Sebo - 12 Mart 2010

Cebrail Temel

12 Mart, 2010 (Facebook)

MS hastalığını tedavi eden hekim olarak tanınan Dr. Emin Mindan birçok ölümcül hastalığın nedeni olarak yanlış beslenmeyi görüyor. Dr. Mindan doğru beslenmeye dair her şeyi star Pazar’a anlattı

Türkiye, Dr. Emin Mindan’ı beynin görme, konuşma, yürüme gibi fonksiyonlar üzerindeki kontrol kabiliyetini bozan MS hastalığını tedavi eden doktor olarak tanıdı. Uzmanlığı çocuk hekimliği olan Mindan ‘Çocuklar nasıl daha az hastalanır’ üzerine yıllardır sürdürdüğü çalışmaları sırasında MS’li hastalarla tanıştı.

MS’in diğer yaygın ve ölümcül birçok hastalık gibi büyük oranda yanlış beslenmeyle ortaya çıktığını tespit eden Mindan, bu hastalar üzerine uygulanan doğru bir beslenme tedavisinin hastalığı gerilettiğini gördü. Ancak Mindan’ın beslenmeyle ilgili tespitleri sadece MS hastalarıyla sınırlı değil. Sağlıklı yaşamak isteyen herkesin Mindan’ın söylediklerini dikkate almasında fayda var. 60 yaşındaki Mindan kendi yaşamında da tavsiye ettiği beslenme şeklini uyguluyor ve son derece sağlıklı bir hayat sürüyor. İşte MS’le savaşta büyük zaferler kazanan Dr. Emin Mindan’ın hem hastalar hem de sağlıklı yaşamak isteyenlere önerileri.

Ağır metallerden arınmanın yolu soğandan geçiyor

HASTALIKLARA sebep olan ağır metalleri aşılarla, saç boyalarıyla, sıkılaştırıcı krem ve rujlarla, egzoz dumanının havaya, meyve ve sebzelere karışmasıyla bir şekilde vücudumuzda biriktiriyoruz. Vücutta ağır metal olup olmadığını bir ilaç vererek idrarda tespit ediyoruz. Saçta ve vücut kılında da tespit edilebiliyor. Ağır metal birikimi vücutta halsizlik, sık sık enfeksiyonlara yakalanma, unutkanlık, yorgunluk, beyinde biriktiği için panik atak ve depresyona yol açabilir. Cem Kınacı adlı bir hekim arkadaşımız ile vücudu ağır metalden arındırmaya çalışıyoruz. Çok ilginç sonuçlarla karşılaştık. Yıllarca afttan kurtulamayan çocuklarda kurşun zehirlenmesi olduğunu gördük. Vücudun bu ağır metallerden arındırılmasına şelasyon diyoruz. Sarımsak, soğan, yeşil gıdalar ve yosunlar ağır metallerin vücuttan atılmasını sağlıyor. Özellikle tek hücreli yosun spirulina, Arapların bitkilerin atası dediği alfalfa, kelp dediğimiz deniz yosunları vücuttan ağır metalleri atan doğal bitkiler…

Baharat olarak zerdeçalı içecekte kefiri tercih edin

Beyaz ekmek tıpkı şeker gibi çok zararlı. Kepek ekmeğinin de beyaz unla yapılan ekmekten pek farkı yok. Ekmek olarak tam buğday ekmeği az miktarda tüketilebilir.

Kefir dünyanın en büyük buluşu. Kansere, sinir sistemine, alerjik hastalıklara karşı koruyor. Kefiri taze sütle ya da günlük pastörize sütle mayalamak lazım. Sağlığına önem verenlere günde 1-2 bardak kefir içmelerini öneriyorum.

Et olarak sadece kuzuyu tercih edin. Çünkü kuzuyla çok oynanmıyor. Tavuklar da artık faydasız hale geldi. Tavuk yerine hindi tüketebilirsiniz.

Her gün yumurta, peynir, kefir ve kefirle mayalanmış ev yoğurdu, az miktarda tereyağı ve zeytinyağı, patates hariç tüm sebzeleri tüketmekte fayda var. Yeşil sebzeler ve filizler, soğan ve sarımsak da vücudu arındırmada çok önemli. Meyvelerden az şekerli olanları ve özellikle böğürtlen ve yabanmersinini tercih edin.

Yemek pişirirken güveç, cam ve toprak kaplar kullanın. Buharda pişirmeyi veya ızgarayı tercih edin. İlle de kızartma yapılacaksa sarımsaklı yoğurtla tüketerek yan etkilerini ortadan kaldırmak lazım.

Kebabı az ekmekle, şalgam ve yeşillikle tüketirseniz zararı daha az olur.

Baharatlar birçok gıda takviyesinden daha iyi. Mesela köri ve zerdeçal mutlaka kullanılmalı. Üzüm çekirdeği ekstresinin de göz damarlarını ve kılcal damarları koruma özelliğiyle gıda takviyesinde özel bir yeri var.

Küçük balıklar daha az ağır metal topluyor. Bu nedenle küçük balıkları ve omega 3 bakımından zengin olan sardalye, somon, uskumru ve alabalığı yiyebilirsiniz.

Belirtileri ciddiye almamak MS teşhisini güçleştiriyor

BİR sinir sistemi hastalığı olan Multipl Skleroz (MS) sinirleri koruyan ve sinirsel iletimi sağlayan miyelin kılıfının zarar görmesiyle ortaya çıkıyor. Bu hastalıkta vücut kendi dokularını yabancı gibi algılayarak zarar vermeye başlıyor. MS’li hastaların çoğu 20 ile 40 yaş arasında. Son yıllarda çocuklarda görülme sıklığı artmış durumda. MS, kadınlarda 2- 3 kat fazla görülüyor ve Türkiye’de yaklaşık 40 bin MS hastası bulunuyor.

Hastalığın belirtileri arasında ise uyuşma, karıncalanma, ağrı, yanma ve kaşıntı, görme bulanıklığı, göz ağrısı, çift görme, baş dönmesi, yürüme ve denge bozuklukları, titreme, eklem tutulması, yorgunluk, felçler, idrar ve dışkı kaçırma, sürekli huy değişiklikleri, depresyon, manik davranışlar görülüyor. MS bulguları başlangıçta sinsi olabiliyor ve keçelenme ve uyuşma gibi bulgular vesvese olarak kabul edilebiliyor, bu nedenle kesin tanı konulması uzun zaman alabiliyor.

Vücuda toksinlerin girmesinin nedeni şekerli ve unlu gıdalar

Gerek ağır metaller, ozon tabakasının delinmesi ve rafine un, şekerin tüketiminin artması gerekse omega 6 bakımından zengin ayçiçeği, mısırözü, margarin gibi ürünlerin kullanılması insanların sağlıksız bir ortamda yaşamasına neden oluyor. MS’de yaş ortalaması gittikçe düşüyor ve hastalık çok daha sık görülüyor. Çünkü MS’i oluşturan sebepler gün geçtikçe artıyor. MS’in oluşumunda birinci sebep bağırsak florasının bozulması. Sindirim sistemimizde probiyotikler asker gibi toksinleri, sindirilmemiş proteinleri, zararlı maddeleri hatta kanser hücrelerini içeri sokmuyor. Ancak şekerli, unlu gıdalar, ağır metaller, antibiyotikler bağırsak geçirgenliğini artırıyor. Böyle olunca bağırsaktan içeriye sindirilmemiş gıdalar ve toksinler giriyor. Vücut ürettiği antikorlarla kendi beynini vuruyor. Yaptığımız tedavide bunları ortadan kaldırmaya çalıştık. ABD’de bizimkine benzer bir tedavi olarak Schwank Diyeti var. Bir sene kadar et ve sindirimi zor gıdaları yasaklayıp sebze türü gıdaları veriyorlar. Akupunktur yapıyorlar ki; akupunktur doğru yapıldığı zaman bünyeyi kuvvetlendiriyor. Bir de doğal takviyeler veriyorlar. İngiltere’de ise hiperbarik oksijen tedavisi ve diyet bir arada kullanılıyor.

Güneş kremi D vitaminini engelliyor

YARDIM ettiğimiz hastalarda öncelikle rafine un, şeker ve tatlı gıdaları kaldırdık. Bünyeyi güçlendiren özel gıdaları listeye ekledik. Birçoğunda D vitamini eksikliği var. Aslında güneşlenmeyi bilmiyoruz. Tatile gittiğimizde kısa zamanda uzun süre güneşte kalıyoruz ama koruyucu kullanıyoruz. Bunlar bizim D vitamini almamızı engelliyor. Aslında yazın saat 11.00-14.00 dışında düzenli güneşe çkmak birçok hastalığa karşı güçlen-memizi sağlar. Biz de D vitamini veri-yoruz. Omega 6’yı ayçiçeği, margarin ve diğer gıdalardan çok fazla alıyoruz. Omega 3’ü sadece balık ve birazcık da semizotundan aldığımız için vücut dengemiz bozuluyor.

DEVAMINI OKU >> Beslenme

Sebo - 10 Mart 2010

Cebrail Temel 10 Mart, 2010  Facebook

Karıncaya sormuşlar; ” nereye gidiyorsun?”, ” dostuma”, demiş.
”Bu bacaklarla zor” demişler.
Karınca; ” olsun, varamasam da yolunda ölürüm” demiş..
Yolunda ölünecek dostlara…

Farkında olmayabilirsin ama %100 doğru:
1. Bu dünyada uğrunda ölebileceğin en az iki kişi vardır.
2. En azından 15 kişi öyle ya da böyle seni seviyordur.
3. Herhangi birinin senden nefret edebilmesinin tek sebebi, aslında sadece senin gibi olmak istemesidir.
4. Senden gelecek bir gülümseme bazılarına mutluluk getirebilir, o senden hoşlanmasa bile.
5. Her gece, birisi uykuya dalmadan önce seni düşünüyor.
6. Birisi için dünyalara bedelsin.
7. Çok özel ve teksin düşüncesinde ki arkadaşlarını unutma
8. Varlığını bile bilmediğin biri seni seviyor.
9. Hayatındaki en büyük hatayı yaptığın zamanda bile, ondan hayırlı birşey çıkar.
10. Ne zaman dünya sana sırtını dönmüş gibi hissedersen, dön ve bir daha bak. SANMA Kİ DERT SADECE SENDE VAR..
11. Her zaman aldığın iltifatları hatırla. Kaba sözlerin hepsini unut.

DEVAMINI OKU >> Yolunda ölünecek dostlara.

Sebo - 25 Şubat 2010

Alıntı (Facebook. Cebrail TEMEL 24 Şubat 2010

Kız arkadaşımda MS hastalığı var. Evlenmeyi düşünüyorum. İleride çocuklarımız olursa onlarda da olur mu ya da hastalık bana bulaşır mı? H.Tok-Tarsus

MS (genelde emes olarak okunur) diye kısaltılarak bahsedilen hastalığın tam ismi Multiple Sclerosis`tir. MS, insanda sinir sistemini etkileyen, kronik bir hastalıktır. Bu hastalık sonucu kişi fiziksel olarak engelli hale gelebilir ama bu durum mutlaka böyle olacak diye bir kural da yoktur. İnsanlara boş umutlar vermek ne kadar sakıncalı ise, yersiz endişelere sevk etmek de aynı şekilde yanlıştır. Benim de takibine katkıda bulunduğum birçok MS`li hastam yıllardır yaşamlarını sağlıklı olarak sürdürmektedir. Bugün için MS`i tamamen iyileştirecek bir tedavi yoktur ama tıp dünyası uygun ilaç ve iyileştirme metotları ile belirtileri giderebilmekte, hastalığın gidişini yavaşlatmakta ve hastalar üretken bir yaşam sürmektedirler.

GENLERİN ROLÜ ÇOK AZ

MS`in kalıtsal olduğuna dair kuvvetli delil bir yoktur. Fakat oluşumunda genlerin az da olsa rolleri olabilir. Anne ya da babası MS olan bir çocukta hastalığın görülme riski yüzde 2 civarındadır. Size ise kesinlikle bulaşmaz. Bildiğiniz gibi sinir sistemi, tüm vücudu sinir hücrelerinden oluşan bir haberleşme ağı ile sarar ve ilettiği mesajlar ile dokunma, koklama, görme, duyma, düşünme gibi işlevler gerçekleşir. Aynı zamanda konuşma, yürüme, nefes alma gibi kas fonksiyonları da yerine getirilir.

ERKEKLER DAHA ŞANSLI

MS`de haberleşmeyi sağlayan elektriksel iletide bozukluklar ortaya çıkar. Bu bozukluk sonucu yukarıda kısaca tarif edilen sinir sisteminin işlevlerinde aksaklıklar meydana gelir. Hücrelerdeki hasar her ne kadar vücut tarafından tamir edilmeye çalışılsa da, bu süreç yıkımdan daha yavaş işler. İlk belirtilerini gençlerde vermeye başlayan MS kadınlarda erkeklere göre iki kat daha fazla görülür. En sık görülen erken belirtiler; karıncalanma, uyuşukluklar, denge kaybı, yürüme bozukluğu, bir ya da daha fazla uzuvda güç kaybı, bulanık ya da çift görmedir. Hasarın bulunduğu sinir dokusu nerelere ileti yapıyorsa oraya dair şikayetler ortaya çıkabilir. Evlenmeyi düşünen MS`li çiftler hastalığın ne olduğunu ve nasıl seyrettiğini mutlaka bilmelilerdir. Fakat evlenme kararını size aldıracak olan birbirinize karşı hissettiğiniz sevgidir.
Dr. Eren Eroğlu

İngiliz bilim adamları lösemiyi tedavide kullanılan bir ilacın, kısaca MS olarak bilinen multiple sclerosis hastalığının etkilerini azalttığını açıkladı

İngiliz bilim adamları lösemiyi tedavide kullanılan bir ilacın, kısaca MS olarak bilinen multiple sclerosis hastalığının etkilerini azalttığını açıkladı.

Cambridge Üniversitesi`ne bağlı araştırmacılar Alemtuzumab adlı ilacın, MS hastalarının geçirdiği krizlerin sayısını azalttığını açıkladılar. İlacın beyin hücrelerini onardığı ve multiple sclerosis hastalarının bazı fiziki yetenekleri kazanmalarına yardımcı olduğu belirtildi.

Araştırma heyetinin başkanı Doktor Alastair Compston, ilacın, MS hastalarının krizlerini, şu anda kullanılan ilaçlara kıyasla yüzde 74 oranında azalttığını da belirtti.

Alemtuzumab adlı ilaç şu anda klinik araştırmalardan geçiriliyor. Ancak bazı doktorlar ilacın bugüne kadar MS hastaları için en önemli ve en umut verici tedavi olacağını söylüyor.

Bununla birlikte bazı doktorlar da ilacın zehirli etkilerine işaret ederek, MS hastaları için yaygın olarak kullanılmadan önce, güvenliği açısından daha fazla bilgi gerektiğini vurguluyor.

DEVAMINI OKU >> MS_Evlilik…Gen…

Sebo - 17 Ocak 2010

Cebrail Temel 14 Ocak, 2010

MULTIPL SKLEROZ SEMPTOMLARINI ALEVLENDIREN FAKTÖRLER
NELERDIR?

MS semtomlarini presipite eden en önemli faktörler, enfeksiyon, travma ve gebeliktir. Fakat yapilan bazi çalismalarda bunlarin hiç birinin de yeni atak gelisimini kolaylastirdigi gösterilememistir. Çesitli diger serilerde ise üst solunum yolu veya 4gastrointestinal viral enfeksiyonlarin %5-50 oraninda alevlenmeye yol açtigi bildirilmistir.
Gebelik, risk faktörü olarak belirlense bile bu dönemde alevlenme görülmez, fakat postpartum 3 ay riskli bir dönemdir.
Kadinlarin %43′ünde menstruasyondan önceki günlerde semptomlar alevlenmektedir.
Travma ile ilgili olarak da çeliskili sonuçlar elde edilmektedir. Bir çalismada özellikle travmanin oldugu ekstremitede MS atak bulgulari’nin ortaya çiktigi savunulurken, diger bazi çalismalarda böyle bir iliski saptanamamistir.
Asilar’ in MS atagini provoke edip etmedigi de tartisilan önemli konulardan biridir. Bu konu ile ilgili çeliskili sonuçlar mevcuttur. Asilar içerisinde özellikle hepatit B ve tetanoz asilari pek tavsiye edilmez. Burada hastanin meslegini de göz önünde bulundurarak, arti ve eksileri degerlendirerek sözü geçen asilara karar vermek gerekir.
Stres Günümüzde pek çok hastaligin olusumunda stresin önemli bir payinin oldugunu bilmekteyiz. MS de de stres önemli bir risk faktörüdür. Remisyondaki MS hastalari strese maruz kaldiklarinda akut atak geçirebilmektedirler.
Yorgunluk ve uykusuzluk MS semptomlari arasinda zaten oldukça sik olarak görülen yorgunlugun daha çok santral orijinli oldugu bilinmektedir. Hastalara günlük yasantilarinda çok yorulmamalari asiri egzersizden kaçinmalari ve uykusuz
kalmamalari önerilir.

DEMIYELINIZASYON’ UN OLUSTURDUGU FIZYOPATOLOJIK DEGISIKLIKLER
Demiyelinizasyon’un en önemli etkisi ranvier bogumlari arasindaki elektrik akimini engellemektir. Akut gelisen ve birkaç gün içerisinde düzelen
demiyelinizasyonda sinir liflerindeki iletim blogu patolojik olarak kabul edilmez,fizyolojiktir. Bu durumda düzelmeye yol açan neden remiyelinizasyon degil, lezyon çevresindeki ödem ve akut inflamatuar degisikliklerin gerilemesidir. Muhtemelen remiyelinizasyon da oluyordur fakat bu kismi ve yavas bir süreçtir ve bunun sinir sistemindeki fonksiyonel etkileri bilinemez.
MS’un klasik bir bulgusu, çevre isisinin artisi ve egzersizle semptomlarin alevlenmesidir (Uhthoff Fenomeni). Örnegin sicak banyoda hastanin bir ekstremisinde uyusma veya güçsüzlük gelisebilir veya tek tarafli görme bulanikligi ortaya çikabilir. Bunun nedeni, sicagin sinir liflerindeki elektriksel geçisi bloke etmesidir. Iletim blogu gelismesindeki bir diger etken de demiyelinize sinir lifleri çevresindeki iyonize kalsiyum konsantrasyonunun artisidir.
Hastalarda sigara içmek, yorgunluk ve yukarida bahsedilen bir takim etkenlerle beliren bu reversibl mini ataklar, akut bir MS atagi olarak
degerlendirilmemel idir.

MULTIPL SKLEROZ SEMPTOMLARINI ALEVLENDIREN FAKTÖRLER
NELERDIR?

MS semtomlarini presipite eden en önemli faktörler, enfeksiyon, travma ve gebeliktir. Fakat yapilan bazi çalismalarda bunlarin hiç birinin de yeni atak gelisimini kolaylastirdigi gösterilememistir. Çesitli diger serilerde ise üst solunum yolu veya 4 gastrointestinal viral enfeksiyonlarin %5-50 oraninda alevlenmeye yol açtigi bildirilmistir.
Gebelik, risk faktörü olarak belirlense bile bu dönemde alevlenme görülmez, fakat postpartum 3 ay riskli bir dönemdir.
Kadinlarin %43′ünde menstruasyondan önceki günlerde semptomlar alevlenmektedir.
Travma ile ilgili olarak da çeliskili sonuçlar elde edilmektedir. Bir çalismada özellikle travmanin oldugu ekstremitede MS atak bulgulari’nin ortaya çiktigi savunulurken, diger bazi çalismalarda böyle bir iliski saptanamamistir.
Asilar’ in MS atagini provoke edip etmedigi de tartisilan önemli konulardan biridir. Bu konu ile ilgili çeliskili sonuçlar mevcuttur. Asilar içerisinde özellikle hepatit B ve tetanoz asilari pek tavsiye edilmez. Burada hastanin meslegini de göz önünde bulundurarak, arti ve eksileri degerlendirerek sözü geçen asilara karar vermek gerekir.
Stres Günümüzde pek çok hastaligin olusumunda stresin önemli bir payinin oldugunu bilmekteyiz. MS de de stres önemli bir risk faktörüdür. Remisyondaki MS hastalari strese maruz kaldiklarinda akut atak geçirebilmektedirler.
Yorgunluk ve uykusuzluk MS semptomlari arasinda zaten oldukça sik olarak görülen yorgunlugun daha çok santral orijinli oldugu bilinmektedir. Hastalara günlük yasantilarinda çok yorulmamalari asiri egzersizden kaçinmalari ve uykusuz kalmamalari önerilir.

MULTIPLE SKLEROZ VE D-VITAMINI
ABD li bilim adamları, D vitamininin multiple sclerosis (MS) hastalarında pozitif etki yaptığını saptadı.

Günde 1000 ünite D vitaminini 6 ay kullanan hastalarda, D vitamininin kandaki kimyasal etkiyi değiştirerek, hastalarda pozitif etki yarattığı gözlendi.

Yapılan araştırmanın küçük boyutta olduğuna değinen araştırmacılar, 6 ay sonra hastaların kanlarında yapılan araştırmada, büyüme faktörü olan beta-1 in (TGF-Beta) değişiminin yükseldiğini belirledi. Beta-1 in vücudun bağışıklık sisteminin eksilme ve sindirilmesinde önemli rolü olduğu biliniyor.

Araştırmada, vitamin D kullanan hastalarda, interleuken-2 oranının da düştüğü gözlendi. İnterleuken-2 nin hücrelerle ilişkili olarak, multiple skleroza neden olduğu biliniyor.

Fareler üzerinde yapılan araştırmalarda ise, D vitamininin MS hastalığının oluşmasını önlediği belirlendi.

D vitaminini vücudun cilt vasıtasıyla güneş ışınlarından aldığına değinen araştırmacılar, multiple skleroz hastalığının ekvator ülkelerinde sıfıra yakın oranda olduğunu açıkladı.

Güneş ışınlarının yüksek bölgelerde cilde daha iyi etki yaptığına değinen bilim adamları, bu yüzden MS hastalığının rakımı düşük bölgelerde daha çok görüldüğüne işaret ediyor.

D vitamininin, bağışıklık sisteminde olduğu gibi, kemik sağlığında da yararlı olduğu biliniyor.

*************************
MULTIPLE SKLEROZ HASTALARI ICIN BESLENME ONERILERI
1. Günlük olarak tükettiğiniz protein miktarını azaltın; günlük kalori gereksiniminizin %10 unu proteinlerden temin edin. Hayvansal proteinler yerine mümkün olduğunca bitkisel proteinler tüketin (mercimek, soya gibi).

2. Süt ve süt ürünlerini azaltın, bunların yerine diğer kalsiyum kaynaklarını kullanın.

3. Mümkün olduğunca suni gübreler kullanılmadan ve mevsiminde üretilen (sera olmayan) meyveler yiyin. Ekmek ve benzeri yiyeceklerin hammaddelerinin de bu şekilde üretilmiş olmasına özen gösterin.

4. Poliunsature (çok zincirli doymamış) bitkisel yağları, margarinleri, tüm hidrojenize yağları, kısacası tüm yağları diyetinizden çıkarın. SADECE SAF ZEYTİN YAĞI KULLANIN (mümkünse doğrudan bahçesinde zeytin üreten ve bundan yağ elde edenlerden alın).

5. Omega-3-yağ asitlerini düzenli olarak tüketin (balık, keten tohumu yağı, kenevir yağı).

6. Daha çok sebze ve meyve tüketin.

7. Zencefil ve zerdeçal ı düzenli olarak yiyin.

MS TESHISI
LABORATUAR BULGULARI

Öykü ve nörolojik muayene bulgulari ile RR-MS tanisi konulsa bile laboratuar bulgulari ile bu taninin desteklenmesi gerekir. Fakat surasi da unutulmamalidir ki sadece laboratuar bulgularina dayanarak MS tanisi konulamaz. Hastalik teshisinde eskiden beri kullanilan Poser tani kriterleri artik terk edilmis,bunun yerini McDonald ve arkadaslarinin tani kriterleri almistir.

DIGER LABORATUAR BULGULARI

Görsel uyarilma potansiyeli : Visual Evoked Potential (VEP),
Isitsel uyarilma potansiyeli : Brainstem Auditory Evoked Potential (BAEP), Duysal uyarilma potansiyeli: Somatosensorial Evoked Potential (SEP), tetkikleri araciligiyla özellikle asemptomatik lezyonlar saptanabilmektedir.
Bir çalismada kesin MS olgularinin %70′inde, olasi MS olgularinin ise
%60′inda anormal VEP yaniti bulunmustur. BAEP anormalligi, kesin MS’da %47, olasi MS’da %20′dir.
SEP, anormalligi ise kesin MS’da %69, olasi MS’da ise %51 oraninda elde edilmistir..

CT BULGULARI
Çift doz kontrast madde vererek ve inflamasyondan bir saat sonra CT tetkiki yapilarak akut dönemde MS plaklarini görme sansi artirilabilir.
Burada karisikliga yolaçan iki durum vardir:
1- Akut plaklar, halka seklinde (Ring) kontrast tutan görüntüler verebilir. Bu görüntüler tümör ve apse ile karisabilir.
2- SSS lenfomalari da periventriküler lezyonlara yolaçabilir ve steroid tedavisinden sonra bu lezyonlar kaybolabilir.
Kronik MS olgularinda kortikal atrofi gelisir.

MANYETIK REZONANS GÖRÜNTÜLEME (MRG) BULGULARI
MRG, MS için ilk kez 1981 yilinda Young ve arkadaslari tarafindan
kullanilmistir.
MRG, serebrum, beyinsapi, optik sinir ve spinal korddaki asemptomatik plaklari belirlemede CT’den daha üstündür. Tedavi monitorizasyonunda en güvenilir parametrelerden biridir. MR aktivitesi klinik aktivitenin 5-10 katidir.
MS olgularinin %85′den fazlasinda periventriküler, lateral ventrikül uzun aksina dik, ovoid yapida, çapi 0,5-3 cm. arasinda degisen lezyonlar görülür. Bu görünüme “Dawson’s Finger” denir.
Bu görüntülere neden olan etken subepandimal ve derin beyaz cevher medüller venlerinin etrafindaki demyelinizasyondur.
Periventriküler lezyon yükü ile kognitif fonksiyon bozuluklari arasinda yakin
iliski vardir.
Ikinci sikliktaki yerlesim alani Korpus Kallozum’dur. Klinik olarak kesin MS tanisi alan olgularin %50-90′inda bu yerlesim görülür. Korpus Kallozum lezyonlari sagital planda daha iyi görüntülenirler.
MRG’de çogu plak T1 agirlikli görüntülemede izo-hipointens, T2 agirlikli görüntülemede ise hiperintenstir.
Plaklar, sentrum semiovale, beyinsapi ve serebellumda da yerlesim
gösterebilirler. Yetiskin MS plaklarinin %10′u infratentorialdir. Bazal ganglion hipointensitelerine %10-25 oraninda rastlanmaktadir. MS plaklari %5-10 oraninda gri
maddede yerlesim gösterir.
Ilerlemis MS olgularinda T1 agirlikli görüntülemede hipointens “Black Holes”
denen lezyonlar görülebilir. Bunlar, matriks destrüksiyonuyla birlikte belirgin nörolojik
hasari ve klinik progresyonu gösterir.
MS’da MRG olarak üç tip lezyon görülebilir:
1- Küçük soliter yuvarlak veya oval lezyonlar (Max. çap < 10mm.)
2- Genis soliter yuvarlak veya oval lezyonlar (Çap > 10mm.)
3- Konfluens gösteren, daha genis, iki veya daha çok yuvarlak ve küçük
lezyonun birlesmesinden meydana gelen düzensiz görünümlü veya 5
mm’den kalin olan lineer lezyonlar (Min. > 5mm.) Periventriküler konfluens
kalicidir.

MS’de daha önce de belirtildigi gibi artik McDonald tani kriterleri
kullanilmaktadir (McDonald et al. Recommended Diagnostic Criteria for MS.
Ann Neurol 2001; 50:121-127)
Periventriküler hiperintensite pek çok patolojik durumda ve hatta normal yaslilik
döneminde bile görülebilir. Fakat yasliliktaki periventriküler degisiklikler daha hafiftir
ve lezyon sekilleri MS’dekine göre daha düzdür.
Tüm bu kriterleri klinikle korele etmek gerekir.
Çocuklarda MRG bulgulari eriskinlerden çok farkli olmamakla birlikte,
tumefacient plaklar ve posterior fossa plaklari bu grupta daha sik görülür. Plaklar, bazen beyin tümörleriyle karisan görünümler verebilirler fakat bu son durumda kitle etkisine ait bulgulara rastlanmaz. Bazen eriskinlerde de MRG’de tümör benzeri görünümlere ve meningeal tutuluma rastlanabilir.
MS lezyonlarinin akut dönemde kontrast tutmasinin nedeni kan-beyin bariyerinin bozulmasidir. Bunu vazojenik ödem ve demiyelinizasyon izler. Kan-beyin bariyerinin düzelmesi için yaklasik olarak 8 hafta gerekmektedir. Daha sonra 4 -8 hafta içinde ödem çözülür, astrositik proliferasyon gelisir. Lezyonlarin kontrast 13 tutmasi 6-12 hafta içinde giderek azalarak kaybolur. Kontrastli MRG tetkikinde kesintili halka (open ring) görünümünün MS için tipik oldugu belirtilmektedir. MRG’de
kontrast tutan ve tutmayan lezyonlarin ayni anda bulunmasi bu lezyonlarin daha çok MS ile uyumlu oldugunun bir göstergesidir.
MRG de , hastalik aktivasyonunu gösteren belirtilen sunlardir.
1- Yeni lezyonlarin ortaya çikisi,
2- Kaybolan bir lezyonun yeniden ortaya çikmasi veya reaktivasyonu
3- Eski lezyonlarin genislemesi veya reaktivasyonu , 1 cm den küçük lezyonlarda %70 lik. 1 cm den büyük lezyonlarda ise %10 luk bir büyümenin olmasi aktivasyonu göstermektedir.
4- Lezyon çapinda artis olsun veya olmasin bir lezyonun Gd tutmasi. Bir
lezyonun kontrast tutmasi, kan beyin bariyerinin bozuldugunun bir
göstergesidir. Kontrast tutan lezyonlarin %56 si derin beyaz maddededir (non-periventriküler) %23’ü periventriküler, %21’i de gri beyaz madde sinirindadir.
5- Periventriküler lezyonlar daha çok kronik lezyonlardir. Akut lezyonlar
siklikla korono radiata ve sentrum semiovale beyaz maddesinde yeralir.
Aktif lezyonlarin seyriyle ilgili yapilan bir çalismada bu plaklarin %59′unun küçülerek kayboldugu, %25′inin aktivitesini sürdürdügü, %16’sinin konfluens gösterdigi anlasilmistir.
Spinal kordun görüntülenmesi MS tanisinda MRG sensitivitesini arttirmaktadir.
Bununla birlikte spinal kordun görüntülenmesinde bir takim güçlükler vardir. Bunlarin
basinda hareket artefaktlari gelmektedir. Spinal ve kortikospinal yoldaki bir plak beynin herhangi diger bir yerindeki plaga göre daha çok klinik belirti verir.
Spinal kordu etkileyen ve MS ile karisabilen bir takim hastaliklar da vardir.
Bunlar:
Devic hastaligi: Bunda spinal kordun birden fazla segmentinde ödemle uyumlu lezyon bulgulari vardir. Beyin patolojisine rastlanmaz. MS’da ise spinal kordda daha küçük bir segmentte lezyon görülür.

Klinik olarak kesin MS tanisi alan spinal kord lezyonlu olgularda MRG tetkikinin yanisira patolojik incelemeler yapilmis ve bunlarin %10′unda beyinde ya hiçbir lezyon bulunamamis ya da çok az lezyon görülmüstür.
Bu nedenle MS tanisi süpheli olan olgularda spinal MRG tetkikinin ayri bir önemi bulunmaktadir.
Son yillarda yapilan ve RR-MS ve Kronik Progresif Formdaki MS olgularini içeren iki çalismaya göre spinal korddaki yeni gelisen lezyonlar, beyinde gelisen yeni lezyonlara göre daha çok semptomatik olmaktadir.
Bir diger çalismada MS’a bagli Izole spinal kord sendromu olan hastalarin %64′ünde servikal bölgede lezyon gösterilmis, bu oran torakolomber bölge için %28 olarak belirlenmistir. 14
PPMS ve SPMS MS’da MRG’de genellikle spinal kord atrofisi görülse de aralarinda genel MRG bulgulari olarak bazi farkliliklar bulunmaktadir.
- PPMS’da yeni lezyonlara daha az rastlanir. Lezyonlar küçüktür ve kontrast madde tutmaz.
- RR-MS veya SPMS’da ise lezyonlar daha yaygin ve büyüktür. Yeni lezyonlarvardir. Lezyonlar kontrast madde tutar.
Spinal kord anormallikleri, Fast Spin-Echo veya Turbo Spin-Echo sekansları ile daha iyi görüntülenebilir. Fast Fluid- Attenuated Inversion Recovery Imaging
(Fast FLAIR) teknigi ile daha çok juxta-kortikal lezyonlar belirlenebilir, fakat bu teknik sipnal kord ve posterior fossa lezyonlarini belirlemede yetersizdir.
Magnetik Rezonans Spectroscopy (MRS), noninvasiv bir tetkiktir ve MS
plaklarindaki metabolik degisikleri ve MS prognozunu belirlemede önemi vardir. . N-acetyl aspartate (NAA) sadece nöronlarda bulunur, kronik MS lezyonlarinda NAA piki azalir. Çesitli farkli görüsler olmasina karsin bu kimyasal degisikligin akson kaybinin bir yansimasi oldugu kabul edilir.

Spektroskopik görüntüleme ve relaksasyon analizi teknikleri ile standart MRG de normal görünümlü beyaz maddenin (NAWM) aslinda anormal oldugu anlasilmaktadir. Magnetisation Transfer Imaging (MTI) ve T2 relaksasyon analizleri ile stabil lezyonlardaki demiyelinizasyon derecesi saptanabilir.

“Alıntıdır Facebook”

DEVAMINI OKU >> MS Hastası ve yakınları için Bilgiler

MS

Sebo - 07 Aralık 2009

Multipl Skleroz  (MS) Nedir?

(Türkiye Multipl Skleroz Derneği. Ankara Şubesi web sayfasından)

Beyin ve omuriliğe, birlikte Merkezi Sinir Sistemi adı verilmektedir. Multipl Skleroz ( MS ) beyin ve omuriliği oluşturan sinirlerin toplamından oluşan Merkezi Sinir Sistemine ait bir hastalıktır. msnedir

Beyinden çıkan komutlar elektrik sinyalleri olarak omurilikten geçer ve vücudun ilgili kaslarına ulaşmak üzere sinirlere iletilirler. Tüm organlarımız gibi beynimiz de hücrelerden oluşmaktadır. Bu hücrelere nöron adı verilir. Nöronların bir görevleri, bir de uzantıları ( aksonlar ) bulunmaktadır. Aksonlar beyinde oluşturulan bilginin iletiminden sorumludurlar. Aksonlar özel bir yalıtkan madde olan myelin ile kaplıdırlar. Hastalığın en karakteristik özelliklerinden biri sinir liflerini çevreleyen ve yağ içerikli bir madde olan miyelin’in hasarlanmasıdır. Sonuç olarak demyelizasyon ( miyelin hasarı ) gelişir ve plak olarak adlandırılan sert, normal dokudan farklı, normal doku gibi işlevsel olmayan çok sayıda hasarlı alanlar oluşur ( Multipl Skleroz başlığında geçmekte olan Multipl çok sayıda anlamını taşırken Skleroz ise sert anlamına gelmektedir ).

MS de izlenen şikâyetler, hastalığın ağırlığı ve seyri, büyük ölçüde tanımlamış olduğumuz plakların yerleşim yerlerine ve demyelinizasyonun derecesine dayanmaktadır. Günümüzde MS iki ana giriş bölümüne ayrılmaktadır:

  • Relaps ( ataklar ) ve remisyonlar ( düzenleme dönemleri ) ile giden tip.
  • Kronik ( uzun süreçli ) – progresif ( ilerleyici ) MS. Bu grup genellikle primer progresif ( baştan itibaren ilerleyici seyirli ), sekonder progresif ( hastalık süreci sırasında ilerleyici karaktere bürünen ) ve progresif- relapsing ( giderek hızla ilerleyici izler oluşturan ataklar ile giden ) olarak 3 ayrı başlıkta incelenmektedir.
  • Son yıllarda yapılan çalışmalar, belirtiler görülmeden önce hastalığın sessizce başladığını ve ilk belirtiler ortaya çıktığında beyin ve omurilik hasarının oluşmuş bulunduğunu göstermektedir.

Atak ve düzelme dönemleri ile giden Multipl Skleroz;

Bu form MS’in en sık ve genellikle genç erişkinlerde izlenen grubunu oluşturur. Bu formun en temel özelliği ataklar olmasıdır. Bu dönemler farklı MS belirtilerinin ( kuvvetsizlik, yüzde ağrı, ürier sistem bozuklukları, vs…) vücut ısısında yükseklik olmaksızın ortaya çıkabilir ve en az 24 saat, en tipik olarak da birkaç gün devamlılık gösterdiği dönemlerdir. Hastaların yaklaşık yarısında hafif şekilde atlatılır. Ardından hastalık düzenleme dönemine girer, bu dönemde belirtiler ya kaybolur ya da kısmen azalır. Bir hastalığın düzelme döneminde sayılabilmesi için bir atak ile diğeri arasında en az 30 gün olmalıdır. Düzelme dönemleri kendiliğinden gelişebileceği gibi, immün sistemini ( bağışıklık sistemi ) baskılayan ilaçlarla da indüklenebilir. Düzelme dönemleri hemen her zaman ataklar ile takip edilirler; yıl içerisinde izlenen atak sayısı ortalama 0.14 ile 1.1 arasında değişmektedir.

Kronik Progresif Multipl Skleroz ( Uzun seyirli ilerleyici Multipl Skleroz);

Bu form düzelme dönemi olmaksızın MS’e ait belirtilerin giderek artış gösterdiği grubu içermekte olup hastaların yaklaşık % 20’ si başlangıçtan itibaren bu gidiş şekline sahiptir.

Primer Progresif Multipl Skleroz;

Bu grupta ilerleme sürekli ve aralık vermeden olmaktadır. Hastaların % 10’luk bölümünde böyle bir seyir izlenmektedir. Sekonder Progresif Multipl Skleroz;

Başlangıçta atak ve düzenleme dönemleri ile giden bir seyir sonrasında, hastalığın ilk on yılı içinde hastaların yaklaşık yarısında izlenmektedir. Başlangıçta izlenen atak ve düzenleme dönemleri sonrasında gözlenen daha ilerleyici bir süreç ile ortaya çıkmaktadır.

Progresif Relapsing Multipl Skleroz;

ms_nedirBaşlangıçtan itibaren ilerleyişin ve atakların birlikte izlendiği ve ataklar arasında ilerlemenin olduğu gruptur. Hastaların %5’ inden daha azında izlenmektedir.

Multıple Skleroz Süreci:

Bağışıklık sisteminin normal yanıtı:
Bağışıklık Sistemi, organizmamızı dıştan ve içten gelen tehlikelere karşı, çeşitli grupların ortak ve destekleyici çalışması ile kısa ve uzun süreli olarak koruyan, oldukça karmaşık bir sistemdir. Normal şartlarda bu sistem organizmamızın lehine çalışmaktadır.

Multipl Skleroz, organizmanın kendine ait özelliği taşımadığı -yabancı saydığı hastalıklar olarak tanımlanan Otoimmun Hastalıklar grubuna girmektedir. Bu hastalıkta temel bozukluk bağışıklık sisteminin kendi myelin yapısı ile yabancı proteinler arasında ayrım yapmaması ve kendine karşı saldıracak savaşı ve protein yapısında maddeleri ( antikorlar ) oluşturmasıdır. Bu durum vücut bağışıklık sisteminin genetik ve çevresel nedenlerle kendine zarar vermesi ile sonuçlanan bir hasarlanma ile açıklanmaktadır. MS’de temel olarak zarar gören madde myelin’dir.

  • Myelin, merkezi sinir sisteminde, “oligodendrosit” adı verilen hücrelerce yapılır ve katmanlar şeklinde birliktelik gösteren hücre membranlarından ( hücre zarlarından) oluşur.
  • Myelin kılıfı aksonlar boyunca segmentler halinde uzanmaktadır. Aksonlar bir sinir hücresinden elektriksel bilgileri alarak taşıyan uzun filamanlardır.
  • Myelin segmentleri birbirlerinden ince aralıklara ayrılırlar, burada “ranvier nodları” olarak adlandırılan ve elektriksel iletim için çok önemli bir alan oluşturan sodyum kanallarının bulunduğu oluşumlar yer alır. Sodyum iyonları elektriksel bilginin bir sinir hücresinden diğerine aktarılmasından çok önem taşımaktadırlar.
  • Myelin hasarı oluştuğunda merkezi sinir sisteminde bir sinir hücresinden diğerine elektriksel bilginin taşınımı bozulur.
  • Başlangıçta hastalık süreci boyunca aksonların korunduğu düşünülse de, son dönemlerde yapılan çalışmalarda akson hasarının hastalığın erken dönemlerinden itibaren olaya katıldığı ve kalıcı nörolojik problemlerdeki rolünün çok önemli olduğu düşünülmektedir.

Organizmamız farklı çareler arayarak altta yatan sorunlara çözümler bulmaya çalışmaktadır: Örneğin MS’de, araştırıcılar elektriksel bilginin taşınımından sorumlu sodyum kanallarının yoğunluğunun arttığını ve myelin hasarına rağmen sinir hücrelerinin bu yol ile iletişim kurmaya çalıştıklarını belirtmişlerdir. Bir başka bilgi de, sinir hücrelerinin tekrar myelin oluşturma çabası içinde olduklarının gösterilmesi ile edinilmiştir.

MS: OTOİMMUN

Bir hastalık ve iltihabi yanıt:

  • Hastalığın gelişmesinde bağışıklık sistemi üyeleri arasında en önemli yer, beyaz kan hücrelerine aittir. Bu hücrelere lenfosit adı verilir. Lenfositler, bazı temel özelliklerine göre T lenfositler ve B lenfositler olarak iki ayrı grupta toplanırlar. Lenfositler, bağışıklık sisteminde çok önem taşıyan hücrelerdir. Bu hücreler normal şartlarda, vücut savunmasında kendileri aktif rol oynadıkları gibi, diğer bağışıklık sistemi üyelerini de aktif hale getirirler.
  • T hücreler üzerine yerleşimli belirli bağlayıcı yapılar organizmadaki bazı özel molekülleri tanıma becerisine sahiplerdir. T hücrelerin bu özellikleri, organizmamız için tehlikeli olabilecek bazı protein yapısındaki maddelerin yakalanması ve durdurulması açısından çok önemlidir.
  • T hücreleri tehlikeler karşısında bazı özel yapılar üretmeleri ve salmaları için B hücrelerini aktive ederler. Böylece bu iki hücre grubu aynı amaç için çalışmaya başlar.
  • Otoimmünite: Bağışıklık sistemin normal çalışma şeklinden daha farklı ve zarar verici şekilde çalışması bazı anormal durumlara neden olur. Bu durumda ortaya çıkan hastalıkların bir grubu da otoimmün hastalıklardır.
  • MS ve diğer otoimmün hastalıklar T hücrelerinin programlanmasında bir hata taşırlar ve bu durum onları kendinden olan ile olmayanı ayırt edebilme yeteneğinden uzaklaştırır.
  • MS’de yanlış eğitilmiş T hücreleri vücudun kendi myelini içindeki bazı özel yapıları yabancı olarak algılar. Böylece T hücreleri yanlış akan bir süreci bastırmış olurlar; bu olaya bağışıklık sisteminin tüm grupları sıra ile katılmaya başlar.
  • B lenfositler her zaman yaptıkları gibi bazı özel maddeler oluşturup ( bunlara antikor adı verilmektedir) salmaya başlarlar; ancak, bu durumda bunlar, vücudun kendi yapılarına karşı geliştikleri için oto antikorlar = organizmanın kendine karşı geliştirdiği savaşı moleküler olarak tanımlarlar.
  • MS’de, bağışıklık sisteminin yanlış işleyişi ile savaş açtığı özel yapı myelin proteinidir. Bu proteinler daha önce de belirtildiği gibi aksonları çevreleyen yağ içerikli bir izolasyon kılıfıdır.
  • Olayın ileri dönemlerinde T ve B lenfositler iletişimlerini sürdürürler. Hasarlandırma, gittikçe farklı yapıların katılması ile devamlılık gösterir.
  • Sitokinler ve iltihabi süreç; İltihabi süreç normale göre çok daha aktif olan bağışıklık sisteminin bir ürünüdür ve otoimmün hastalıklarda en önemli hasar verici mekanizmadır.
  • Beyaz hücreler bir kez yanıt verme konusunda uyarıldıklarında, hasarlanmış alanda ve zamanla organizmanın genelinde iletişimlerini sağlayan protein yapısında, özel maddeler üretir ve salarlar.
  • Sitotinler küçük ve kuvvetli ve protein yapısında maddeler olup bağışıklık sisteminde yer alan hücreler arasındaki haberleşmeden sorumludurlar. Normalde de vücutta bulunurlar, ancak, aşırı ve yanlış şekilde üretildiklerinde zarar vermeye başlarlar.
  • Normalde koruyucu rol taşımaları gerekirken aşırı ve yanlış şekilde üretilmeleri ile iltihabi duruma yol açar ve hasarlandırıcı olurlar. Normal şartlarda iltihabi yanıt kontrol altında ve kendini sınırlayıcı durumdadır. Ancak otoimmun hastalıklarda bu durum kalıcı ve hasarlandırıcı özellik kazanır.

Akson Hasarı:

Sinir hücrelerinden bilginin alınarak taşınmasından sorumlu olan aksonların hasarı MS’de kalıcı özürlülüğün gelişiminde en temel mekanizma olarak tanımlanmaktadır. Çalışmalarda myelin hasarının başladığı dönemde akson zedelenmesinin bulunduğu ve hastalık ilerledikçe zayıflamış aksonların hasarlanmaya devam ettikleri gösterilmiştir. Hasarın çoğunluğu hastalığın erken döneminde oluşur ve zamanla hızı azalır; ancak yıllar sonra bile yıkımın sürdüğü görülmüştür. Günümüzde bu bilgi, yeni tedavilerin oluşturulmasında önemli ve kullanılır durumdadır.

Prof. Dr. Rana Karabudak, Dr.Aslı Kurne
Hacettepe Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı
Nöroimmünoloji Ünitesi

(daha fazla…)

DEVAMINI OKU >> MS