Sebo - 13 Aralık 2009

CundaRüzgarcıların Cunda ISRARI

12 Aralık 2009, 09:47

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinin birinci derece doğal SİT, Tabiat Parkı ve Milli Park koruma zırhına bürünmüş olan Alibey Adası’na (Cunda), girişimci firmanın 24 adet rüzgâr tribünü ısrarı sürüyor

SUAT SALGIN

TURKHABERLER BALIKESİR - Rüzgâr santralinin doğal dokuda yaratacağı tahribat çevrecileri ve yöre halkını ayağa kaldırdı. Başkan Türközen,  santral için Cunda’dan vazgeçilememesinin mantıksız olduğunu söyledi.

Balıkesir Ayvalık Rüzgâr Enerjisinden Elektrik Üretme Santrali adlı şirket yöre halkının ve belediyenin direnmesine karşın Cunda ısrarından vazgeçmiyor. Zeytin ve çam ağaçlarıyla kaplı Derviştepe, Alibeytepe, Çimtepe, Deveboynutepe ve Aktepe mevkilerindeki yaklaşık 7 km’lik hazine arazileri üzerinde itirazlar hiçe sayılıp, rüzgâr santrali kurulmak istenmesi manidar bulundu. 2003 yılında üretim lisansı alan şirketin, yeniden müracaatı tepki çekti.

CUNDALILAR, BERGAMA KÖYLÜSÜ GİBİ MÜCADELE EDİYOR

Alibey (Cunda) Adasını Kalkındırma ve Koruma Derneği yöneticilerinin, Cunda’da rüzgâr enerjisi üretmek isteyen Balıkesir Rüzgâr Enerjisinden Elektrik Üretimi Santrali Limited Şirketi 11.09.2006 tarih ve EÜ/207-3/352 lisans numarasıyla Cunda’da 30 MW enerji üretmek üzere, 24 adet rüzgar tribünü kurmak için lisans alıp, Ama söz konusu şirketin bu amaçla müracaat ettikleri bölgede bulunan Derviş Tepe, Alibey Tepe, Çim Tepe, Deveboynu Tepe ve Aktepe alanları Milli Parkların sınırları içerisinde ve ‘Mutlak Koruma Alanı’’ sınırları içerisinde olmasından dolayı ilgili bakanlıklara yapmış olduğu itirazlar sonuç vermiş ve şirketin Cunda için yapacağı yatırımın lisansı iptal edilmişti.

Alibey Adasını Kalkındırma ve Koruma Derneği yöneticileri sebep oldukları lisans iptali dışında ada halkı ile birlikte başlattıkları dev imza kampanyasıyla da kamuoyu oluşturarak Cunda’ya Rüzgâr Tribünü kurmak için uğraşan şirketin bu yöndeki girişimlerinin önünü bir kez daha kapatmışlardı.

Ancak, Cundalıların istememesine ve rüzgâr tribünlerinin kurulmasının öngörüldüğü alanların mutlak koruma alanı bölgesinde olmasına rağmen şirket pes etmemekte direniyor.

Balıkesir Ayvalık Rüzgâr Enerjisinden Elektrik Üretme Santrali adlı şirket geçtiğimiz günlerde yeniden lisans başvurusu yaparak, bölgede rüzgâr enerjisi santrali kurmak için girişimlerde bulunması ise tepkilere neden oluyor.

TÜRKÖZEN, ‘’ISRAR ANLAMSIZ’’

Israrın anlamı olmadığını söyleyen Ayvalık Belediye Başkanı Hasan Bülent Türközen, projenin Bursa Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu ve Ayvalık Belediye Meclisi tarafından doğal dokuya zarar vereceği gerekçesiyle defalarca reddedildiğini söyledi. Türközen, “Cunda Adası Koruma ve Kalkındırma Derneği ise bin imza ile Çevre ve Orman Bakanlığına başvurdu. İlgili şirket projeyi tamamlamak için yeni bir girişimde daha bulundu. Biz rüzgâr enerjisine değil, firmanın Cunda ısrarına karşıyız. Bu projenin yeniden dayatılmasının manası yok. Cunda Adası’nı bıraksınlar, rüzgâr enerjisi santralini Cennet Tepesi’ne kursunlar.

Biz, belediye imar planına Cennet Tepesi’nde 200 dönüm rüzgâr enerji alanı işlettik. Gelip Tabiat Parkı içerisine 24 direk dikeceksin, bunların geçiş yolu yapılacak, her bir direk 12 metre çapında ankraj betonla sabitlenecek, direklerin arasına malzemelerin konulacağı odacıklar yapılacak, 24 direğin enerjisi tek hatta düşürülüp santrale taşınacak. O zaman santrali denizin üzerine kursunlar, çevreye daha az zararı olur” dedi.

YABANCI ORTAK ARANIYOR

Referans gazetesinin Ekim 2009 tarihli haberinde ise firmanın proje için yabancı ortak arayışında olduğu belirtilerek, şu görüşler kaydedildi:

“Adana, Sındırgı, Bandırma’da faaliyette olan hidroelektrik santralleri dışında rüzgâr enerjisine de yatırım yaptıklarını belirten Yırcalı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Rona Yırcalı, bu alanda izinlerinin alındığını ve ölçümleme çalışmalarının bittiğini açıkladı. Yırcalı, “2010 yılında da rüzgâr enerjisi yatırımlarımız tamamlanacak. Akhisar, Cunda ve Samandağ’da düşündüğümüz rüzgâr enerjisi santrali yatırımı için ise yabancı ortaklarla görüşmelerimiz sürüyor. Finansman kolaylığı açısından yabancı ortak önemli” dedi.”

DEVAMINI OKU >> Rüzgarcıların ISRARI…

Sebo - 07 Aralık 2009

suat_salgınEngelli açılım

Olacağı buydu. Demokratik açılımların sonucu, gerçekte dev bir kaos olunca, ortalık açılımlarla doldu. Hal böyle olunca da 3 Aralık’ta Ayvalık’ta ki engelliler de “Biz de engelli açılımı isteriz” diyerek, açılımlar konusuna yeni bir boyut getirdiler.

Haklılar mı?

Bence yerden göğe haklılar.

Siyasi pencereden bakan partiler, aslında sayısı 20 milyonu aşan ama 8,5 milyon olarak kabul edilen engellileri ve ailelerini tüzüklerinde kabul edip, gerçekte görmezden gelince engelliler de çözümü açılımda bulacaktır elbette…

Sosyal devlet palavralarıyla, engelliyi işe yaramaz görüp, kenara itip dışlarsan…

Hiçbir sosyal güvenliği olmayan engelli bireye, üç aydan üç aya sadaka verirsen…

Kamu kurum ve kuruluşlarında binlerce engelli personel açığı varken, engelliyi işe alıp çalıştırmazsan…

Hükümet olarak, devlet politikalarında engellileri yeterince tatmin edecek kanunlar çıkaramazsan…

Muhalefet olarak, engellileri sadece oy deposu olarak görüp, seçim sonrası unutursan…

Ülke genelindeki ekonomik krizden en fazla etkilenen engelliyi sadece kömür ve gıda paketleriyle kandırmaya kalkışırsan…

Engelli de “madem demokratik açılımlar var, engellilerin sorunlarını da açın ve birlikte açılalım” der ve demeye de hakkı vardır.

Ayvalık’ta 3 Aralık törenlerinde İçişleri Bakanlığı’na ulaştırılması için Kaymakam Nihat Nalbant’a, Birlik Ortopedik Engelliler Derneği Genel Başkanı Muharrem Parmaksız tarafından verilen 17 maddelik “Engelli Açılımı” talebi de bunun en güzel kanıtıdır. Çünkü engelliler kendisine kimin ya da kimlerin ne maksatla yaklaştığını normal insanlardan daha çabuk ve doğru olarak hissedip, anlarlar.

Yapay yüz ifadeleri ve sadece lafta kalan sözlere karnı toktur engellinin…

Her sabah cadde ve sokaklarda koltuk değneği, tekerlekli sandalye ile gezmek zorunda olmayanlar bunları anlayamazlar.

İşsizliği en derinden yaşayan engelli camiasının, dilendirilmeye itildiği anlayışların yıllarca hüküm sürdüğü ülkemizde, yetkililer engellinin sorunlarına hakkaniyetle eğilmediği sürece, bu yara her daim kanamaya devam edecektir.

Geçici çözümlerle engellinin kanayan yarası pansuman edilemez.

Ülke genelinde Kürt açılımı, Ermeni açılımı gibi açılımlara gidiliyorsa eğer, o halde 8,5 milyon olarak kabul edilen zümrenin sorunların çözüm menşei de, “Engelli Açılımı” olarak benimsenmelidir.

Elerine silah alıp, dağlara çıkanlar için “Kürt Açılımı” hayata geçiriliyorsa, elinde sevgiden başka silahı olmayan engelliler de varlıkları ve tüm gerçekliğiyle “Engelli Açılımı” isteyerek, sorunlarının çözümlenmesini istemekte yerden göğe haklıdır.Ülkemdeki iktidar ve muhalefet partileri engelli gerçeğinin artık farkına varmak zorundadır.Geçici çözümler yerine, kalıcı ve kapsamlı çözümleri bir an önce şekillendirerek, hayata geçirmek zorundadır.

Her yıl tüm Türkiye’de ki engellileri bağrına basan “Engelliler Şenlikleri” ile Engellilerin Başkenti olma yolundaki Ayvalık’tan talep edilen Engelli Açılımı talebi, siyasi arenadaki pek çok parti ve yetkiliye aslında açık bir manifestodur.

Tabi anlayabilene…

Bu duygularla, engellerin aşıldığı bir ülkede engelsiz yarınlar için tüm engellilerin geçmiş 3 Aralık gününü en içten dileklerimle kutluyorum. Esen kalın…

DEVAMINI OKU >> Engelli…