Balık

Sebo - 10 Aralık 2009

DEMLİKTE KALAN ÇAYI ATMAYIN (bakın nelere deva )
Saçınız mat mı?
Saçınızı şampuanladıktan sonra son su olarak bir çaydanlık ılık çayla durulayın. Bakın saçlarınız nasıl ışıl ışılıyor.
Ayağınız mı kokuyor?
Ilık çay dolu bir leğene ayaklarınızı daldırın ve her akşam yatmadan önce 10 dakika tutun. 10 günde koku diye bir şey kalmayacaktır.
Boğaz ağrılarında Posaları süzüp soğuyan demi boğaz ağrılarında ªgargara olarak kullanılır.
Cildiniz çok mu yağlı?
Banyodan çıkmadan son su olarak bir çaydanlık çay ile teninizi ovuşturun, balsam vazifesi görün.
Derinizdeki yaraların temizlenmesi
Çayı, derinizdeki yaraların temizlenmesi ve antibiyotik etki göstermesi için pamukla tatbik ederek kullanabilirsiniz.
Eliniz balık, soğan mı kokuyor?
Balık ayıkladınız, ellerinizi sabunla yıkadınız ve hala balık kokuyor. Ya da soğan soydunuz, soğan kokuyor. işte kurtarıcınız yine çay. Elinizi demli çayla yıkayın. Bakın bakalım hiç koku kalmış mı?
Gözünüz çapak mı yapıyor?
Kaynamış çayı bir tasa koyup buharı gözünüze gelecek biçimde başınızı üstüne koyun. Ya da ılık çaya batırılmış pamugu gözlerinize ve etrafına tatbik edin .
Yemek yerken dilinizi mi ısırdınız?
Yine ilacı demlikteki çaydır. Ağzınızı günde üç defa çalkalayın, diliniz dokuz yerine üç günde iyileşecektir.
Buzdolabınız koku mu yapıyor?
Demlikte kalmış çay posalarını kurutup bir kap içinde buzdolabının orta rafına yerleştirin, kokudan eser kalmayacaktır.

DEVAMINI OKU >> DEMLİKTE KALAN ÇAY…

Sebo - 16 Kasım 2009

Dünyanın en mükemmel üçlüleri;

Bir araya geldiklerinde süper birşey olan üçlüler

- Deniz Kum Güneş
- Yumruk Tekme Kafa
- Mazhar Fuat Özkan
- At Avrat Silah
- Metin Ali Feyyaz
- 3 r yani Ronaldo   Rivaldo   Ronaldinho
- Hale  Lale  Jale
- back to the future 1-2-3
- Kulak Burun Boğaz
- Sigara Bira Çerez
- Tekila, Erik, Tuz.
- cut-copy-paste
- Yatak  Yorgan  Yastık
- Normal – Süper – Kurşunsuz
- Raki Beyaz Peynir ve Kavun
- Gez, Göz, Arpacık
- Üçlü piriz
-Çankiri Çorum Yozgat (18, 19, 66)
- Vatan Millet Sakarya
- Giriş Gelişme Sonuç
- Yol Su Elektrik
- İçki Kumar Kadın
- İnek Şaban, Güdük Necmi Damat Ferit
- Para Para Para
- ctrl alt del
- Görmedim Duymadım Söylemedim
- Devlet Mafya Siyaset
- x,y,z
- Zincir Takoz  Çekme halatı.
- Aydemir Akbaş  Bülent Kayabaş  Hadi Çaman
- Hıncal Uluç, Haşmet Babaoğlu, Kenan Onuk
- good, bad and ugly
- Aykut Kocaman  Rıdvan Dilmen  Oğuz Çetin
- 333
- 1.çinko   2. çinko   tombala
- Ali, Veli, Maria
- Karpuz Peynir Ekmek
- Domates, Biber, Patlıcan
- Debriyaj Fren Gaz
- Erman Toroglu, Şansal Buyuka, Ugur.
- Eyup Sabri Tuncer
- İngiliz-Fransız-Temel
- 90-60-90
Rakı Balık Ayvalık

(daha fazla…)

DEVAMINI OKU >> Üçlemeler

Sebo - 15 Kasım 2009

Sormuşlar ‘evlilik nedir’ diye.Eskiden demiş, kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi biraraya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü. Tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi. O yüzden buna ‘evlenmek‘ denirdi. Şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar, bu yüzden artık evlilik ‘katlanmaktır‘ demiş.’

EVLİLİK

1- Bir adam gazeteye ilan vermiş: ”Eş arıyorum”.
Ertesi gün yüzlerce mektup almış. Hepsi aynı şeyi söylüyormuş.
”Benimkini alabilirsin.” :) )


2- Bir adam karısına arabasının kapısını tutuyorsa emin olabilirsiniz.
”Ya  arabası yenidir ya da karısı!..”

3- Bir genç babasına sorar; ”Baba evlenmek kaça mal olur?”
Baba cevap verir: ”Bilmiyorum oğlum, ben hálá ödüyorum.”

4- Evli erkeklerin psikolojisi arkadaşlarla lokantaya gitmeye benzer.
İstediğin yemeği sipariş edersin, sonra yanında! kinin istediği  yemeği görüp
”Keşke onu i steseydim” dersin.

5- Evliliğin ilk yılında adam konuşur kadın dinler,
ikinci yılında kadın konuşur adam dinler,
üçüncü yılında her ikisi de konuşur, komşular dinler.

6- Bir kavgadan sonra kadın kocasına bağırır:
”Seninle evlendiğimde tam  bir aptalmışım.”
Adam cevap verir: ”Evet aşıktım, fark edemedim.”

7- Bir davette bir kadın arkadaşına sorar; ”Alyansını yanlış parmağına takmıyor musun?” Diğer hanım cevap verir;
”Evet yanlış adamla evliyim  de ondan.”
YAŞINA  GÖRE ERKEK

*20 yaşında erkek FİAT gibidir. Küçük ama hızlı.
*20-30 yaş arasında PORSHE gibidir. Hızlı  ve konforlu.
*30-40 arası erkek VOLVO gibidir. Biraz sıkıcı ama teknik olarak mükemmel.
*40-50 arası erkek OPEL gibidir. Yapabileceğinden fazlasını vaat eder.
*50-60 arasında ise eski bir FORD gibidir. Harekete geçirmek için karbüratöre biraz alkol koymak gerekir.

YAŞINA GÖRE KADIN

*15-25 arasında kadın AFRİKA gibidir. Yarı keşfedilmiş, yarı bakir.
*25-35 arasında AMERİKA gibidir. Tamamı keşfedilmiş ve bilimsel olarak mükemmel.
*35-45 yaşları arasında HİNDİSTAN ve JAPONYA gibidir. Çok ateşli, bilge ve güzel.
*45-55 arasında FRANSA gibidir. Savaştan hasarlı çıkmış ama hala çekici.
*55-60 arasında kadın ALMANYA gibidir. Savaşı kaybetmiştir ama umutları vardır.
*60-70 arasında kadın RUSYA gibidir. Geniş, sakin ama kimsenin gitmediği.
*70’inden sonra kadın TÜRKİYE gibidir. Şanlı bir geçmiş ama gelecek yok.EvlilikEvlilik

DEVAMINI OKU >> Evlilik

Sebo - 15 Kasım 2009

“Yemeği ağzınızdan midenize taşıması 7 saniye alır.

Bir sac teli 3 kg(6.6 lb) kaldırabilir.

Ortalama erkek organı bas parmağın 2 kati uzunluğundadır. .

İnsanın kalça kemikleri betondan daha güçlüdür (sağlamdır).

Kadınların kalbi erkeklerden daha hızlı atar..

Her bir ayağınızda 1 trilyon bakteri bulunmaktadır.

Kadınlar erkeklere nazaran iki kat fazla göz kırparlar.

Ortalama insanin derisi beyninden iki kat daha ağırdır.

Vücudunuz ayaktayken denge sağlamak için 300 kas kullanır.

Tükürüğünüzün çözmediği bir şeyin tadını alamazsınız.
Bayanlar bunu okumayı bitirmiştir.

Erkekler ise hala başparmaklarını kontrol etmekle meşguller “:-)

DEVAMINI OKU >> Bilmesen de olur.

Sebo - 15 Kasım 2009

Konu: Grip Aşısı  veya asrın soygunu. Meşhur grip üzerine yine bir yazı fakat
ilginizi çekecek sorular var.

HALKLARIN EN GÜZEL GÜNLERİNDE SOYULMASI
Dünyada 2000 kişi domuz gribine yakalandı tüm dünya maske takma yarışında.
25 milyon insan AIDS e yakalandı kimse prezervatif kullanmak istemiyor.

ÇIKAR SALGINI
Domuz giribinin arkasındaki ekonomik çıkarlar nelerdir ?
Dünyada her sene milyonlarca insan malaryadan ölüyor halbuki basit bir tül
sineklik onları koruyabilir. Gazeteler bundan bahsetmiyor!
Dunyada her sene 2 milyon çocuk ishalden ölüyor halbuki 23 cm lik bir serum
onları kurtarabilir. Gazeteler bundan bahsetmiyor!
Kızamık ve zature ve diğer hastalıklardan her sene 10 milyon insan ölüyor.
Tüm bu insanlar daha ucuz ilaçlarla kurtulabilir. Gazeteler bunlarda da
bahsetmiyor. !
Bundan yaklaşık 10 yıl önce kuş gribi çıktığında. Bütün gazeteler bizi
bilgiye boğdu.
Bütün diğer salgınlardan daha tehlikeli. Dünyayı tehdit eden salgın!
Gazeteler sadece bu tavukların korkunç hastalığından bahsediyordu. Buna
rağmen toplam insan kaybı 10 sene de 250. Yani senede 25!

Normal grip senede yarım milyon can alıyor. 25e karşı YARIM MİLYON!
Sadece bir saniye: Niçin kuş gribinden bu kadar bahsedildi?
Çünkü bu tavukların arkasında bir “horoz” vardı, büyük ibikli bir horoz.
Uluslararası Roche ilaç grubu Asya ülkelerine milyonlarca doz Tamiflu sattı,
Ingiltere hükümeti halkını korumak için 14 milyon doz satın aldı. Kuş gribi
sayesinde Roche ve Relenza, iki büyük ilaç grubu milyonlarca dolar kar
ettiler.
—Dün tavuklarla, bugün domuzlarla
-Evet bugün domuz gribi psikozu başlatıldı. Tüm dünya medyası sadece bundan
bahsediyor.
—Ekonomik global krizden bahseden, Guantanamodaki işkencelerden bahseden
yok!
—Sadece domuz gribinden ve domuzlardan bahsediliyor.
—Kendi kendime soruyorum: Eğer tavukların arkasında bir “horoz” varsa. Domuz
gribinin arkasında büyük bir domuz olmasın?

Bu mesajı mümkün olduğu kadar çok insana iletiniz, herkes bu büyük
salgının arkasındaki gerçeği görsün.

Çünkü medya sadece kendi sponsorlarının haberlerini veriyor.

Dr. Carlos Alberto Morales Paitán, Pérou

Alıntıdır…

DEVAMINI OKU >> Domuz Gribi

Sebo - 15 Kasım 2009

Karıma dedim ki, “Doğum gününde nereye gitmemizi istersin?”

Yüzünde keyiften eridiğini görmek beni ihya etti!.

“Uzun zamandır gitmediğimiz bir yer olsun !” dedi.

O zaman önerdim, “Mutfağa ne dersin?”

İşte kavga böyle başladı….


Cumartesi sabahı, sakin- sakin giyindim, kahvaltımı ettim,  köpeği kapıp sessizce garaja geçtim..

Kayığı arabanın üzerine atıp, şelaleye doğru yola çıktıydım ki, baktım fırtına çıktı-çıkacak…, garaja geri döndüm, radyoyu açtım, hava durumu, havanın gün boyu böyle gideceğini söylüyor….Eve geri döndüm, yavaşça soyunup, yatağa süzüldüm..

Uyumakta olan karımın vücuduna arkadan sarılıp, arzu dolu, kulağına fısıldadım,

“Dışarıda hava berbat”…

10 yıllık sevgili karım mırıldandı ‘Salak kocam bu havada balığa gitti, inanabiliyormusun?’

Ve kavga böyle başladı…


Bir adamla bir kadın, bebekler gibi uyumakta.

Sabahın üçünde, birden dışarıdan bir gürültü geldi.

Kadın, panik içinde yataktan fırlayıp adama doğru bağırdı  ’Aman Tanrım,

Bu kocam galiba!’

Adam da yataktan fırladı, korku içinde ve çıplak, kendini camdan attı, yere yapıştı. Dikenli çalının arasından koşabildiğince hızlı arabasına koştu;

Birden aydı, geri dönüp yatak odasına girdi, ve karısına : “A s..tir!!! Senin kocan benim!!!’ diye bağırdı.

‘Yok yaa ne kaçtın öyleyse?’

Ve kavga böyle başladı…….


Karıma 14.95.’e bir kasa Miller bira alalım, diyordum ki,

7.95′e bir kutu dondurma almasın mı?.

“Oysa bira ile bu gece, dondurmayla olduğundan daha çekici olurdun” demiş bulundum.

Ve kavga başladı….


Kadın çıplak, yatak odasındaki aynadan kendine baktı.

Gördüğünden pek memnun kalmamıştı ki, kocasına dönüp, -”Korkunç görünüyorum; yaşlı, şişman ve çirkinim!!” dedi ve devam etti:

-”Hadi bana bir iltifat yap, buna ihtiyacım var!!.’

Kocanın cevabı:  “Gözlerin iyi görüyormuş !!.”

Ve kavga başladı……


Karımı restorana götürdüydüm…. Garson, her nasılsa, önce benim siparişi aldı.

“Ben ızgara bonfile alacağım, az-orta pişmiş lütfen.”

“Deli danadan korkmazmısınız?” dedi,

“Cık, dedim o kendi siparişini kendi verir!.”

Ve kavga böyle başladı…


Mezunlar yemeğinde karımla masadayız,
Yandaki masada, sarhoş, elindeki kadehi çevirip duran kadına bakakalmışım.

Karım sordu, – ‘Onu tanıyormusun?’

-’Evet,’ dedim, ‘Eski flörtüm. Duydum ki yıllar önce ayrıldığımızda içmeye başlamış, o zamandan beri kendisini ayık gören yokmuş”

‘Hadi canım!’ dedi karım, “amma uzun kutlamış!!’

Ve kavga böyle başladı…


Emekli olduğumun ertesi, Sosyal Sigortalar’a gidip muüracaatımı yapayım dedim.

Masadaki memure, yaşımı teyit etmek için ehliyetimi istedi.

Ceplerimi karıştırdım, cüzdanımı evde bırakmışım!.

Kadına dedim ki “Bir koşu eve gidip getirebilirim!”.

“-Yok canım”, dedi kadın , ” Gömleğinizi açın lütfen!”… Düğmeleri açtığımda, kıvırcık, kırlaşmış göğüs

kıllarıma bakıp, “bu kır renk, benim için kanıt olarak yeterli!” dedi ve müracaatımı aldı.

Eve döndüğümde, sigortalarda başıma geleni karımla paylaştım.

“Pantolonunu da indireydin keşke!” dedi “maluliyet de bağlarlardı belki!”

İşte kavga böyle başladı…


Oturmuş TV de kanallar arası zaplarken, yanıma oturan karım sordu:

-”Ne varmış bakiim TV’de?”

‘Toz.’ dedim,

Ve kavga başladı…


Karım, yaklaşmakta olan yıldönümümüz için çaktırmadan ayak yapıyordu ..

“Üç saniyede hızla 0 dan, 100 ye çıkabilen bir nesne istiyorum” dedi,

Bir baskül aldım ona!.

İşte kavga böyle başladı…
—————-

Sadullah ağabeyin saksafonu!


Temel İstanbul’a gelmiş. Bebek’te çok müthiş bir bar olduğunu duyunca oraya gidip bir iki kadeh içmek istemiş. Barda içerken etrafına bakıp duruyor ve içinden ‘Ula buranın nesi meşhur?’ diye de söyleniyormuş.
Sıkışmış, tuvalete gitmiş. Bir de bakmış ki pisuvar parıl parıl parlıyor, adeta altından bir pisuvar.
‘Demek buranın numarası da buymuş’ deyip işini yapmış.
Bir iki gün sonra yine aynı bara gelip içkisini içmiş ve yine tuvalete gitmiş. Ama bu defa tuvalette altın pisuvarı yokmuş. İşini bitirip çıktığında garsona sormuş ‘Bu ne iş, zaten barınızın bir numarası yok üstelik altın pisuvarı da kaldırmışsınız!’
Garson seslenmiş ‘Sadullah Abi, gel senin saksafonun içine işeyen adamı buldum!’

————–

DEVAMINI OKU >> Kavga Nasıl Başladı…

Sebo - 15 Kasım 2009

Acaba biz dahamı çok Müslümanız…

*Bu ülkede ezan okunurken mutlaka durup dinlersiniz.

Zira hiçbir minarede sonuna kadar açılmış , yarısıda patlak hoparlörler yoktur.

Müezzin şerefeye kadar zahmet edip çıkar ve oradan okur.

Ve gerçekten çok güzel okur, herkes de dinler.

*Caminin 5-10 metre ilerisinde ki bir kafede yada barda istediğiniz alkollü içkiyi içebilirsiniz.

Kimse, olmaz! Burası camiye 100 metreden yakın, ruhsat verilmez falan demez.

*Kadınlar yasalar önünde gerçekten birinci sınıf vatandaştır.

Mirasta kız çocukları daha önde tutulur.

Kadın istemediği sürece boşanmak çok zordur.

Veee en çarpıcı fark ta şudur;

Bir kadına arabınızla çarpıp yaralarsanız alacağınız ceza ,erkeği yaraladığınız zaman alacağınız cezadan yaklaşık % 50 daha fazladır.

*Çöldeki bedevi bile ana dili gibi Fransızca konuşur.

*Evet, dediğiniz gibi , çölde LandRover la bizi safariye götüren şoför , dümdüz ve kaymak gibi bir asfalt yolda günlerce , saatte 60 km. hızın üstüne çıkmayarak beni deli etmişti.

*Ne tarihi dokuları , ne de cennet gibi bir doğaları var .

Aslında ,yılan, akrep ve çölden başka hiçbir şeyleri yok.

Ama Şubatta da Mayıs ayında da , her taraf turist kaynıyor.

Çok daha fazla.

*Etrafta bir tane bile maganda göremezsiniz.

*Zeytin ağacı ve zeytin üretimi neredeyse bizim kadardır.

Ülke büyüklüğü bizimkinin BEŞTE BİRİ.

Nüfus da yaklaşık SEKİZDE BİRİ !!!

BU ÜLKEYİ TANIYOR MUSUNUZ ?

1- Halkı % 100 müslüman.
2- Cumhurbaşkanını halk, başbakanı parlemento seçiyor.
3- Nüfusu 9 milyon. Ülkede 35 üniversite, 80 kolej var.

Her branşta eğitim veriyorlar.
İlkokul birinci sınıftan, master veya doktoraya kadar tüm eğitim ücretsiz.
4- Aile planlaması yasası, 1956 yılında hazırlanmış.
5- Bu yasa gereğince her aile 3 ten fazla çocuk yapamıyor.
6- Resmi nikah, tek geçerli aile sistemi.

İmam nikahlı ikinci eş yasalarla yasaklanmış.
7- Ülke, çevre değerlerini yasalarla kabul ettiğinden her yer tertemiz.

Çünkü çevreyi  kirletenler hapis cezası ile cezalandırılıyor.
8- Ülkede fakir yok.
9- 800 gr ekmeğin fiyatı 30 kr.
10-Bir kg dana bifteği 13 tl

11- Bu ziraat ülkesinin ihracat malları zeytinyağı,tahıllar,portakal, limon . ton balığı.
12- İthalat çok yüksek vergilere tabi.
13- Türban resmi daireler ve eğitim kurumlarında yasak ancak sosyal yaşamda serbest.
14- Her vatandaş, devletin tüm kurumlarına ve çalışanlarına büyük saygı duyuyor..
15- Turisti mutlu etmek için, golf sahaları, buz pateni salonları, turistik otelleri ve  casino’ları mevcut.
16- Yılda bir kez ağaç festivali düzenleniyor.

Her vatandaş bu festival sırasında bir ağaç  dikiyor.
17- Yılda bir kez dağa tırmanma festivali düzenleniyor.

Hemen hemen her ülkeden bu ülkedeki  boynuz dağına tırmanmak için turistler akın ediyor.
18- Ülkede 60 milyon zeytin, 3.5 milyon portakal ve 800 bin adet limon ağacı var.
19- Kadınlar, yüksek tahsilli ve işgücünde yerlerini almışlar.
20- Din ve devlet işleri tamamen birbirinden ayrı.

Tam bir laiklik  abidesi.
21- Başkentin ana caddesinde kocaman posterde, bir kadın polisin 3 çocuklu  bir hanımı trafikte yönlendirilişi gözüküyor.
22- Bu posterin altında şöyle yazıyor.

”Ülkemizdeki iş kadınları, sokak düzenimizi sağlamakta  baş etkendir.
23- Her öğrencinin birinci lisanı arapça, ikinci mecburi lisanı Fransızca dır.

Bunun haricinde isteyenlere 5 yıl İngilizce eğitimi veriliyor.
24- Ülkenin dış borç gibi bir derdi yok.
25- Her taraf çiçek çimen ve ağaçlarla süslenmiş.

Bunları koparan, yolan, sertifikasız ağaç budayan herkese hapis cezası veriliyor.
26- Yan sokaktan gelen araba olmadığından emin olan taksi şoförleri bile STOP yazılı levhada mutlaka duruyorlar.
27- Sokaklarda gezen bir tek başıboş kedi veya köpek yok

28- Bir şoförün aylığı 400 dolar.

Bunun dörtte birini kiraya veriyor.

Ayrıca en az % 12 si vergi ve sigortaya gidiyor eşi de çalışıyor.
29- Buranın insanları ülkeleriyle gurur duyduklarını söylüyorlar.
30- Toplu taşıma tramvay, tren, dolmuş, otobüs, taksi ve feribotlarla yapılıyor.
31- Emeklilik yaşı 60 olarak belirlenmiş.

Her vatandaş vergisini vermekle gurur  duyuyor.
32- 60 bin kişilik üstü kapalı futbol stadyumları var.
33- Devlette hortumculuk varsa bile, şimdiye kadar hiç duyulmamış ve görülmemiş.
34- İthalattan çok yerli üretime önem veriliyor.
35- Kentlerdeki duvarlarda sanatçıların yaptığı, bizde bazı çevrelerin ” müstehcen”  bulma ihtimali olan kadın resimleri yer alıyor.
36- Art deko tarzı süslü mimariyi yansıtan eski binalar çok iyi korunmuş durumda.
37- Siyasette 4 parti var.

Bu yıl yapılacak başkanlık seçimine 2 aday katılacak.

Hükümette 24 bakan var.
38- Hafta sonu cumartesi ve pazar günleri olarak kabul edilmiş.
39- Bizim paramız dış ülkelerde geçerli olmadıkça kendimizi yeterince kalkınmış  hissetmeyiz diyorlar.
40- Halk sürekli çalışıyor ve üretiyor.

Lüks ve ihtiras peşinde olan yok.

Kazanç ”eşitlikçi” bir biçimde paylaşılıyor.

Bu apaçık belli oluyor.
Bu ülkenin adı Tunus.

Hani örnek aranıyor ya? Türkiye, Mısır falan deniyor ya?

Neden kimsenin aklına Tunus gelmiyor.
O Tunus’un efsanevi lideri Habib Burgiba ise tam bir ATATÜRK hayranıdır bilir misiniz???

DEVAMINI OKU >> Tanıdınızmı acaba…

Sebo - 15 Kasım 2009

Malatyalı imam

Celal Tilgen, Malatya’daki Şeker Camii’nin imamı.

Lakabı, şeker Hoca. Ama bu lakabı sadece camiye borçlu değil.

Tilgen yani namı diğer şeker Hoca, ülkenin en modern din adamlarından biri.

Vaazlarını laptopla veriyor. Soruları internetten yanıtlıyor, vaaz
arası reklam alıyor.

Vaazını ‘Malatyaspor Galatasaray’ı yensin, amin’ diye bitiren ama
kimseden tepki almayan bir din adamı.

Şeker Hoca bir alem hoca : ‘Peygamberimiz yaşasaydı cipe binerdi,
zaten devenin de iyisine binmiş!’ diyor. Teravih namazında eli boş
gelen kadınlara ‘Televizyon programlarına börek çörek yapıp
gidersiniz, buraya eliniz boş geliyorsunuz! ‘ diye takılıyor.
Söylediklerini oya sunuyor, Cuma namazının farzını kıldırıp
‘Memleketin 330 milyar dolar borcu var, haydi şimdi gidip çalışın!’
diye cemaati işlerinin başına gönderiyor. O Malatya’nın ünlü şeker
Camii’nin şeker Hoca lakaplı imamı Celal Tigen. Basın Yayın Halkla
İlişkiler mezunu. Yaşını sorduğumuzda ‘52 modelim!’ diyor. İşte
sorular ve cevaplar:
Cemaatiniz camiden taşıyormuş. Nedir bunun esbab-ı mucibesi?
‘Zebanilerden, cehennemde kaynayan kazanlardan, cehennem ateşinde
yananlardan bahsetmem. Cami korkutma yeri değil, sevdirme yeridir.
Adam camiye zaten dert, ızdırap içinde geliyor. Bir de cehennemden mi
bahsedeceğiz? ‘

Camide promosyon uygulamanız varmış?
‘Gelenleri caminin monoton havasından kurtarmak lazım. Camiye gelen
çocuklara camiyi sevdirmek gerekir. Onlara sorular soruyorum, bilseler de bilmeseler de şehirler arası bilet, çeyrek cumhuriyet
altını veriyorum.’

Camilerde niye devamlı ayakkabılar çalınır?
‘Bizde ayakkabılar kaskoludur. Ayakkabısı çalınana ayakkabı alıyorum.’

Hep böyle grand tuvalet mi giyersiniz?
‘İslam dini cübbe, sarık, takke ve tesbihten ibaret değildir.
Peygamberimiz sıcak iklimde yaşadığı için entari giymişti. Kutuplarda
yaşasa öyle mi giyecekti?’

Hurafeler ve batıl inançlara niçin bu kadar itibar ediliyor?
‘Şiddetle karşıyım. Gidiyorlar türbelere, çaputlar bağlıyorlar, ‘ Al
sana göbek, ver bana bebek!’ bunlarla uğraşıyorlar. Malatya’da Keşaf
Baba Türbesi var. Bir baktım kadınlar türbenin etrafında neredeyse
içki kokteyli yapıyorlar. Yakını içki içen eline viski, şarap, rakı
ne varsa mezara getirmiş. Şimdi bu adam kalksa bunları kovalasa haklı
değil mi? Bunlar dini, takvim yapraklarında, cami diplerinde
öğrendikleri için oluyor.’

Allah bilir sizin internet siteniz de vardır?
‘Cemaate; www.celalhoca. com.tr ‘ye girin, sorular sorun dedim. Cemaat
araştırmış. ‘Hocam bulamadık!’ dediler. Sitem yok, espri yapmıştım.
Ama hazırlıkları yapılıyor, yakında olacak.’

Cuma Namazının farzını kıldırıp cemaati gönderdiğiniz oluyormuş, niye?
‘Bu memleketin 330 milyar dolar borcu var. Namazın farzını
kıldırdıktan sonra; ‘Haydi şimdi gidin çalışın, memleket düzlüğe
çıksın!’ diyorum.’

Sizden rahatsızlık duyanlar yok mu?
‘Neşeli şeyler anlatıyorum diye çok tepki verdiler. Dini
preslemişler, monoton hale getirmişler. İslam dini güler yüzlü bir
din ama namazı bile somurtarak kılıyoruz.’

Şeker Hoca devam ediyor:
‘Şeker Camii’ne yalınayak gelinmesini yasakladım. Ayağında mantar,
egzama, başka bir hastalık olabilir. İnsanlar o ayakla basılan yere
secde ediyorlar. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı’na cemaate galoş
giydirelim dedim. Henüz alamadım ama 1000 tane alıp koyacağım
camiye.’

***

‘Bir gün sabah namazı için camiye gelmiştim. Üstünde hırka olan
birini gördüm ama çok karanlıktı, tanıyamadım.’Kimisiniz?’ dedim,
‘Turgut Özal’ım’ dedi. O sırada başbakandı. Korumalarını atlatıp
gelmiş. Annesi Hafize Hanım’la tanıştırıp aile imamları olmamı, dini
konularda onları yönlendirmemi ve yılda 5 kere hatim indirmemi istedi.
‘Babam için 5 kere hatim indirmiyorum, ancak bir kere yapabilirim! ‘
dedim. ‘Peki, öldükten sonra mezarıma 5 yıl boyunca gelip dua okur
musun?’ dedi.
‘Ya Amerika’da, Arabistan’da ölürseniz, nasıl geleyim?’ dedim, onu da
kabul etmedim.
Ama 4 yıl boyunca Özal ailesinin aile imamlığını yaptım.’

***

‘Bir zaman cami yeni yapıldığı zamanlarda 4 avize gerekiyordu. Halde
çalışan birine; ‘Sen camiye avizeleri getir, ben senin reklamını
yapayım!’dedim. Cami doluyken cemaate; ‘Namazın farzı kaç diye sorsam
aranızda bilen olur, bilmeyen olur. Haydi ondan da vazgeçtim,
abdestin farzını sorsam onu da bilen olur, bilmeyen olur.. Ama
kaliteli, ucuz sebze ve meyvenin hal binası No:47 Şahin Topaloğlun da
satıldığını bilip oraya gidersiniz!’ dedim. 15 gün sonra avizeleri
getirdi. ‘Hocam, gelen giden benim dükkânı soruyor, caminin başka
ihtiyacı var mı?’ diye sordu.’

***

‘Bir ara dünya kupası maçı vardı. Birkaç rütbeli kişi teravih
namazını da, maçı da kaçırmak istemiyordu. ‘Hocam ne yapacağız?’ diye
sordular. ‘Teravihe gelin, hızlı kıldırıp sizi maça yetiştiririm! ‘
dedim. Birkaç rekâtı hızlı hızlı kıldırdım. Sonra biraz rölantiye
almışım. Maça geciktiler. ‘Hocam ne yaptın?
İyi gidiyordun, sonra birden yavaşladın?’ dediler. ‘Yahu radara
yakalandık! Görmediniz mi, cemaatin arasında Malatya Müftüsü vardı?’
dedim.

DEVAMINI OKU >> Şeker Hoca

Sebo - 15 Kasım 2009

ERKEKLER İÇİN KURS

- SON KATILMA TARİHİ 30 Kasım

ÖNEMLİ NOT:

SINIFLARIN İÇERİĞİ SON DERECE KARMAŞIK VE ZOR OLDUĞU İÇİN
HER BİRİNE EN FAZLA 8 KIŞI KABUL EDİLEBİLECEKTİR.

************ ********* ******
KONU 1:
BUZ KALIBINA NASIL SU DOLDURULUR?
ADIM ADIM SLAYTLA AÇIKLAMA

KONU 2:
TUVALET KAĞIDI RULOSU: TAKILDIĞI YERDE KENDİNİ YENİLER Mİ?
YUVARLAK MASA TARTIŞMASI.

KONU 3:
KLOZET KAPAĞINI KALDIRIP DUVARA VE SU BORUSUNA SIÇRATMADAN İŞEMEK MÜMKÜN MÜ?
GRUP ÇALIŞMASI.

KONU 4:
KİRLİ SEPETİYLE YERDEKİ HALI/DÖŞEME ARASINDAKİ TEMEL FARKLAR.
RESİMLER VE GRAFİKLERLE AÇIKLAMA.

KONU 5:
TABAK-ÇANAK,  YEMEKTEN SONRA KENDİ KENDİNE LAVABOYA VEYA BULAŞIK MAKİNESİNE UÇARAK GİDEBİLİR Mİ?

VİDEOYLA AÇIKLAMA.

KONU 6
: KİMLİK KAYBI: UZAKTAN KUMANDAYI BİR PARÇANIZ OLMAKTAN KURTARMAK.
DESTEK HATTI VE YARDIMLAŞMA GRUPLARI.

KONU 7:
ARANAN ŞEYLERİ BULMAYI ÖĞRENMEK, HÖYKÜREREK EVİN ALTINI ÜSTÜNE GETİRMEK YERİNE
DOĞRU YERE BAKARAK BAŞLAMAYI ÖĞRENMEK.
ACIK FORUM.

KONU 8:
EŞİNİZE ÇİÇEK GETİRMEK SAĞLIĞINIZA ZARARLI DEĞİLDİR.
GRAFİKLER VE SES KAYDIYLA AÇIKLAMA.

KONU 9
: NORMAL İNSANLAR KAYBOLUNCA YOLU SORAR.
GERÇEK YAŞAM İTİRAFLARI.

KONU 10
: BAYAN PARK ETMEYE ÇALIŞIRKEN SESSİZCE OTURMAK GENETİK AÇIDAN İMKANSIZ MI?
ARABA KULLANMA SİMÜLASYONU.

KONU 11
: HAYAT DERSLERİ: ANNE VE EŞ ARASINDAKİ TEMEL FARKLAR.
SINIFTA CANLANDIRMA.

KONU 12
: NASIL İDEAL BİR ALIŞVERİŞ ARKADAŞI OLUNUR?
GEVŞEME! EGZERSİZLERİ, MEDİTASYON VE NEFES ALMA TEKNİKLERİ.


KONU 13:
BUNAMAYLA NASIL SAVAŞILIR: DOĞUM GÜNLERİ, YILDÖNÜMLERİ, DİĞER ÖNEMLİ GÜNLER,
UNUTUNCA NASIL ÖZÜR DİLENİR?
BEYİN ŞOKU VE GEREKİRSE OPERASYON

DEVAMINI OKU >> Erkekler için

Sebo - 10 Kasım 2009

ataturk24Atamızın 71. ölüm gününde onu sevdiği şarkılarla anıyoruz.

Dinlemek istediğinizin üstüne tıklamanız yeterlidir.

Atatürk’ün Sevdiği Şarkılar

Yanık Ömer (3.99 Mb)
Kırmızı Gülün Âli Var (3.32 Mb)
Sobalarında Guru da Meşe Yanıyor Efem (4.64 Mb)
Çökertmeden Çıktımda Halilim (3.80 Mb)
Mehrali Bey Ağıtı (4.06 Mb)
Ata Barı (1.73 Mb)
Mızıka Çalındı Düğünmü Sandın (4.27 Mb)
Köroğlu Solağı (3.55 Mb)
Yanık Ömer (3.79 Mb)
Dağlar Dağlar Alişimin Kaşları Kare (3.44 Mb)
Sarı Zeybek (4.60 Mb)
Havada Bulut Yok (4.74 Mb)
Kışlar Doldu Bugün (2.05 Mb)
Hoş Gelişler Ola Mustafa Kemal Paşa (2.78 Mb)

Merhaba Mustafa Kemal Paşa

Bayati Taksim (2.95 Mb)
Merhaba (1.99 Mb)
Bayati S. Se (6.70 Mb)
Viola – Kanun (2.20 Mb)
Atanın Sevgi Nefesi (3.95 Mb)
Mustafa Kemal (2.81 Mb)
Ritim Sol (639 Kb)
Merhaba (1.99 Mb)
Sarayburnu 1934 (5.32 Mb)
Ud Taksim (3.17 Mb)
Keman Solo (2.66 Mb)
Ataya Merhaba (2.00 Mb)

(daha fazla…)

DEVAMINI OKU >> ATATÜRK