Atak

Sebo - 17 Ocak 2010

Cebrail Temel 14 Ocak, 2010

MULTIPL SKLEROZ SEMPTOMLARINI ALEVLENDIREN FAKTÖRLER
NELERDIR?

MS semtomlarini presipite eden en önemli faktörler, enfeksiyon, travma ve gebeliktir. Fakat yapilan bazi çalismalarda bunlarin hiç birinin de yeni atak gelisimini kolaylastirdigi gösterilememistir. Çesitli diger serilerde ise üst solunum yolu veya 4gastrointestinal viral enfeksiyonlarin %5-50 oraninda alevlenmeye yol açtigi bildirilmistir.
Gebelik, risk faktörü olarak belirlense bile bu dönemde alevlenme görülmez, fakat postpartum 3 ay riskli bir dönemdir.
Kadinlarin %43′ünde menstruasyondan önceki günlerde semptomlar alevlenmektedir.
Travma ile ilgili olarak da çeliskili sonuçlar elde edilmektedir. Bir çalismada özellikle travmanin oldugu ekstremitede MS atak bulgulari’nin ortaya çiktigi savunulurken, diger bazi çalismalarda böyle bir iliski saptanamamistir.
Asilar’ in MS atagini provoke edip etmedigi de tartisilan önemli konulardan biridir. Bu konu ile ilgili çeliskili sonuçlar mevcuttur. Asilar içerisinde özellikle hepatit B ve tetanoz asilari pek tavsiye edilmez. Burada hastanin meslegini de göz önünde bulundurarak, arti ve eksileri degerlendirerek sözü geçen asilara karar vermek gerekir.
Stres Günümüzde pek çok hastaligin olusumunda stresin önemli bir payinin oldugunu bilmekteyiz. MS de de stres önemli bir risk faktörüdür. Remisyondaki MS hastalari strese maruz kaldiklarinda akut atak geçirebilmektedirler.
Yorgunluk ve uykusuzluk MS semptomlari arasinda zaten oldukça sik olarak görülen yorgunlugun daha çok santral orijinli oldugu bilinmektedir. Hastalara günlük yasantilarinda çok yorulmamalari asiri egzersizden kaçinmalari ve uykusuz
kalmamalari önerilir.

DEMIYELINIZASYON’ UN OLUSTURDUGU FIZYOPATOLOJIK DEGISIKLIKLER
Demiyelinizasyon’un en önemli etkisi ranvier bogumlari arasindaki elektrik akimini engellemektir. Akut gelisen ve birkaç gün içerisinde düzelen
demiyelinizasyonda sinir liflerindeki iletim blogu patolojik olarak kabul edilmez,fizyolojiktir. Bu durumda düzelmeye yol açan neden remiyelinizasyon degil, lezyon çevresindeki ödem ve akut inflamatuar degisikliklerin gerilemesidir. Muhtemelen remiyelinizasyon da oluyordur fakat bu kismi ve yavas bir süreçtir ve bunun sinir sistemindeki fonksiyonel etkileri bilinemez.
MS’un klasik bir bulgusu, çevre isisinin artisi ve egzersizle semptomlarin alevlenmesidir (Uhthoff Fenomeni). Örnegin sicak banyoda hastanin bir ekstremisinde uyusma veya güçsüzlük gelisebilir veya tek tarafli görme bulanikligi ortaya çikabilir. Bunun nedeni, sicagin sinir liflerindeki elektriksel geçisi bloke etmesidir. Iletim blogu gelismesindeki bir diger etken de demiyelinize sinir lifleri çevresindeki iyonize kalsiyum konsantrasyonunun artisidir.
Hastalarda sigara içmek, yorgunluk ve yukarida bahsedilen bir takim etkenlerle beliren bu reversibl mini ataklar, akut bir MS atagi olarak
degerlendirilmemel idir.

MULTIPL SKLEROZ SEMPTOMLARINI ALEVLENDIREN FAKTÖRLER
NELERDIR?

MS semtomlarini presipite eden en önemli faktörler, enfeksiyon, travma ve gebeliktir. Fakat yapilan bazi çalismalarda bunlarin hiç birinin de yeni atak gelisimini kolaylastirdigi gösterilememistir. Çesitli diger serilerde ise üst solunum yolu veya 4 gastrointestinal viral enfeksiyonlarin %5-50 oraninda alevlenmeye yol açtigi bildirilmistir.
Gebelik, risk faktörü olarak belirlense bile bu dönemde alevlenme görülmez, fakat postpartum 3 ay riskli bir dönemdir.
Kadinlarin %43′ünde menstruasyondan önceki günlerde semptomlar alevlenmektedir.
Travma ile ilgili olarak da çeliskili sonuçlar elde edilmektedir. Bir çalismada özellikle travmanin oldugu ekstremitede MS atak bulgulari’nin ortaya çiktigi savunulurken, diger bazi çalismalarda böyle bir iliski saptanamamistir.
Asilar’ in MS atagini provoke edip etmedigi de tartisilan önemli konulardan biridir. Bu konu ile ilgili çeliskili sonuçlar mevcuttur. Asilar içerisinde özellikle hepatit B ve tetanoz asilari pek tavsiye edilmez. Burada hastanin meslegini de göz önünde bulundurarak, arti ve eksileri degerlendirerek sözü geçen asilara karar vermek gerekir.
Stres Günümüzde pek çok hastaligin olusumunda stresin önemli bir payinin oldugunu bilmekteyiz. MS de de stres önemli bir risk faktörüdür. Remisyondaki MS hastalari strese maruz kaldiklarinda akut atak geçirebilmektedirler.
Yorgunluk ve uykusuzluk MS semptomlari arasinda zaten oldukça sik olarak görülen yorgunlugun daha çok santral orijinli oldugu bilinmektedir. Hastalara günlük yasantilarinda çok yorulmamalari asiri egzersizden kaçinmalari ve uykusuz kalmamalari önerilir.

MULTIPLE SKLEROZ VE D-VITAMINI
ABD li bilim adamları, D vitamininin multiple sclerosis (MS) hastalarında pozitif etki yaptığını saptadı.

Günde 1000 ünite D vitaminini 6 ay kullanan hastalarda, D vitamininin kandaki kimyasal etkiyi değiştirerek, hastalarda pozitif etki yarattığı gözlendi.

Yapılan araştırmanın küçük boyutta olduğuna değinen araştırmacılar, 6 ay sonra hastaların kanlarında yapılan araştırmada, büyüme faktörü olan beta-1 in (TGF-Beta) değişiminin yükseldiğini belirledi. Beta-1 in vücudun bağışıklık sisteminin eksilme ve sindirilmesinde önemli rolü olduğu biliniyor.

Araştırmada, vitamin D kullanan hastalarda, interleuken-2 oranının da düştüğü gözlendi. İnterleuken-2 nin hücrelerle ilişkili olarak, multiple skleroza neden olduğu biliniyor.

Fareler üzerinde yapılan araştırmalarda ise, D vitamininin MS hastalığının oluşmasını önlediği belirlendi.

D vitaminini vücudun cilt vasıtasıyla güneş ışınlarından aldığına değinen araştırmacılar, multiple skleroz hastalığının ekvator ülkelerinde sıfıra yakın oranda olduğunu açıkladı.

Güneş ışınlarının yüksek bölgelerde cilde daha iyi etki yaptığına değinen bilim adamları, bu yüzden MS hastalığının rakımı düşük bölgelerde daha çok görüldüğüne işaret ediyor.

D vitamininin, bağışıklık sisteminde olduğu gibi, kemik sağlığında da yararlı olduğu biliniyor.

*************************
MULTIPLE SKLEROZ HASTALARI ICIN BESLENME ONERILERI
1. Günlük olarak tükettiğiniz protein miktarını azaltın; günlük kalori gereksiniminizin %10 unu proteinlerden temin edin. Hayvansal proteinler yerine mümkün olduğunca bitkisel proteinler tüketin (mercimek, soya gibi).

2. Süt ve süt ürünlerini azaltın, bunların yerine diğer kalsiyum kaynaklarını kullanın.

3. Mümkün olduğunca suni gübreler kullanılmadan ve mevsiminde üretilen (sera olmayan) meyveler yiyin. Ekmek ve benzeri yiyeceklerin hammaddelerinin de bu şekilde üretilmiş olmasına özen gösterin.

4. Poliunsature (çok zincirli doymamış) bitkisel yağları, margarinleri, tüm hidrojenize yağları, kısacası tüm yağları diyetinizden çıkarın. SADECE SAF ZEYTİN YAĞI KULLANIN (mümkünse doğrudan bahçesinde zeytin üreten ve bundan yağ elde edenlerden alın).

5. Omega-3-yağ asitlerini düzenli olarak tüketin (balık, keten tohumu yağı, kenevir yağı).

6. Daha çok sebze ve meyve tüketin.

7. Zencefil ve zerdeçal ı düzenli olarak yiyin.

MS TESHISI
LABORATUAR BULGULARI

Öykü ve nörolojik muayene bulgulari ile RR-MS tanisi konulsa bile laboratuar bulgulari ile bu taninin desteklenmesi gerekir. Fakat surasi da unutulmamalidir ki sadece laboratuar bulgularina dayanarak MS tanisi konulamaz. Hastalik teshisinde eskiden beri kullanilan Poser tani kriterleri artik terk edilmis,bunun yerini McDonald ve arkadaslarinin tani kriterleri almistir.

DIGER LABORATUAR BULGULARI

Görsel uyarilma potansiyeli : Visual Evoked Potential (VEP),
Isitsel uyarilma potansiyeli : Brainstem Auditory Evoked Potential (BAEP), Duysal uyarilma potansiyeli: Somatosensorial Evoked Potential (SEP), tetkikleri araciligiyla özellikle asemptomatik lezyonlar saptanabilmektedir.
Bir çalismada kesin MS olgularinin %70′inde, olasi MS olgularinin ise
%60′inda anormal VEP yaniti bulunmustur. BAEP anormalligi, kesin MS’da %47, olasi MS’da %20′dir.
SEP, anormalligi ise kesin MS’da %69, olasi MS’da ise %51 oraninda elde edilmistir..

CT BULGULARI
Çift doz kontrast madde vererek ve inflamasyondan bir saat sonra CT tetkiki yapilarak akut dönemde MS plaklarini görme sansi artirilabilir.
Burada karisikliga yolaçan iki durum vardir:
1- Akut plaklar, halka seklinde (Ring) kontrast tutan görüntüler verebilir. Bu görüntüler tümör ve apse ile karisabilir.
2- SSS lenfomalari da periventriküler lezyonlara yolaçabilir ve steroid tedavisinden sonra bu lezyonlar kaybolabilir.
Kronik MS olgularinda kortikal atrofi gelisir.

MANYETIK REZONANS GÖRÜNTÜLEME (MRG) BULGULARI
MRG, MS için ilk kez 1981 yilinda Young ve arkadaslari tarafindan
kullanilmistir.
MRG, serebrum, beyinsapi, optik sinir ve spinal korddaki asemptomatik plaklari belirlemede CT’den daha üstündür. Tedavi monitorizasyonunda en güvenilir parametrelerden biridir. MR aktivitesi klinik aktivitenin 5-10 katidir.
MS olgularinin %85′den fazlasinda periventriküler, lateral ventrikül uzun aksina dik, ovoid yapida, çapi 0,5-3 cm. arasinda degisen lezyonlar görülür. Bu görünüme “Dawson’s Finger” denir.
Bu görüntülere neden olan etken subepandimal ve derin beyaz cevher medüller venlerinin etrafindaki demyelinizasyondur.
Periventriküler lezyon yükü ile kognitif fonksiyon bozuluklari arasinda yakin
iliski vardir.
Ikinci sikliktaki yerlesim alani Korpus Kallozum’dur. Klinik olarak kesin MS tanisi alan olgularin %50-90′inda bu yerlesim görülür. Korpus Kallozum lezyonlari sagital planda daha iyi görüntülenirler.
MRG’de çogu plak T1 agirlikli görüntülemede izo-hipointens, T2 agirlikli görüntülemede ise hiperintenstir.
Plaklar, sentrum semiovale, beyinsapi ve serebellumda da yerlesim
gösterebilirler. Yetiskin MS plaklarinin %10′u infratentorialdir. Bazal ganglion hipointensitelerine %10-25 oraninda rastlanmaktadir. MS plaklari %5-10 oraninda gri
maddede yerlesim gösterir.
Ilerlemis MS olgularinda T1 agirlikli görüntülemede hipointens “Black Holes”
denen lezyonlar görülebilir. Bunlar, matriks destrüksiyonuyla birlikte belirgin nörolojik
hasari ve klinik progresyonu gösterir.
MS’da MRG olarak üç tip lezyon görülebilir:
1- Küçük soliter yuvarlak veya oval lezyonlar (Max. çap < 10mm.)
2- Genis soliter yuvarlak veya oval lezyonlar (Çap > 10mm.)
3- Konfluens gösteren, daha genis, iki veya daha çok yuvarlak ve küçük
lezyonun birlesmesinden meydana gelen düzensiz görünümlü veya 5
mm’den kalin olan lineer lezyonlar (Min. > 5mm.) Periventriküler konfluens
kalicidir.

MS’de daha önce de belirtildigi gibi artik McDonald tani kriterleri
kullanilmaktadir (McDonald et al. Recommended Diagnostic Criteria for MS.
Ann Neurol 2001; 50:121-127)
Periventriküler hiperintensite pek çok patolojik durumda ve hatta normal yaslilik
döneminde bile görülebilir. Fakat yasliliktaki periventriküler degisiklikler daha hafiftir
ve lezyon sekilleri MS’dekine göre daha düzdür.
Tüm bu kriterleri klinikle korele etmek gerekir.
Çocuklarda MRG bulgulari eriskinlerden çok farkli olmamakla birlikte,
tumefacient plaklar ve posterior fossa plaklari bu grupta daha sik görülür. Plaklar, bazen beyin tümörleriyle karisan görünümler verebilirler fakat bu son durumda kitle etkisine ait bulgulara rastlanmaz. Bazen eriskinlerde de MRG’de tümör benzeri görünümlere ve meningeal tutuluma rastlanabilir.
MS lezyonlarinin akut dönemde kontrast tutmasinin nedeni kan-beyin bariyerinin bozulmasidir. Bunu vazojenik ödem ve demiyelinizasyon izler. Kan-beyin bariyerinin düzelmesi için yaklasik olarak 8 hafta gerekmektedir. Daha sonra 4 -8 hafta içinde ödem çözülür, astrositik proliferasyon gelisir. Lezyonlarin kontrast 13 tutmasi 6-12 hafta içinde giderek azalarak kaybolur. Kontrastli MRG tetkikinde kesintili halka (open ring) görünümünün MS için tipik oldugu belirtilmektedir. MRG’de
kontrast tutan ve tutmayan lezyonlarin ayni anda bulunmasi bu lezyonlarin daha çok MS ile uyumlu oldugunun bir göstergesidir.
MRG de , hastalik aktivasyonunu gösteren belirtilen sunlardir.
1- Yeni lezyonlarin ortaya çikisi,
2- Kaybolan bir lezyonun yeniden ortaya çikmasi veya reaktivasyonu
3- Eski lezyonlarin genislemesi veya reaktivasyonu , 1 cm den küçük lezyonlarda %70 lik. 1 cm den büyük lezyonlarda ise %10 luk bir büyümenin olmasi aktivasyonu göstermektedir.
4- Lezyon çapinda artis olsun veya olmasin bir lezyonun Gd tutmasi. Bir
lezyonun kontrast tutmasi, kan beyin bariyerinin bozuldugunun bir
göstergesidir. Kontrast tutan lezyonlarin %56 si derin beyaz maddededir (non-periventriküler) %23’ü periventriküler, %21’i de gri beyaz madde sinirindadir.
5- Periventriküler lezyonlar daha çok kronik lezyonlardir. Akut lezyonlar
siklikla korono radiata ve sentrum semiovale beyaz maddesinde yeralir.
Aktif lezyonlarin seyriyle ilgili yapilan bir çalismada bu plaklarin %59′unun küçülerek kayboldugu, %25′inin aktivitesini sürdürdügü, %16’sinin konfluens gösterdigi anlasilmistir.
Spinal kordun görüntülenmesi MS tanisinda MRG sensitivitesini arttirmaktadir.
Bununla birlikte spinal kordun görüntülenmesinde bir takim güçlükler vardir. Bunlarin
basinda hareket artefaktlari gelmektedir. Spinal ve kortikospinal yoldaki bir plak beynin herhangi diger bir yerindeki plaga göre daha çok klinik belirti verir.
Spinal kordu etkileyen ve MS ile karisabilen bir takim hastaliklar da vardir.
Bunlar:
Devic hastaligi: Bunda spinal kordun birden fazla segmentinde ödemle uyumlu lezyon bulgulari vardir. Beyin patolojisine rastlanmaz. MS’da ise spinal kordda daha küçük bir segmentte lezyon görülür.

Klinik olarak kesin MS tanisi alan spinal kord lezyonlu olgularda MRG tetkikinin yanisira patolojik incelemeler yapilmis ve bunlarin %10′unda beyinde ya hiçbir lezyon bulunamamis ya da çok az lezyon görülmüstür.
Bu nedenle MS tanisi süpheli olan olgularda spinal MRG tetkikinin ayri bir önemi bulunmaktadir.
Son yillarda yapilan ve RR-MS ve Kronik Progresif Formdaki MS olgularini içeren iki çalismaya göre spinal korddaki yeni gelisen lezyonlar, beyinde gelisen yeni lezyonlara göre daha çok semptomatik olmaktadir.
Bir diger çalismada MS’a bagli Izole spinal kord sendromu olan hastalarin %64′ünde servikal bölgede lezyon gösterilmis, bu oran torakolomber bölge için %28 olarak belirlenmistir. 14
PPMS ve SPMS MS’da MRG’de genellikle spinal kord atrofisi görülse de aralarinda genel MRG bulgulari olarak bazi farkliliklar bulunmaktadir.
- PPMS’da yeni lezyonlara daha az rastlanir. Lezyonlar küçüktür ve kontrast madde tutmaz.
- RR-MS veya SPMS’da ise lezyonlar daha yaygin ve büyüktür. Yeni lezyonlarvardir. Lezyonlar kontrast madde tutar.
Spinal kord anormallikleri, Fast Spin-Echo veya Turbo Spin-Echo sekansları ile daha iyi görüntülenebilir. Fast Fluid- Attenuated Inversion Recovery Imaging
(Fast FLAIR) teknigi ile daha çok juxta-kortikal lezyonlar belirlenebilir, fakat bu teknik sipnal kord ve posterior fossa lezyonlarini belirlemede yetersizdir.
Magnetik Rezonans Spectroscopy (MRS), noninvasiv bir tetkiktir ve MS
plaklarindaki metabolik degisikleri ve MS prognozunu belirlemede önemi vardir. . N-acetyl aspartate (NAA) sadece nöronlarda bulunur, kronik MS lezyonlarinda NAA piki azalir. Çesitli farkli görüsler olmasina karsin bu kimyasal degisikligin akson kaybinin bir yansimasi oldugu kabul edilir.

Spektroskopik görüntüleme ve relaksasyon analizi teknikleri ile standart MRG de normal görünümlü beyaz maddenin (NAWM) aslinda anormal oldugu anlasilmaktadir. Magnetisation Transfer Imaging (MTI) ve T2 relaksasyon analizleri ile stabil lezyonlardaki demiyelinizasyon derecesi saptanabilir.

“Alıntıdır Facebook”

DEVAMINI OKU >> MS Hastası ve yakınları için Bilgiler