17954Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde bu yıl ilk kez düzenlenecek olan ‘Gençlik Tiyatro Şenliği’ start alıyor.
Ayvalık Sanat Derneği (ASD) ve Ayvalık Kültür ve Sanat Derneği (AYKÜSAD) ile ortaklaşa organize edilecek olan tiyatro şenliklerine Ayvalık Belediyesinin de destek vermesi bekleniyor. Genç tiyatrocular ve tiyatro gurupları arasında iletişim kurarak, sosyal kültürel ve sanatsal yönden gelişimlere katkıda bulunmanın yanı sıra, gençlere güzel sanatlar ve tiyatro alanındaki becerilerini sergilemek için fırsatlar tanınmasını sağlamak amacıyla bu yıl ilk kez düzenlenecek olan tiyatro şenliğinde, tiyatroyu toplumun her kesimine yaymak ve tiyatro izleyicisi sayısı ile kalitesini arttırmak olduğu belirtiliyor.
İlçenin turizm alanında tanıtımına katkı sağlamasının da öngörüldüğü 1 Ayvalık Gençlik Tiyatro Şenliği’nin ilçede tiyatro sever sayısının artması ve gençlerin tiyatroya ilgi duymasına yardımcı olmasının önünü açmasının beklendiği kaydedildi.
27-30 Nisan 2010 tarihleri arasında organize edilmesi planlanan tiyatro şenliklerinin üç günlük programında günde iki oyunun sergileneceği öngörülüyor.
Bu yıl ilk kez organize edilmesi için, Ayvalık Sanat Derneği yöneticilerinden Ayşe Tosunoğlu, Sedat Pamukçu ve Sadi Mastar ve Ayvalık Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Ayşe Akman’ın öncülük ettiği tiyatro şenlikleri için tanıtımların süratle sürdüğünü belirten Ayvalık Sanat Derneği Başkanı Sadi Mastar, “Bu yıl ilkini düzenleyeceğimiz etkinliğimizin gelenekselleşmesini amaçlıyoruz. Yılda bir kez organize edeceğimiz şenliklerde, tarihi ve doğal güzelliklerle dolu olan ilçemizin adını turizm alanı dışında, tiyatro ile de anılmasını sağlamak istiyoruz. Belki gelecekte henüz tohumlarını atmaya çabaladığımız bu şenliklerimiz uluslar arası düzeye getirilebilir” diye konuştu.

ÜNLÜ OYUNCU VE YAZARLAR DAVET EDİLECEK
Yapılması planlanan tiyatro şenliğine devlet tiyatrosu sanatçıları, ünlü tiyatro oyunu yazarları, Ayvalık’ta yaşayan oyuncu, yazar ve sanatçılar ile tiyatro yönetmenlerinin davet edileceğinin altını çizen Sadi Mastar, “Tanıtımlarını süratle yapmaya çalıştığımız organizasyonumuzda genç arkadaşlarımızın tiyatro gösterileri sunulurken, ilçemizde ki okullarında bu etkinliklere katkı vererek, folklor oyunları, çeşitli dinletiler sunacaklardır’’ dedi.

DEVAMINI OKU >> Ayvalık’ta Tiyatro şenlikleri Yapılacak

Sebo - 25 Ocak 2010

Kıssadan hisse :)

Eşekler köydeki semerciden çok şikâyetçilermiş. Semerci hiç iyi semer yapamıyormuş. Eşeklerin sırtları kanlı yaralarla doluymuş.  Eşekler toplanıp yeni bir semercinin gelmesi için dua etmişler.Hikâye bu ya duaları da kabul olunmuş ve gerçekten köye yeni bir semerci gelmiş.

Ne var ki bu semerci de eşekleri rahatlatacak semerler yapamıyormuş, yaralar azalacakken artmaya başlamış. Eşekler yine toplanıp, köye yeni bir semerci gelmesi için dua etmişler. Ve gerçekten mevcut semerci köyden ayrılmış, yerine baksa bir semerci gelmiş. Eşekler her semerci değişikliğinde olduğu gibi yine çok sevinmişler.

Ama çok zaman geçmeden yeni semercinin de çok farklı olmadığını, semerlerin gittikçe daha da kalitesizleştiğini, yaralarının ise kötüleştiğini görmüşler. Semerci gitmiş, semerci gelmiş. Her seferinde eşekler yeni semerci gelmesi için dua etmişler. Bu hikâye kaç semerci değişene kadar böyle devam etmiş bilmiyorum.

Nihayet bir gün eşekler toplanıp, eski semerciden kurtulmak için değil de  eşeklikten kurtulmak için dua etmeye başlamışlar.

Siz anladınız onu…

Almanya’da
70 bin Sağlık Kurumu… ………… …. 8 bin kilise,

Fransa’da
60 bin sağlık kurumu… ………… …… 9 bin kilise

Türkiye’de ise
7 bin sağlık kurumu…… ……… …… 77 bin cami

olduğunu biliyor muydunuz?

“Allah, iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır”
“Yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Allah’ı kullanırlar.

” Giordano Bruno (….. 1600) “

DEVAMINI OKU >> Gülümse, azda düşün…

Sebo - 01 Ocak 2010

Yazı parola korumalı. Yazıyı görmek için parolanızı girin:


DEVAMINI OKU >> Korumalı: İstatistik

Sebo - 19 Aralık 2009

tesis_yıkım

Önce yaptılar sonra YIKTILAR

18 Aralık 2009, 20:16

Balıkesir’in Ayvalık ilçesine bağlı Küçükköy Beldesi sınırlarında bulunan Sarımsaklı’da ki turistik otellerin sahil şeridi kısmında ki bahçelerinin restoran, havuz ve barların bulunduğu alanlar otel sahipleri tarafından yıkılmaya başlandı.

SUAT SALGIN

TURKHABERLER BALIKESİR - Sarımsaklı’daki sahil şeridindeki otel ve restoranlarla, eğlence yerlerinin Ayvalık Özel İdare Müdürlüğü’ne yıllık ecri misil bedeli ödeyerek kiraladıkları yol kenarına ve plajlara bakan bölümlere havuz, bar ve bahçe yaparak yerli ve yabancı turist müşterilerinin hizmetine sunmuşlardı.

Yıllarca bu şekilde kullanılan alanlar için iki-üç yıldır süren hukuk savaşı Bayındırlık Bakanlığı lehine sona erdi. Bunun üzerine de kıyı kenar kanununa muhalefet etme gerekçesiyle yıkım kararı alınmasının ardından gelen tebliğ uyarınca otel sahipleri de yıkım kararını kendi imkânlarıyla uygulamaya başladılar.

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın yürütmesinde bulunan ‘Kıyı Kenar Kanunu’ olarak bilinen yasa gereği, Sarımsaklı mevkiinde sahil şeridinde bulunan turistik otellerin ve restoranların bahçe ve kafe barlarının olduğu ön bölümlere yıkım kararı ile ilgili açılan dava sonunda Açılan dava sonunda yıkımına karar verilen otellerin havuz ve kafe kısımlarının otel işletmecilerinin kendi imkanlarıyla yıkılmasında sonra önceki gün Ayvalık Kaymakamı Nihat Nalbant’ta yıkım alanında incelemelerde bulundu.

Küçükköy Belediye Başkanı Mesut Ergin ile birlikte dolaştıkları yıkım alanı incelemeleri sonrasında açıklamalarda bulunan Kaymakam Nalbant, ‘’ İlçemize bağlı Sarımsaklı dünyaca ünlü bir turizm merkezidir. Açılan dava ve alınan karar gereği uygulanan yıkımın sonucunda, bu bölgeyi önümüzdeki turizm sezonu öncesine kadar en iyi şekilde düzenlememiz gerekecektir. Sayın Belediye Başkanımızla birlikte yapılması gereken çalışmalarımız hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Elimizden gelen tüm imkânlarla otel ve işletmelerin önündeki yıkılan alanları bir an önce turizme yararlı hale getirmeye gayret edeceğiz’’ diye konuştu.

Küçükköy Belediye Başkanı Mesut Ergin’de, ‘’Bu yıkımlarla belediyemizin herhangi bir ilgisi yok. Yıkılan alanlar Hazineye ait olan arazilerdir. Bu alanlarda geçmişte yapılan uygulamalarla turistik otel ve işletmeler tarafından Özel İdare tarafından ecrim esil bedeliyle kiralanmıştı. Şimdi ise kıyı kenar kanuna muhalefet teşkil edildiği gerekçesiyle yıkılmaktadır. Bize düşen de yıkımın yapıldığı bu alanı Kaymakamımızın da desteğiyle bir an önce turizm sezonu öncesi değerlendirerek, turizme kazandırmaktır’’ diye konuştu

DEVAMINI OKU >> Yıkım…

Sebo - 13 Aralık 2009

CundaRüzgarcıların Cunda ISRARI

12 Aralık 2009, 09:47

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinin birinci derece doğal SİT, Tabiat Parkı ve Milli Park koruma zırhına bürünmüş olan Alibey Adası’na (Cunda), girişimci firmanın 24 adet rüzgâr tribünü ısrarı sürüyor

SUAT SALGIN

TURKHABERLER BALIKESİR - Rüzgâr santralinin doğal dokuda yaratacağı tahribat çevrecileri ve yöre halkını ayağa kaldırdı. Başkan Türközen,  santral için Cunda’dan vazgeçilememesinin mantıksız olduğunu söyledi.

Balıkesir Ayvalık Rüzgâr Enerjisinden Elektrik Üretme Santrali adlı şirket yöre halkının ve belediyenin direnmesine karşın Cunda ısrarından vazgeçmiyor. Zeytin ve çam ağaçlarıyla kaplı Derviştepe, Alibeytepe, Çimtepe, Deveboynutepe ve Aktepe mevkilerindeki yaklaşık 7 km’lik hazine arazileri üzerinde itirazlar hiçe sayılıp, rüzgâr santrali kurulmak istenmesi manidar bulundu. 2003 yılında üretim lisansı alan şirketin, yeniden müracaatı tepki çekti.

CUNDALILAR, BERGAMA KÖYLÜSÜ GİBİ MÜCADELE EDİYOR

Alibey (Cunda) Adasını Kalkındırma ve Koruma Derneği yöneticilerinin, Cunda’da rüzgâr enerjisi üretmek isteyen Balıkesir Rüzgâr Enerjisinden Elektrik Üretimi Santrali Limited Şirketi 11.09.2006 tarih ve EÜ/207-3/352 lisans numarasıyla Cunda’da 30 MW enerji üretmek üzere, 24 adet rüzgar tribünü kurmak için lisans alıp, Ama söz konusu şirketin bu amaçla müracaat ettikleri bölgede bulunan Derviş Tepe, Alibey Tepe, Çim Tepe, Deveboynu Tepe ve Aktepe alanları Milli Parkların sınırları içerisinde ve ‘Mutlak Koruma Alanı’’ sınırları içerisinde olmasından dolayı ilgili bakanlıklara yapmış olduğu itirazlar sonuç vermiş ve şirketin Cunda için yapacağı yatırımın lisansı iptal edilmişti.

Alibey Adasını Kalkındırma ve Koruma Derneği yöneticileri sebep oldukları lisans iptali dışında ada halkı ile birlikte başlattıkları dev imza kampanyasıyla da kamuoyu oluşturarak Cunda’ya Rüzgâr Tribünü kurmak için uğraşan şirketin bu yöndeki girişimlerinin önünü bir kez daha kapatmışlardı.

Ancak, Cundalıların istememesine ve rüzgâr tribünlerinin kurulmasının öngörüldüğü alanların mutlak koruma alanı bölgesinde olmasına rağmen şirket pes etmemekte direniyor.

Balıkesir Ayvalık Rüzgâr Enerjisinden Elektrik Üretme Santrali adlı şirket geçtiğimiz günlerde yeniden lisans başvurusu yaparak, bölgede rüzgâr enerjisi santrali kurmak için girişimlerde bulunması ise tepkilere neden oluyor.

TÜRKÖZEN, ‘’ISRAR ANLAMSIZ’’

Israrın anlamı olmadığını söyleyen Ayvalık Belediye Başkanı Hasan Bülent Türközen, projenin Bursa Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu ve Ayvalık Belediye Meclisi tarafından doğal dokuya zarar vereceği gerekçesiyle defalarca reddedildiğini söyledi. Türközen, “Cunda Adası Koruma ve Kalkındırma Derneği ise bin imza ile Çevre ve Orman Bakanlığına başvurdu. İlgili şirket projeyi tamamlamak için yeni bir girişimde daha bulundu. Biz rüzgâr enerjisine değil, firmanın Cunda ısrarına karşıyız. Bu projenin yeniden dayatılmasının manası yok. Cunda Adası’nı bıraksınlar, rüzgâr enerjisi santralini Cennet Tepesi’ne kursunlar.

Biz, belediye imar planına Cennet Tepesi’nde 200 dönüm rüzgâr enerji alanı işlettik. Gelip Tabiat Parkı içerisine 24 direk dikeceksin, bunların geçiş yolu yapılacak, her bir direk 12 metre çapında ankraj betonla sabitlenecek, direklerin arasına malzemelerin konulacağı odacıklar yapılacak, 24 direğin enerjisi tek hatta düşürülüp santrale taşınacak. O zaman santrali denizin üzerine kursunlar, çevreye daha az zararı olur” dedi.

YABANCI ORTAK ARANIYOR

Referans gazetesinin Ekim 2009 tarihli haberinde ise firmanın proje için yabancı ortak arayışında olduğu belirtilerek, şu görüşler kaydedildi:

“Adana, Sındırgı, Bandırma’da faaliyette olan hidroelektrik santralleri dışında rüzgâr enerjisine de yatırım yaptıklarını belirten Yırcalı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Rona Yırcalı, bu alanda izinlerinin alındığını ve ölçümleme çalışmalarının bittiğini açıkladı. Yırcalı, “2010 yılında da rüzgâr enerjisi yatırımlarımız tamamlanacak. Akhisar, Cunda ve Samandağ’da düşündüğümüz rüzgâr enerjisi santrali yatırımı için ise yabancı ortaklarla görüşmelerimiz sürüyor. Finansman kolaylığı açısından yabancı ortak önemli” dedi.”

DEVAMINI OKU >> Rüzgarcıların ISRARI…

Sebo - 07 Aralık 2009

suat_salgınEngelli açılım

Olacağı buydu. Demokratik açılımların sonucu, gerçekte dev bir kaos olunca, ortalık açılımlarla doldu. Hal böyle olunca da 3 Aralık’ta Ayvalık’ta ki engelliler de “Biz de engelli açılımı isteriz” diyerek, açılımlar konusuna yeni bir boyut getirdiler.

Haklılar mı?

Bence yerden göğe haklılar.

Siyasi pencereden bakan partiler, aslında sayısı 20 milyonu aşan ama 8,5 milyon olarak kabul edilen engellileri ve ailelerini tüzüklerinde kabul edip, gerçekte görmezden gelince engelliler de çözümü açılımda bulacaktır elbette…

Sosyal devlet palavralarıyla, engelliyi işe yaramaz görüp, kenara itip dışlarsan…

Hiçbir sosyal güvenliği olmayan engelli bireye, üç aydan üç aya sadaka verirsen…

Kamu kurum ve kuruluşlarında binlerce engelli personel açığı varken, engelliyi işe alıp çalıştırmazsan…

Hükümet olarak, devlet politikalarında engellileri yeterince tatmin edecek kanunlar çıkaramazsan…

Muhalefet olarak, engellileri sadece oy deposu olarak görüp, seçim sonrası unutursan…

Ülke genelindeki ekonomik krizden en fazla etkilenen engelliyi sadece kömür ve gıda paketleriyle kandırmaya kalkışırsan…

Engelli de “madem demokratik açılımlar var, engellilerin sorunlarını da açın ve birlikte açılalım” der ve demeye de hakkı vardır.

Ayvalık’ta 3 Aralık törenlerinde İçişleri Bakanlığı’na ulaştırılması için Kaymakam Nihat Nalbant’a, Birlik Ortopedik Engelliler Derneği Genel Başkanı Muharrem Parmaksız tarafından verilen 17 maddelik “Engelli Açılımı” talebi de bunun en güzel kanıtıdır. Çünkü engelliler kendisine kimin ya da kimlerin ne maksatla yaklaştığını normal insanlardan daha çabuk ve doğru olarak hissedip, anlarlar.

Yapay yüz ifadeleri ve sadece lafta kalan sözlere karnı toktur engellinin…

Her sabah cadde ve sokaklarda koltuk değneği, tekerlekli sandalye ile gezmek zorunda olmayanlar bunları anlayamazlar.

İşsizliği en derinden yaşayan engelli camiasının, dilendirilmeye itildiği anlayışların yıllarca hüküm sürdüğü ülkemizde, yetkililer engellinin sorunlarına hakkaniyetle eğilmediği sürece, bu yara her daim kanamaya devam edecektir.

Geçici çözümlerle engellinin kanayan yarası pansuman edilemez.

Ülke genelinde Kürt açılımı, Ermeni açılımı gibi açılımlara gidiliyorsa eğer, o halde 8,5 milyon olarak kabul edilen zümrenin sorunların çözüm menşei de, “Engelli Açılımı” olarak benimsenmelidir.

Elerine silah alıp, dağlara çıkanlar için “Kürt Açılımı” hayata geçiriliyorsa, elinde sevgiden başka silahı olmayan engelliler de varlıkları ve tüm gerçekliğiyle “Engelli Açılımı” isteyerek, sorunlarının çözümlenmesini istemekte yerden göğe haklıdır.Ülkemdeki iktidar ve muhalefet partileri engelli gerçeğinin artık farkına varmak zorundadır.Geçici çözümler yerine, kalıcı ve kapsamlı çözümleri bir an önce şekillendirerek, hayata geçirmek zorundadır.

Her yıl tüm Türkiye’de ki engellileri bağrına basan “Engelliler Şenlikleri” ile Engellilerin Başkenti olma yolundaki Ayvalık’tan talep edilen Engelli Açılımı talebi, siyasi arenadaki pek çok parti ve yetkiliye aslında açık bir manifestodur.

Tabi anlayabilene…

Bu duygularla, engellerin aşıldığı bir ülkede engelsiz yarınlar için tüm engellilerin geçmiş 3 Aralık gününü en içten dileklerimle kutluyorum. Esen kalın…

DEVAMINI OKU >> Engelli…

Sebo - 30 Kasım 2009

BU RAKAMLARA DİKKAT!!!!

NTV’deki ‘Neden’ programında ‘Aleviler ve Siyaset’i tartışıldı.
Açılışta Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Turan Eser’e soruldu:

* * * Neden her seçim öncesi ‘Sünniler ve Siyaset’ değil de ‘Aleviler
ve Siyaset’ tartışılır….?’

Eser, rakamlarla yanıtladı bu soruyu…
Verdiği rakamlar, tartışmaya yer bırakmayacak kadar net bir tablo sergiliyordu.
Bu rakamları yorumsuz olarak sizlerle paylaşmak istiyorum:

***Türkiye’de kaç okul var ?…………..67.000

***Kaç hastane var ?………………………1.220

***Kaç sağlık ocağı var ?………………..6.300

***Peki kaç cami var ?…………………85.000

Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor.

***Peki, kaç kilise var ?…………………270

***Kaç cemevi var ?…………………100

***Türkiye’de kaç doktor var ?…………………77.000

***Peki, kaç din görevlisi var ?…………………90.000

Türkiye’de her 900 kişiye bir doktor düşerken,

her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.

Eğitim-Sen’e göre Türkiye’nin 200 bin öğretmen açığı var.

***Türkiye’de kaç kütüphane var?………………….1.435

***Almanya’da kaç kütüphane var?…………………..11.000

***Türkiye’nin kaç kentinde devlet tiyatrosu var ?……13

*** Kaç kentte kuran kursu var?……………………81

***Bu kursların toplam sayısı kaç ?…………………….3.852

***Türkiye’de 1 opera derneği var, 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği var.

***Peki, kaç tane ‘cami yaptırma derneği’ var ?………35.000

***İçişleri Bakanlığı’nın bütçesi ne kadar ?…………..783 trilyon

***Ulaştırma Bakanlığı’nın ?……………….678 trilyon

***Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın ?…………..677 trilyon…

***Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ?………………632 trilyon…

***Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın ?……………….280 trilyon..

***Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın ?…249 trilyon…

***Çevre ve Orman Bakanlığı’nın ?……………….404 trilyon…

***Sadece Sünnileri temsil eden

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesi nekadar ?………1.3 katrilyon…

8 bakanlığın bütçesi kadar….

22 üniversitenin toplam bütçesine denk…

***Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin yıldan yıla büyümesine bakalım:

1997′de 66 trilyon.

1998′de 119…

1999′da 180…

2000′de 270….

2001′de 302…

2002′de 553…

2003′te 771…

2004′te 1 katrilyon…

2005′te 1 katrilyon…
2006′da 1,3 katrilyon…

2007′de 2,7 katrilyon…

Bir ülke, Diyanet’e, bütün üniversitelerine ayırdığı bütçe kadar pay ayırıyor,bunu son bir yılda ikiye katlıyorsa, doktordan, öğretmenden fazla imam yetiştiriyorsa, hastane değil cami yaptırıyor, kütüphaneden çok Kuran kursu açıyorsa, o ülkenin durup bir daha düşünmesi gerekmez mi?

Arkadaşlar!

dışarıda bir şeyler oluyor farkında mısınız?

Uykuda olanları sarsın, uyandırın. Yakında ışıklar sönebilir, karanlıkta ne yapacaksınız?

DEVAMINI OKU >> RAKAMLAR…

Sebo - 26 Kasım 2009

Ahmet Türk İzmir’in kaymak tabakasındandır!

Ahmet Türk diyor ki:

“Sivil faşistler İzmir’de saldırdı.”

*

Vay canına!

*

İzmir’den Çeşme Otoyolu’na gir, topukla, Çeşme’desin, Ilıca’ya sap, Ildırı levhasını takip et, Ildırı’ya gelince, şahane Gerence Koyu önünde, Günkent Sitesi’ni sor… Eski adı, 18’inci Dönem Parlamenterler Sitesi, helikopter pisti var, müstakil, bahçeli, tripleks, almaya kalk, 300 milyar lira.

*

Ahmet Türk’ün
yazlığı orda.

*

Dalyanköy’de çipuraları kalamarları götürürken, “fıstık”, işine gelmeyince “faşist” öyle mi?

*

Bitmedi…

*

Ahmet Türk’ün “Türkiye” isimli üvey annesi, kocasının kuma getirmesi üzerine, kaçmış, Necimoğlu Aşireti’ne sığınmıştı. Ahmet Türk’ün ağabeyi, gitti, annesini vurdu. Bu cinayet yüzünden, iki aşiret arasında kan davası başladı. Bi ondan, bi bundan, 34 sene devam etti, 40 kişi öldü. Baktılar ki, olacak gibi değil, Mardinli bu iki aşiret, barışmak için, bir “barış şehri” seçti… Restoran kapattılar, buluştular, sarıldılar, barış yemeği yeyip, kan davasını bitirdiler.

*

Neresi o seçilen barış şehri?

İzmir!

*

Milletvekili olduğun memleketin Mardin’in Derik İlçesi’ne 34 sene giremeyeceksin… Kan davalılarınla barışmak için, 81 vilayet içinde İzmir’i seçeceksin… Sonra “faşist” öyle mi?

*

Doğma büyüme İzmirliler bile, İzmir’in nimetlerinden Ahmet Türk kadar faydalanmamıştır.

*

Gözünü seveyim Ahmet Türk, şunun şurasında üç beş kişiyiz, birbirimizi biliriz… Bak, DTP Milano Milletvekili Sırrı Sakık’ın hiç sesi çıkıyor mu? Onun da yazlığı orda!

YILMAZ ÖZDİL

DEVAMINI OKU >> İzmir

Sebo - 19 Kasım 2009

658seytanŞeytan sofrasında rant KAVGASI

19 Kasım 2009, 00:35

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, aralarında Şeytan Sofrası’nın da bulunduğu 22 adayı kapsayan tabiat parkında mutlak koruma alanı daraltıldığı iddia edilirken, Mutlak Koruma Alanını daraltan 1/25 bin ölçekli uzun devreli gelişme revizyon planı çevreceileri ve bölgedeki belediyeleri çileden çıkardı.

SUAT SALGIN

TURKHABERLER BALIKESİR - Çevre ve Orman Bakanlığı’nın hazırladığı plan, en çok Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’ndaki alanları ’satışa açık’ bırakmasıyla eleştiriliyor.

Çevre ve Orman Bakanlığı, Ayvalık ve Küçükköy sınırları içerisindeki 17 bin hektarlık Ayvalık Adaları Tabiat Parkı alanında “ince ayar” yapıldığı belirtiliyor.

Bölgedeki mutlak koruma alanını daraltan 1/25 bin ölçekli uzun devreli gelişme revizyon planı, çevrecileri ve belediyeleri ayağa kaldırdı.

Küçükköy Belediye Başkanı Mesut Ergin, “Planın ana aksları ile ruhu, felsefesi ve yaklaşımı 180 derece değiştirilmiştir” dedi.

Ayvalık’ın 22 adasıyla Şeytan Sofrası’nı da kapsayan ve çoğunluğu hazine arazisi olan tabiat parkındaki yeni düzenlemeler, yatırıma ve satışa açık bırakıldığı gerekçesiyle tepki çekti.

Küçükköy Belediye Meclisi, Çevre ve Orman Bakanlığı’na 26 madde halinde sunduğu itirazlarını kabul ettirememe durumunda hukuksal mücadele başlatma kararı aldı. Yeni düzenlemeyle yerleşim alanlarının ve ekolojik yapının tabiat parkıyla bütünlüğünden vazgeçildiği savunan belediyenin karşı yazısında, “Koruma kullanım dengesi koruma aleyhine defalarca ihlal edilmiştir” denildi.

Bakanlığa gönderilen itiraz yazısında şu görüşlere yer verildi: “Tabiat parkında yer alan yerleşimlerin turizm ve tarımsal faaliyetlerinin zararlarının önlenmesi gerektiği ifade edilmiş; ancak devam eden düzenlemelerde zararları artıracak düzenlemelere gidilmiştir.

2004 yılında hazırlanmış olan gelişme planının kararları son hazırlanan revizyon planının bölgeleme kriterleri değiştirilmiştir. Eklenen mülkiyet kriterlerinin gerekçesi belirtilmemiştir.

Taşıt trafiğinin artması için herşey yapılmıştır. Revizyon planında mutlak kullanma ve sınırlı kullanma alanlarına ilişkin kriterlerin baştan aşağı değiştiği, koruma kullanma dengesinin bozulduğu açıktır. Bu düzenleme ile mutlak koruma hususu derin yara almıştır.’’

Şeytandan

Belediye Başkanı Mesut Ergin

Küçükköy Belediye başkanı  Mesut Ergin

DEVAMINI OKU >> Şeytan sofrasında…

Sebo - 19 Kasım 2009

İletişim Sektörünün inanılmaz bir hızla geliştiği çağımızda, Türkiye’de yayımlanan yazılı ve görsel medya ürünlerini yayın politikaları ve sahiplikleri ile açık bir şekilde bilmemiz gerek.
Genel bir gruplama yapmak gerekirse;

BİRİNCİ GRUP,
1) Fethullah Gülen
Tarikatına mensup yayın organları; Zaman Gazetesi, Bugün Gazetesi, Aksiyon Dergisi, Sızıntı Dergisi, Samanyolu TV
2) Taraf Gazetesi; Çetin Altan’ın büyük oğlanı ve eşi CIA çalışanı olan Yasemin Çongar’ın müştereken çıkardıkları gazete. En önemli işleri, dış istihbarat teşkilâtlarının bu ikiliye verdikleri çoğu yönlendirilmiş belgeleri yayınlamak. Maddi destek almadan yaşaması mümkün değil. Aldıkları para desteğinin kaynağı belli değil.
3) Akraba Basını; Sabah Gazetesi (Damat), Yeni Şafak Gazetesi (Dünür), Star Gazetesi (Emine Hn. Akrabası), ATV (Damat), Kanal 7 (Oğlandan Bacanak), Ülke TV, Kanal 24,
4) Devlet Basını, TRT’nin tüm kanalları. Devlet Televizyonu olan TRT, tam bir AKP yayın organı gibi kullanılmaktadır.
5) Tetikçi Basın; Vakit Gazetesi (Başbakan’ın Gazetesi)
6) Med TV, ROJ TV; Bölücü yayın yapan TV ve Gazete- Dergiler,
Bu grubun gerçek hedefleri, “Lâik Cumhuriyeti” öncelikle yıkmak, TSK’ni yıpratarak felç haline getirmek ve sonunda İslam- Kürt Cumhuriyetini kurmaktır. Başbakanın “ Demokrasi benim için amaç değil, araçtır, tren gibidir. Gideceğim yere kadar biner, istediğim yere gelince inerim” demesinin gerçeği budur. Anayasa Mahkemesi’nin “ AKP Lâiklik karşıtı eylemlerin odağıdır” kararı bunun en önemli işaretidir. Bunlardan tarikat basınının davranışlarını belirleyen eylem planları şudur. “
NİHAİ HEDEFE ULAŞANA KADAR, HER YÖNTEM VE YOL MÜBAHTIR. BUNUN İÇİNE YALAN SÖYLEMEK VE İNSANLARI ALDATMAK DA GİRER. YETER Kİ HİZMET KESİNTİYE UĞRAMASIN. HİZMET DENİLEN ÇALIŞMANIN EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ, SESSİZ VE DERİNDEN OLMASIDIR. BU GİZLİLİK DE GÜÇLÜ OLUNCAYA KADAR DEVAM EDECEKTİR. CEMAATIN TEMEL FELSEFESİ BUDUR”

İKİNCİ GRUP;
1) Doğan Medya Grubu; AKP Hükümetinin uyguladığı baskılar sayesinde, diz çökmüş durumdalar. Hükümetin uygulamalarına sessiz kalarak bu sıkıntıdan çıkabileceklerini sanıyorlar, yanılıyorlar. Hedefi gerçek demokrasi olamayan bir yönetimle uzlaştığınızı düşünürseniz, en önce varlığınızın sebebi demokrasiye ihanet edersiniz. Sonra sizin işinizi bitirirler.
2)Ciner Medya Grubu; Başta Nükleer Santral ihalesi olmak üzere, enerji santralleri ve madencilik işleri sebebiyle, Hükümetle işleri devamlı ve çok olan grubun, “ gücü özgürlüğünde” sloganı lafta kalmıştır. Genç yaşında fırıldak gibi dönmeye başlayan Yiğit Bulut ve Atatürkçü olduğu için gruptan kovulan Prof. Yaşar Nuri Öztürk bunun en önemli kanıtıdır.
3) Karamehmet Medya Grubu; TMSF canı sıkıldıkça bu gruba vurmakta ve doğrulmasına imkân vermemektedir. Bu gruptaki medya organları, baskı altındadırlar. Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde bir hükümet, devletin güvenlik güçlerini ve vergi sistemini kullanarak, basına yok etme operasyonu yapmaz, yapamaz.
4) Doğuş Medya Grubu; Sn. Ferit Şahenk, AKP ile mükemmel bir uyum içinde çalışıyor. Zaman bulup rahmetli babasının kendisine verdiği nasihatleri hatırlarsa, yayın organlarında karşıt seslere de yer vermesi gerektiğini hatırlar.
ÜÇÜNCÜ GRUP; Öncelikle Batırılacak Medya ve Susturulacak Yazarlar ve Madalyalılar;
1) Batırma işlemine kaldığı yerden devam edilecek ve Biz TV’den sonra ART ve Kanal B batırılıncaya kadar her türlü baskıya devam edilecektir.

2) Emin Çölaşan’ın işini bitirdikten sonra, sıra Bekir Coşkun’a geldi. Onu Fatih Altaylının şefkatli kollarına bıraktık, haftanın 3 günü çiçek, böcek yazıyor. Fakat o Yılmaz Özdil yok mu? 6- 7 satırda AKP’nin aylarca yaptığı propagandayı yerle bir ediyor. Öncelikle susturulması gerek. Genel Yayın Yönetmeni ve İzmir’in Kahramanlar semtinin “Kahraman” adamı ne yapacak, bekleyelim, görelim.
3)Madalya verilmesi gereken, AKP’nin çizgisini aynen takip eden yazarlarımız var. Hasan Cemal, Cengiz Candar, Mehmet Barlas, Fehmi Koru gibi. Sayı çok olduğu için, belirleme işini Akif Beki’ye verilmesi uygun olur.

DÖRDÜNCÜ GRUP; Milletin Medyası,
1)Yeniçağ, Cumhuriyet, Sözcü gibi gazeteler. Kıt ekonomik olanaklarına rağmen bu ve benzeri medya organları direnmeye, Atatürk’ü ve Lâik Cumhuriyeti korumaya devam ediyorlar.
2) Internet Medyası;
Muhteşem bir güç. Olağanüstü haberleşme ve dayanışma sistemi. Milleti  Uyarmada tarihi bir görev yapıyorlar.
3) Anadolu Medyası; Ülkenin gerçek sahipleri. Anadolu’nun riyasız, samimi sesini tüm Türkiye’ye duyuruyorlar.

Birinci grup, devamlı olarak Türk Silahlı Kuvvetlerine onun şerefli komutanlarına hakaret etmekte, psikolojik baskı uygulamakta ve ellerindeki medya gücünü haysiyetsizce kullanarak TSK’ni felç etmek istemektedirler. Bunu yaparken en önemli araçları; Demokrasi ve Demokrat olmak saptırmasını kullanmalarıdır. Burada iddia ederek söylüyorum. BUNLAR ASLA DEMOKRAT DEĞİLDİR: Biat (itaat etmek- şartsız kabul etmek-tartışmadan kabul etmek) kültürü ile yetişen insanlar demokrat olabilirler mi? Ömürleri emir almak ve düşünmeden yerine getirmekle geçen insanlar demokrat olabilir mi? Maddi olanakları, malvarlıkları, cemaat yapıları tamamen saklı olan insanlar demokrat olabilirler mi? OLAMAZLAR, OLAMAZLAR, OLAMAZLAR.

Hedeflerine giden yolda en büyük engel olarak TSK’ni görmekteler ve onu yıpratmak için her türlü yalanı, yöntemi kullanmaktalar. Bakın, İrtica belgesini TSK dört kez istediği halde göndermemişlerdir. Albay Çiçek savcılığa çağırılmadığı halde, bir haftadır “ gelmedi” diye yazıyorlar. Yazıklar olsun.

İkinci gruptakilerde yanlışın içindeler. Erzurum’da Ermenilerin Türk köyünde, bizim saf köylüyü kandırması gibi teker teker yok edilmeyi bekliyorlar. Beklesinler. Bizler, milletin medyasını ve yazarlarını okuyanlar, interneti kullananlar, milyonlarca kişiyiz. Bizler Atatürk’üz, bizler Misak-ı Milli’yiz, Bizler Lâik Cumhuriyetiz, Bizler Anadolu’yuz. Biz ayağa kalktığımızda, irtica kaçacaktır. Biz Türkiye’mizi aydınlattığımızda bu kara cübbeli, kara ruhlu tarikat kalıntıları kaçacak delik arayacaktır. 7 seneleri gitti, çok azı kaldı. Bizler yani Türk Milleti demokratik seçimle bunları, çok istedikleri ortaçağa göndereceğiz. Bu arada ordumuza ve şerefli mensuplarına sahip çıkacağız.

Sağlık ve başarı dileklerimle. 07. Kasım. 2009
Rifat Serdaroğlu Eski Sağlık ve Devlet Bakanı
rifatserdaroglu@superonline.com
0532 2110011

DEVAMINI OKU >> Basınımız Hakkında