Sebo - 17 Ekim 2010

EN BÜYÜK DERDİMİZ

Geçen gün gözüme internette ilginç bir haber ilişti..Aynen şöyle ;

Southern Queensland’s Üniversitesi’nde yürütülen çalışma, metabolik sendrom belirtisi görülene kadar yüksek oranda karbonhidrat ve yağ içeren diyet ile 8 hafta boyunca beslenen fareleri kapsıyor. 8 hafta boyunca zeytin yaprağı özüyle güçlendirilmiş kahve içirilen farelerin normal kahve içenlerle karşılaştırıldığında kardiyovasküler, karaciğer ve metabolik belirtilerde iyileşme gösterdiği tespit edildi.

Araştırmacılar, zeytin yaprağı özünün anti-inflamatuar özelliğinden dolayı kilo verdirdiğini belirterek, “Yeşil çay, zerdeçal, aspirin türevlerinin ve ibuprofen’in benzer şekilde kilo verdirme etkisinin olduğu düşünülüyor” dediler.

American Journal of Nutrition isimli tıp dergisinde yayınlanan araştırmada, fareler üzerinde ortaya çıkan sonuçların beklenenin ötesine geçtiği kaydedildi.

Zayıflamakla ilgili birçok şey duydum, okudum ve denedim ama zeytinyaprağının zayıflattığını ilkkez duydum.
Zeytinin ve zeytinyağının bol olduğu bir yerde yaşadığım için şanslıyım o zaman :) )
Ama ben yinede zayıflamanın yemeği azaltıp, spor yapmaktan geçtiğine inananlardanım. Yani yediğinin yarısı, yaptığının 2 katını yapmalı yoksa diğer Hiçbir yöntemin işe yarıcağına inanmıyorum.
Bununla beraber aç kalmadan zayıflanılmadığını herkes biliyordur artık. Benden size tavsiye;
Açlık hissini duyar duymaz hemen bir şeyler yemeye kalkmayın, on dakika bekleyin. Belki bu süre içinde ortaya çıkan o açlık arzusunun önüne geçmiş veya açlık durumunuz herhangi bir gıda almadan da azalmış olacaktır. Bu durumda hemen bir bardak su için mesela. Mideniz dolduğunda doyma refleksi sayesinde açlık hissinizi kandırmış olacaksınız.

ve 2 saatte bir kalorisi düşük gıdalar yani meyva sebze tüketmeliyiz.Mesela Elmada yalnız 50 kalori vardır ve doyurucudur.Bunun yanında güzel bir salatada pekala açlığımızı bastırabilir
.
Bununla beraber bol su içmeliyiz siyah çay yerine, yeşil çayı tercih etmeliyiz.ki metabolizmamız çalışsın. Özellikle Yemeklerden önce içilen su tokluk hissi verir. Yağların vücutta depolanmasını önler.
.

Özellikle yeşil çayın Kansere karşı koruyucu etkisi olduğu,antioksidan ve zayıflattığı bununla birlikte sayısız yararları olduğunu duymuşsunuzdur .Özelliklede biz kadınlar için çok faydalı olduğununu

Zayıflama yöntemleri adı altında birçok uygulama yapılıyor.Buda vücut sağlığımızı olumsuz yönde etkiliyor.Ben herzaman az yiyerek sağlıklı beslenmeden yanayım.Yaptığımız diyetlerin yanında içtiğimiz bitkisel çaylar bize kilo vermede faydası olur.

Belki gün gelir biz kadınlar için zeytin yaprağından bitkisel zayıflama haplarıda piyasa çıkar.:))

Sinem Berk

AYVALIK

DEVAMINI OKU >> EN BÜYÜK DERDİMİZ. Yazan: Sinem Berk

Sebo - 10 Aralık 2009

DEMLİKTE KALAN ÇAYI ATMAYIN (bakın nelere deva )
Saçınız mat mı?
Saçınızı şampuanladıktan sonra son su olarak bir çaydanlık ılık çayla durulayın. Bakın saçlarınız nasıl ışıl ışılıyor.
Ayağınız mı kokuyor?
Ilık çay dolu bir leğene ayaklarınızı daldırın ve her akşam yatmadan önce 10 dakika tutun. 10 günde koku diye bir şey kalmayacaktır.
Boğaz ağrılarında Posaları süzüp soğuyan demi boğaz ağrılarında ªgargara olarak kullanılır.
Cildiniz çok mu yağlı?
Banyodan çıkmadan son su olarak bir çaydanlık çay ile teninizi ovuşturun, balsam vazifesi görün.
Derinizdeki yaraların temizlenmesi
Çayı, derinizdeki yaraların temizlenmesi ve antibiyotik etki göstermesi için pamukla tatbik ederek kullanabilirsiniz.
Eliniz balık, soğan mı kokuyor?
Balık ayıkladınız, ellerinizi sabunla yıkadınız ve hala balık kokuyor. Ya da soğan soydunuz, soğan kokuyor. işte kurtarıcınız yine çay. Elinizi demli çayla yıkayın. Bakın bakalım hiç koku kalmış mı?
Gözünüz çapak mı yapıyor?
Kaynamış çayı bir tasa koyup buharı gözünüze gelecek biçimde başınızı üstüne koyun. Ya da ılık çaya batırılmış pamugu gözlerinize ve etrafına tatbik edin .
Yemek yerken dilinizi mi ısırdınız?
Yine ilacı demlikteki çaydır. Ağzınızı günde üç defa çalkalayın, diliniz dokuz yerine üç günde iyileşecektir.
Buzdolabınız koku mu yapıyor?
Demlikte kalmış çay posalarını kurutup bir kap içinde buzdolabının orta rafına yerleştirin, kokudan eser kalmayacaktır.

DEVAMINI OKU >> DEMLİKTE KALAN ÇAY…

Sebo - 18 Kasım 2009

Yudumlama “Metodu”

Rakıya buz atmak caiz değildir. Ağza alınacak rakıya katılacak tek dünya malzemesi sudur, su…

Rakı da, rakının huzuruna çıkacak su da, saatler önce buzdolabına konmuş olacak. Evde ise rakı şisesi de, su sürahisi de, devamlı buzdolabı içinde duracak. Onların yeri orası! Öksürük şurubu konmaz, bu ikisi mutlaka buzdolabında durur. Erbabı elbet, kadehleri de, su bardaklarını da, rakı ve rakı suyuyla birlikte buzdolabına koymuş olur. Bardakta rakıyla soğutulursa ölçü kaçar.
Ciddi meyhaneler bunların hepsini, bu soğuklukta bekletir. Soğutulmuş rakı ve suyu, ille de parça buz atarak soğutan meyhanecinin alnına keriz sıfatı mürekkeple yazılmalıdır.
Diyelim ki hepsi istediğimiz gibi soğuk geldi.
Soğuk bardağa önce soğuk su, daha sonra soğuk rakı dökülür.
Bu döküşler de, çeşme boşaltır gibi olmaz.
Su da, rakı da ince iplik gibi ve çok yavaş akıtılır.
Su miktarı rakıı miktarından mutlaka daha az bırakılır, yoksa rakının tadı bozulmuş olur.
Gençliklerinde rakıyı sek içen yaşlılar, o günleri zevkle anarlar. Çünkü ömür boyu sek rakıya dayanılamaz.
Bardağa ya da adı kadeh ise, ona önce rakı dökülmez, önce soğuk su ardından rakı dökülür. İyi karışma böyle sağlanır.
Böylece içmeye ciddi olarak hazırlanmış kadeh, önce ağza götürülmez, burna götürülerek koklanır. Derin nefes çekilir.
Daha sonra demci arkasına yaslanarak bardağı ağzına yavaşça yaklaştırır ve önce mutlaka yarım yudum alıp hemen yutmaz… Ağzında yavaşça dolaştırıp, dişleri arasından ciğerlerine hava çeker. Amaç, mideden önce akciğerlerin de, şölenden nasibini almasını sağlamaktır.
Alınacak ikinci yudumdan sonra arkaya yaslanarak kafa hafiften yukarı kaldırılır, bütün yudum çok yavaş ve kibarca yutulur.
(Burası önemli ) Yutar yutmaz da oturulan yerde, helezoni olarak yavaşça sallanılır. Bu hareketin ciddi amacı, rakının mide borusundan helezoni olarak inmesini sağlamak, yani yolunu uz atmaktır…

Çünkü Bektaşilere göre, rakının bedene en çok zevk verişi, gırtlaktan mideye inişi sırasındadır.
Bu yol helezoni olarak uzamalıdır ki, demcinin zevki artsın.

Herkes bilir: Develerin boynu çok uzundur.
Bu nedenle yolda yürüyen Bektaşi, bir deve görünce kıskanmış ve;
“Vay anam! Ne güzel içer bu yahu!” demiştir.

Rakısız kalmamanız dileğiyle

DEVAMINI OKU >> Yudumlama…