektörüne ivme kazandırmasından Türkiye büyük
kazanç sağlayacak.
Sektörde zorunlar dağ gibi.


Modern tekniklerle yeni ağaçlar dikmek, iç tüketimi canlandırmak, markalaşmak, yeni pazarlara açılmak, AB kotasına karşı lobicilik

faaliyetleri başlatmak.


Ana Gıda
sorunların farkında ve “desteğe hazırım” diyor.
Sektöre nicedir bir “hayat öpücüğü” gerekiyordu.

Dikkat zeytinyağı GDO’suz

DİĞER bitkisel yağlar için bir şey söyleyemeyeceğim ama zeytinyağının GDO’suz olduğu kesin.


Ayvalık 5. Zeytin Hasat Şenliği’
nde kiminle konuştuysak bu gerçeğin altını çizdi.


Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK)
Başkanı Mustafa Tan örneğin.
İç tüketimin canlanması için yıllardan beri çaba gösteren Tan iki müjde veriyor bu yıl:
Birincisi, kişi başı tüketimin 1 litreden 1.5 litreye çıkmış olması.
İkincisi de Türkiye’nin nihayet Uluslararası Zeytinyağı Konseyi’ne yeniden üyelik için başvurusu.


Tan, “10 yıllık bir ayrılıktan sonra Türkiye’nin yeniden üyeliği için önümüzdeki hafta Madrid’e gidiyoruz”
diyor.
Konseye yeniden üyelik de Anadolu Holding’in “hayat öpücüğü” kadar önemli.


Tan,
zeytinyağındaki son verilere de değiniyor.


2009-2010
zeytinyağı üretiminin 147 bin ton olacağı hesaplanıyor.
Bunun 90 ila 95 bin tonu iç tüketim.
Demek ki ihracata 45 bin tonun üzerinde bir miktar kalıyor.
Geçen yıl 23 bin ton zeytinyağı ihraç edilmiş.


45 bin ton
yeni pazar arayışlarını gerektiriyor.


Ana Gıda
Genel Müdürü Ümit Ersoy’un dediği gibi, Türkiye artık Japonya, Çin, Körfez ülkeleri gibi yeni pazarlara yelken açmak zorunda.
Dünyanın her yerinde yükselmekte olan “Akdeniz Diyeti” trendinden pay kapmanın zamanı geldi, geçiyor.

Siz hiç bir zeytin ağacına sarıldınız mı

CUNDA Adası’nda doyumsuz bir manzaraya sahip Necdet Kent Kütüphanesi’nde bir pazar sabahı.


5. Zeytin Hasat Şenliği
için gelenler Kürşat Zeytinyağlarının sahibi Fatma Kürşat ile oğlu Ali Kürşat’ın hazırladıkları ve “Ayvalık tatlarının” ağır bastığı brunch keyfinden sonra kitap imzalatmak için kuyruktalar.
Gazeteci-yazar Nedim Atilla’ya kitabını imzalatanlar bu kez fotograf sanatçısı İsa Çelik’in önündeler.


Komili
’nin sponsorluğunda yayınlanmış olan kitabın adı “Ağaçtan İnsana Zeytinyağı Anıtları”.
Yazılar Nedim Atilla, fotograflar İsa Çelik’e ait olunca ortaya elinizden bırakmak istemediğiniz bir kitap çıkmış.


Nedim Atilla
yaşadığımız topraklarda Antik Çağ’dan günümüze zeytine, zeytinyağına gönül verenlerin peşine düşmüş.
Yazılar kadar fotograflar da müthiş etkileyici.


Ege
’de Sağancı ve Samanlık köyün 80 yaş üzerindeki fertlerinin yaşlı bir zeytin ağacının gövdesine öyle sıkıca bir sarılmaları var ki size gördüğünüz ilk zeytin ağacına sarılmak isteği veriyor.

Ayvalık’ta yeni sezonun ilk zeytinyağı üretildi

A.A.                                                         28.09.2009

Zeytin ve zeytinyağı ile ünlü Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, yeni sezonun ilk zeytinyağı üretildi.

Ayvalık bölgesinde Özgün Zeytincilik Tesisleri’nde deneme amaçlı yapılan ilk üretimde, 2 ton zeytin işlenerek 400 kilogram zeytinyağı elde edildi.

Özgün Zeytincilik’in sahibi Ahmet Sucu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, deneme amaçlı yapılan üretimden memnun olduklarını söyledi.

Zeytin üreticisinin 2009 sezonundan umutlu olduğunu ifade eden Sucu, henüz Eylül ayı sonu olmasına rağmen zeytin yağında güzel bir randıman aldıklarını belirtti.

Zeytin ve zeytinyağında asıl sezonun ise Ekim ayı ortalarından itibaren başlayacağı bildirildi.

51 yıl sonra bulundu

A.A           24.09.2009

ucak1Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, Çiçek Adası (Balık Adası) açıklarındaki Gümüşlük mevkisinde 1958 yılında devriye görevi yaparken arıza nedeniyle denize düşen 9. Ana Jet Üssü 192. Filo’ya ait 894 numaralı F-84G savaş uçağının enkazı 51 yıl aradan sonra bulundu.

İŞTE ENKAZDAN FOTĞRAFLAR

ucak2 ucak3 ucak4 ucak5

Batığa dalış yapan eski sünger avcılarının anlattıkları ve o tarihte 12 yaşında çocuk olan görgü tanığının yardımıyla yaklaşık bir aylık çalışmanın ardından, 51 yıldır unutulan uçağın yerini tespit eden 3 dalgıç, enkazın dalış turizmine kazandırılmasını amaçlıyor.

23 Ağustos 1958′de Balıkesir’deki üssünden kalktıktan bir süre sonra düşen uçağın ve Hava Pilot Teğmen Erol Fercan’ın şehit olduğu kazanın hikayesini araştıran Ayvalık Diving Center’ın sahibi ve eğitmeni Ferdi Yüksel ile dalgıçlar Melih Derneli, uçağın enkazına 16 metrede ulaştı ve görüntüledi.

Üzerinden yarım asır geçmesine rağmen uçak enkazının kokpit bölümü ve pilot koltuğunun bütünlüğünü koruduğu, kanat ve gövde bölümlerinin ise küçük parçalar halinde etrafa yayıldığı gözlendi.

DALIŞ TURİZMİNE KAZANDIRILACAK

Ferdi Yüksel, bir şehidin hatıralarının bulunduğu uçağın enkazını eski sünger avcılarının anlattıkları ve uçağın düşüşünü gören kişinin ifadelerinden yola çıkarak yaklaşık bir aydır aradıklarını söyledi.

Yüksel, uçağın enkazına 16 metre derinlikte ulaştıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:
“Deniz çayırlarının üzerine yayılan enkaz yaklaşık 4 parçadan oluşuyor. Kanadı, kokpiti ve uçağın arka tarafından oluşan büyük üç parça ve döküntülerinden oluşan bir uçak batığı. Bu uçak 1950′li yıllarda düşen F-84G modeli bir jetmiş. Türkiye’nin ilk jetlerindenmiş. Uçağın bu bölgede olduğu tahminen söyleniyordu. Dalış merkezi olarak enkazı bulmayı bir görev olarak üstlendik.”

Batığı bularak dalış turizmine kazandırmak için çalıştıklarını ve bunu başardıklarını ifade eden Yüksel, dalışseverleri batığı görmeleri için Ayvalık’a beklediklerini bildirdi.

Dalgıç Melih Derneli de daha önce eski süngercilerden öğrendikleri koordinatlara geldiklerini ve ekip çalışması yaptıklarını söyledi.

Birkaç gün dalış yaparak enkazı aradıklarını ve sonunda ulaştıklarını kaydeden Derneli, “50 yıldır suyun altında kalan bir tarihi bulmuş olduk. İçinde bir askerimiz şehit olmuş. Sonradan batırılmış bir uçak olmadığı için şu anda Türkiye’de tektir” dedi.

12 YAŞINDAYKEN KAZAYA TANIK OLDU

12 yaşındayken, 1958 yılında uçağın düşme anına tanık olan Yakup İçten ise o günü hala unutmadığını söyledi.
Yakup İçten, kaza anını şöyle anlattı:
“Deniz kenarındaki Gümüşlü fabrikasının önünde bir arkadaşımla oyun oynuyordum. O arada 3 uçak Kaz Dağları tarafından gelip Ayvalık istikametine gitti. 15 yahut 20 dakika sonra bu 3 uçak geri geldi. Uçaklardan bize göre en soldaki düz bir şekilde uçarken sağdaki iki uçak 90 derece yukarı havalandı. Birkaç saniye sonra bu uçak denize kuvvetli bir şekilde vurdu ve tekrar havalandı. Tahminime göre bir bina yüksekliğinden daha fazla havalandı. Daha sonra büyük bir gürültüyle patladı. Parçalara bölündü, 4 parça halinde denize gömüldü. Denize gömüldükten bir süre sonra denizin içerisinden alevler yükseldi. Bizim burada askeri bir gemi ve bir de Altındiş’in (Altındiş lakaplı balıkçı) bir teknesi vardı. Bunun içinde dalgıç teşkilatı da vardı. ‘Selam ağabey’ dediğimiz süngerci buraya daldı. Pilotu paraşütüne sarmışlar ve çıkarmışlar.”

ŞEHİT HAVA PİLOT TEĞMEN FERCAN

Öte yandan, şehit Hava Pilot Teğmen Erol Fercan, 1936 yılında Antalya’da doğmuş, ilköğrenimini Balıkesir’in Edremit ilçesinde yapmıştı. Fercan, Kuleli Askeri Lisesi’nin ardından Hava Harp Okulu’nu bitirmiş ve 1956-1958 yıllarında Kanada’da görev almıştı. 1958 yılından itibaren 9. Hava Üssü 192′nci Filo’da görevlendirilen Erol Fercan’ın cenazesi, İstanbul’daki Edirnekapı Şehitliği’nde toprağa verilmişti.

5 kiloluk çipura yakaladı

A.A.                                         17.08.2009

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, emekli bir işçi, oltasıyla seyrek görülen büyüklükte ve 5 kilogram ağırlığında çipura yakaladı.

Çamlık Sefa Mahallesi 1. Yokuş mevkisi liman içinde balık avlayan emekli işçi Nazmi Karayel’in oltasına büyük bir balık takıldı. Yaklaşık yarım saatlik bir uğraşının sonunda balığı karaya çıkarmayı başaran Karayel, yakaladığı çipuranın 5 kilo ağırlığında olduğunu öğrenince şaşkınlık yaşadı.

Karayel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sezon başından bu yana sabahın erken saatlerinde evinin yakınındaki sahile giderek, oltayla avlandığını söyledi. Bugüne kadar birçok balık yakaladığını belirten Karayel, “Ama bugün yakaladığım balık benim için çok önemli. Bir yandan Ayvalık’ın denizinin sularının ne kadar temiz olduğunun göstergesi, bir yandan da benim gibi amatör balıkçıların yeni gözde mekanı, Ayvalık” dedi.

Ege ve Akdeniz’de yaşayan, ancak kontrolsüz avlanma yüzünden son yıllarda sayısı giderek azalan ve ekonomik değerinin yüksekliği nedeniyle yoğun şekilde çiftliklerde de üretilen çipuranın, daha çok 0,5-3 kilo ağırlığında olanları görülüyordu. 5-6 kiloyu bulan çipuraya ise seyrek rastlanıyor.

Muhtar Kent’ten Ayvalık Ticaret Odası’na ziyaret

Hürriyet  EKONOMİ                                     14.08.2009

Coca-Cola Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Muhtar Kent, Ayvalık Ticaret Odasını ziyaret etti.

Ayvalık Ticaret Odasından alınan bilgiye göre, Muhtar Kent, kısa bir tatil için geldiği Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, Ticaret Odası Başkanı Rahmi Gençer’i ziyaret etti.
Ziyarette, Ayvalık’ta zeytin ve zeytinyağı üretimiyle, artık geleneksel hale gelen “Zeytin Hasat Günleri” hakkında karşılıklı görüş alışverişinde bulunulduğu öğrenildi.

Ayvalık Kültür Sanat Günleri

Tuncel YILMAZ / AYVALIK, (DHA)          09.08.2009
kultursanat

Ayvalık Belediye Başkanı Hasan Bülent Türközen, 6’ncı Kültür Sanat Günleri’nin 15-20 Ağustos’ta gerçekleşeceğini açıkladı.

Etkinlik 15 Ağustos’ta saat 17.00’de Alibey Kültür Merkezi’nde 17.00’de sergi açılışıyla başlayacak. Günseli Kato ve Cem Adrian, ’Ayvalık’ta Suyun Kato Hali’ adlı dinletiyi sunacak. Aynı gece Ayvalık Anfi Tiyatro’da Onur Akın konser verecek.

16 Ağustos’ta saat 17.00’de Cafe İnlaf’ta Cumhuriyet Gazetesi yazarları Şükran Soner, Öner Yağcı ve Faik Bulut ’Cumhuriyet Nereye?’ söyleşisine katılıp kitaplarını imzalayacak. Aynı gece pop müziğin genç yıldızlarından Nil Karaibrahimgil konser verecek.

17 Ağustos’ta Ayvalık Belediyesi Sanat Galerisi’nde Arif Buz, Mustafa Sevinç ve Özcan Tunç’un karma resim sergisi açılacak. Gece de Sadri Alışık Tiyatrosu ’Yeşil Papağan Limited’’ isimli oyunu sunacak.

Şiir etkinliği

18 Ağustos saat 17.00’de İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde ’Şiir Ayvalık’ta’ etkinliği düzenlenecek. Etkinliğe Arif Damar, Ahmet Telli, Asuman Susam, Gültekin Emre, Tuğrul Keskin, Veysel Çolak ve Zeynep Uzunbay katılacak. Gece, Neco, İstanbul Gelişim Orkestrası eşliğinde konser verecek.

19 Ağustos’ta Yaşam ve Kişisel Gelişim Koçu Aynur Tümen, İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde,’Bizi biz yapan seçimlerimiz’ adlı panel düzenleyecek. Gece İstanbul Kraliyet Tiyatrosu ’Deniz altında altı tehamül fersah’ adlı oyunu sergileyecek.

20 Ağustos’ta Sunay Akın, tek kişilik gösterisini sunacak.

Ayvalık Müzik Akademisi’nden süper konser

Tuncel YILMAZ (DHA)                                     02.08.2009

MAkademisi

Balıkesir’in Ayvalık İlçesi’ne faaliyet gösteren Ayvalık Müzik Akademisi masterclass çalışmalarına ve konserlerine devam ediyor.

AYVALIK Müzik Akademisi ‘nin (AİMA) Viyolonsel Masterclass’ının final konseri Alibey (Cunda) Adası Kültür Merkezi’nde düzenlendi. AİMA yöneticilerinden İlker Boran, “Bu yıl 16 kişi eğitim aldı, 10’u aktif, 6’sı pasif öğrenci oldu. Onların hepsi  konser verecek” dedi. Konserde öğrenciler, hocaları Klaus Kanngiesser yönetiminde solo ve grup olarak eserlerini sundular. Gecenin sonunda ise Klaus Kanngiesser solo olarak bir konser verdi. AİMA’da Ağustos sonunda İdil Biret ile Piyano Masterclass’ı olacak.

Korkuyorum ama korkak değilim

Hürriyet EGE                                      26.07.2009

Bekir CoskunHürriyet yazarı Bekir Çoşkun, Ayvalık’ta Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Lozan Antlaşması’nın 86. yıldönümü nedeniyle düzenlediği söyleşiye katıldı.

Kendi yaşamından örnekler veren Coşkun, şunları söyledi:

“Ben çocukken güneş tutulduğunda herkes bir şeylere vurarak gürültü çıkarırdı ki güneş kurtulsun. Tencereler, bidonlar tavalar,tenekeler hatta silah atanlar vardı. Benim de bir tenekem vardı. İki ucunu delmişler paslı tenekeyi boynuma geçirirlerdi ve evimizin toprak damında her güneş tutulduğunda o tenekeye ben de vururdum güneşi kurtarmak için. Şimdi bu anı çocukluk belleğimde var. Sakın küçümsemeyin teneke çalmayı. O bir dayanışmanın, güneşi kurtarmaya çalışmanın yürekliliğini göstermektedir. O tencere ve tavalar, insanların bütünleşip en olmadık şeyleri gerçekleştirme katkılarının ilk sembolüdür. Hepimizin boynunda bir teneke vardır. Gerektiği zaman onu herkes çalar. Nitekim tepkilerin tencere tavaya dönüştüğü bir dönemde çok işe yaradığını hepimiz çok iyi yaşadık. Korkmayın ve sakın küçümsemeyin tenekeleri.”

Sonunda baktık güneş tutulmuş

Korkunun insani bir davranış biçimi, korkaklığın ise kötü olduğuna değinen Coşkun, şöyle konuştu:

“Gelirken içinizde bir endişe hissetmediniz mi? Aklınızdan dahi geçmedi mi? O zaman bir tek benim aklımdan geçmiş. Sizler iyi insanlarsınız. Sizlerin aklından geçmemiş olabilir. Televizyona çıkan gazeteciler, sanatçıları duydunuz. Hep korktuklarını söylemediler mi? Sonuçta baktık güneş tutulmuş. Tenekelerimizi boynumuza astık. Tan tan tan vuruyoruz. Bizim buna vurmamız en demokratik hakkımız. İnsanlık hakkımızdır. Türkler’in içindeki yüce bir duygudur bu. Susturmak mümkün değildir. Kurkutan olabilir. Endişeleriniz olabilir. Ama biz yolumuzdan asla dönmeyeceğiz. Bana her zaman soruyorlar ’Korkmuyor musunuz?’ diye. Korkuyorum ama korkak değilim. Korkmak Allah’ın verdiği bir duygudur. İnsanlar korkabilirler fakat korkuya yenildiğiniz zaman korkaklık olur. O onurlu insanlara yakışmaz.”

Sarımsaklı krize rağmen cıvıl cıvıl

Ahmet ERTAN/AYVALIK (Balıkesir), (DHA)              14.07.2009

BALIKESİR’in gözde tatil merkezlerinden Ayvalık’ın Sarımsaklı Plajları’nda güneşlenen ve denize giren tatilciler, renkli görüntüler oluşturuyor.

Ayvalık’ta 40 dereceye ulaşan hava ve 25 dereceye varan deniz suyu sıcaklığını fırsat bilen tatilciler Sarımsaklı, İğdeburnu, Badavut sahillerini doldurdu. İlçedeki turistik tesislerde doluluk oranının yüzde 90’ların üzerinde olduğu ve kasım ayının ortalarına kadar rezervasyonların sürdüğü belirtildi. Tatilcilerden bazıları teknelerle günübirlik mavi yolculuğa çıkarken, bazıları da su sporları yaptı, deniz yataklarında güneşlendi.

Mare Otel sahibi Murat Özek, “Ramazan öncesi, ilçedeki otellerde doluluk oranları yüzde 90′ları aştı. Birçok otelde, krize rağmen kasım ayının ortalarına kadar rezervasyon yapıldı” dedi.

Billurcu Otel’in sahibi Korkut Billurcu ise Sarımsaklı’nın turizmde bir marka olduğunu vurgularken, “Kaliteyi daha artırıp, kaliteli tesislerde fiyat düşürmeye gitmeden, birlik oluşturup rezervasyonları yapabilirsek hem turizmci hem ülkemiz kazanır” diye konuştu.

DEVAMINI OKU >> Basından seçmeler.