AYVALIK

Ayvalık, Balıkesir’in bir ilçesi olup, Ege Bölgesi sınırları içerisindedir. Ege Bölgesi’nin kuzey batısına denk gelen Ayvalık’ın komşularını da belirtecek olursak konumunu daha belirgin açıklamış oluruz. Güneydoğusunda Bergama, güneyinde Dikili, kuzeyinde Edremit körfezi ve kuzeydoğusunda Burhaniye ile çevrilmiş olan Ayvalık, bir kıyı ilçesidir ve bağlı olduğu Balıkesir’in yaklaşık olarak batısında yer alır. Ayvalık, Yunan Adalarından Midilli’ye (Lesbos) de çok yakındır.

ÇEŞİTLİ YOL GÜZERGAHLARININ KM ve ORTALAMA SAATLERİ
İstanbul – Tekirdağ – Çanakkale – Ayvalık ………… 489
Yenikapı (İst.) – Bandırma hızlı feribot ……………. 2 saat
Bandırma – Ayvalık ……………………………………… 277 km/3,5 saatKomşuları
Yenikapı (İst.) – Yalova Deniz Otobüsü ……………. 1 saat
Yalova – Ayvalık …………………………………………. 340 km/5 saat
İstanbul – İzmit – Bursa – Ayvalık ……………………. 520 km
Ankara – Eskişehir – Bursa – Ayvalık ………………… 655 km
Ankara – Afyon – İzmir – Ayvalık …………………….. 738 km
Balıkesir – Ayvalık ………………………………………… 127 km
İzmir – Ayvalık …………………………………………….. 135 km
İzmir A.Menderes Havaalanı – Ayvalık …………….. 163 km
Bergama – Ayvalık …………………………………………. 45 km
Efes – Ayvalık ………………………………………………. 235 km
Behramkale – Ayvalık (Alt yoldan)…………………….. 85 km
Truva – Ayvalık ………………………………………………154 km
Bostancı Havaalanı – Ayvalık …………………………….. 44 km

Adı nereden geliyor?

Ayvalık dostu dostumuz Ahmet Yorulmaz’ın Ayvalık’ı Gezerken 5 isimli kitabında yazdığına göre”…Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızdan sonra buradan gitmiş rumların bir dernekleri vardır Atina’da:”Ayvalıklılar Birliği”… Aylık bir gazeteleri: Kidoniakos Astir”(Ayvalık Yıldızı).Bu derneğin asbaşkanı V.Kukunara’nın yazdığı Kidonie/ Protevusa Tis Eolidos (Eolya’nın Başkenti Ayvalık) adlı kitaptan yararlanacagız kentin ismi konusunda.
Bu kitabın bazı sayfalarından yorumlayarak çevirdiklerimiz şunlar:
-Ayva’dan,yabani ayva’dan,
-Daha büyük bir düşlemeyle,midye türü olan ve bu kesimde bulunan ayvada’dan.
-İlk yerleşenlerinin Midilli’nin Kidona (hani Kidonie Ayvalık anlamındadır ya) köyünden olabileceklerinden, ya da Girit’in Kidonies bölgesinden gelmiş olabileceklerinden…
Ansiklopedik sözlüklerin değişik bir yorum yaptıklarını da nakleder:”Ai-vallin” sözcüğünden çıkışla “oturanları silahla sürekli vurma tutkusunda olan yer…”demekteymiş.Kaynak yazar da bu bilgiyi verdikten sonra, haklı olarak kızmakta,”…cedlerimizin hiç işi yokmuş,ellerinde silah tutmuşlar hep! Demektedir.
Xenophon “Onbinlerin Dönüşü”adlı yapıtında “Kitonion”kentinden söz eder, yani antik bir kentten. Bilinen “Onbinlerin Dönüşü”yolunda bir kıyı kenti bulunmadığıdır. Antik Kitonion,Dursunlu köyüyle Yukarıbey köyü arasındadır. Dursunlu, Gömeç Kazasına, Yukarıbey de Bergama’ya bağlıdır… Bu verilere göre antik kentin Ayvalık’tan uzaklığı, zamanımız ölçütlerine göre, en az 35 kilometredir. Görülüyor ki bu da tutmuyor.
Filozofların da bu yerin adı konusundaki görüşlerini vermek gerekir:Aioliki’nin (Eolya’nın) tahrif edilmiş biçimidir; Aiolik kelimesinden türetilmiştir Ayvalık. Bu kent için yazan yazarların tümü de Kidonie diye söz etmişlerdir, Türkler buraya daha Ayvalı ya da Ayvalık demeden önce.
“Eolya:Mitolojiye göre, Edremit Körfezi’nden İzmir’e kadar uzanan ve Midilli’yi de içine alan kıyıya yerleşmiş bir soyun ülkesi.Bu soydan olanlara Eoller,Ya da Eolyalılar denirdi.”
…Ayvalık anlamına gelen Kidonie ismi M.Ö.330′dan beri süregelmektedir! Yalnız ismin nereden kaynaklandığına dair bir yanıt bulamıyoruz.Antik Çağ’da gerçekten ayvalıktı da oradan mı aldı? Bilemiyoruz…

Coğrafyası

Ayvalık, Ege Bölgesinin bir ilçesidir. Batısı deniz,kuzeyi Burhaniye,doğusu Bergama,güneyi Dikili’yle çevrilidir. Doğal sınırlarını şöyle sıralıyabiliriz: Kuzeyde Bezirgan Deresi, Gömeç (Armutova) ve Gümüşlü yolu, doğuda Sazanlık Deresi, Hisar, Demirhan Boğazları, güneyde Altınova, güneybatıda Kaplan Dağları’nın oluşturduğu Sarmısak Yarımadası ile bir yığın koy ve deniz…
Belediye sınırları içindeki yüzölçümü 420, ilçenin tüm yüzöiçümü ise 23.300 hektardır. Çamlık yolu üzerindeki Belediye Parkının yüzölçümü 1,5 hektardır. İlçe arazisinin %60′ı ekime uygundur. Kalan kısım, kısmen bataklık, fundalık ve dağlıktır.
İlçeyi saran tepeler ve sayfiye kesimleri çamlarla kaplıdır; gerisi de göz alabildiğine, ayak yürüyebildiğine zeytin agaçlarıyla doludur.İlçe arazisinin %70 zeytinliktir.

İklim ve kokulu imbatı

…Yazları tüm çevre cayır cayır yanar, terlerken, biz Ayvalık’lılar batıdan esen ve genellikle öğleleri bir sularında başlayan imbatla, bol iyotlu serin havayı ciğerlerimize doldurarak serinleriz.
Bazıyazlar da “meltem” adını verdiğimiz ölgün bir kuzey esintisi baş gösterir Kazdağı yönünden. Haftalarca sürdüğü de olur. Durgun, boğucu yaz sıcağı içerisinde nefes almanızı sağlar bu esinti.
Ayvalık’ın iklimi, Ege’nin kendine özgü, kıyı iklimidir. Yazın kavuruculuğunu, kışın donduruculuğunu anlamazsınız. Meteoroloji verilerine göre 1.Mayıs- 30.Ekim tarihleri arasındaki zaman dinlenmek, gezmek,denize girmek için en uygun zamandır.

Genel GörünüşüŞeytan sofrasından Ayvalık

Genel görünüş, gidebilenlerin yerinde, gidemeyenlerimizin ancak sinema, dergi ve kartpostallarda izleyebildiği kadarıyla, bir Akdeniz sahil ilçesi havasındadır. Anadolu’nun iç kısımlarındaki ilçelerine benzer yanını güç bulursunuz, ilçe-kent karışımı bir yerdir diyebiliriz.

İlk ve Orta Çağlarda Ayvalık

Ayvalık için ilginç sayılması gereken bir konudur bu,özellikle devletin bu tür varlıklarını saptayıp, meydana çıkarmakla yükümlü kurumları için…
Kimse şimdiye kadar Ayvalık’ın bu yanıyla ilgilenmedi arkeolog Ömer Özyiğit dışında. Görüşünü rica ettiğimizde, şunları söyledi bize:
Antik Çag’da Ayvalık’ın önündeki adalara ‘Hekatonesos’ ismi veriliyordu. Bu isim, bu adaların en büyüğü olan ‘Nesos’ (Ali bey) adasındaki aynı isimle söylenen ‘Nesos’ (ya da Nasos) antik kentinin baştanrısı olan Apollon’dan gelmekteydi.’Hekatos’, Apollon’un takma adıydı. Bunun için bu adalara Hekatos ya da Apollon Adaları da deniyordu.
Apollon Adaları’ında Nesos’dan başka ‘Chalkis’, ‘Pordoselene’,'Kydonia’ antik yerleşmeleri vardır. Antik kaynaklar, Chalkis, Pordoselene ve Nasos’dan oldukça söz etmelerine karşılık,Kydonia hakkında yazları akan ünlü bir sıcak su kaynağına sahip olduğunu yazan, yanlız Plinius olmuştur. (M.S. 79′da Vezüv Yanardağı’nın patlaması sırasında ölmüştür.)
…Roma Çağı’nda en parlak devrini yaşadığını sandığımız Kydonia’nın,daha sonraları Bizans Çağı içerisinde ya da sonlarına doğru,bazı nedenlerden dolayı önemini yavaş yavaş kaybederek,yerleşmenin Ayvalık’ta ‘İlk Kurşun Tepesi’ eteklerine kaydığı, burada gelişmeye başladığı,bu yeni yerleşme yerinde bulunan bazı Bizans Çağı verilerine göre, anlaşılmaktadır. Kent,daha sonraki çağlarda gelişimini bu merkez etrafında yapmış ve terk edilen eski yerleşme merkezi zamanla toprak altında kalmıştır.
Bu dört antik kentten Chalkis ve Pordoselene yaşamlarını bitirmelerine karşılık, Kydonia ve Nesos, Antik Çağ’dan günümüze kadar yaşamlarını sürekli olarak sürdürmüş ve bugün de sürdürmektedir. Üstelik Kydonia ismi ile Türkçe’ye çevrilmişş biçimi olan ‘Ayvalık’ sözcüğüyle yaşamaktadır.
Arkeolog Ömer Özyiğit’i Yunanlı iki yazar;Foti Kondoğlu (Yurdum Ayvalık),V.Kukunara (’Kidonie’ Eolya’nın Başkenti) adlı eserleriyle doğrulamaktadırlar..

Ayvalık için ilginç sayılması gereken bir konudur bu,özellikle devletin bu tür varlıklarını saptayıp, meydana çıkarmakla yükümlü kurumları için…
Kimse şimdiye kadar Ayvalık’ın bu yanıyla ilgilenmedi arkeolog Ömer Özyiğit dışında.Görüşünü rica ettiğimizde, şunları söyledi bize:
Antik Çag’da Ayvalık’ın önündeki adalara ‘Hekatonesos’ ismi veriliyordu. Bu isim, bu adaların en büyüğü olan ‘Nesos’ (Ali bey) adasındaki aynı isimle söylenen ‘Nesos’ (ya da Nasos) antik kentinin baştanrısı olan Apollon’dan gelmekteydi.’Hekatos’, Apollon’un takma adıydı. Bunun için bu adalara Hekatos ya da Apollon Adaları da deniyordu.
Apollon Adaları’ında Nesos’dan başka ‘Chalkis’, ‘Pordoselene’,'Kydonia’ antik yerleşmeleri vardır. Antik kaynaklar, Chalkis, Pordoselene ve Nasos’dan oldukça söz etmelerine karşılık, Kydonia hakkında yazları akan ünlü bir sıcak su kaynağına sahip olduğunu yazan, yanlız Plinius olmuştur. (M.S. 79′da Vezüv Yanardağı’nın patlaması sırasında ölmüştür.)
…Roma Çağı’nda en parlak devrini yaşadığını sandığımız Kydonia’nın,daha sonraları Bizans Çağı içerisinde ya da sonlarına doğru,bazı nedenlerden dolayı önemini yavaş yavaş kaybederek,yerleşmenin Ayvalık’ta ‘İlk Kurşun Tepesi’ eteklerine kaydığı, burada gelişmeye başladığı,bu yeni yerleşme yerinde bulunan bazı Bizans Çağı verilerine göre, anlaşılmaktadır. Kent,daha sonraki çağlarda gelişimini bu merkez etrafında yapmış ve terk edilen eski yerleşme merkezi zamanla toprak altında kalmıştır.
Bu dört antik kentten Chalkis ve Pordoselene yaşamlarını bitirmelerine karşılık, Kydonia ve Nesos, Antik Çağ’dan günümüze kadar yaşamlarını sürekli olarak sürdürmüş ve bugün de sürdürmektedir. Üstelik Kydonia ismi ile Türkçe’ye çevrilmişş biçimi olan ‘Ayvalık’ sözcüğüyle yaşamaktadır.
Arkeolog Ömer Özyiğit’i Yunanlı iki yazar;Foti Kondoğlu (Yurdum Ayvalık),V.Kukunara (’Kidonie’ Eolya’nın Başkenti) adlı eserleriyle doğrulamaktadırlar..

YAYINLARDA-BASINDA AYVALIK

Yerli yabancı,günümüz gazete ve dergileri Ayvalık’a geniş yer veriyorlar. Bunları güncel olduklarından, konumuz dışında tutuyor,tarihsel değerleri olanları buraya alıyoruz.

Karesi’ ye Bağlanış
1976 yılında Almanya’da basılmış bir kitabın,(Andreas Birken,Die Provinzen des Osmanischen Reiches,Wiesbaden 1976,s.122,125)122. sayfasında Ayvalık’ın 1847 yılında Saruhan(Manisa) ilinden,Hüdavendigar (Bursa)iline geçtiği,1867 yılında da Karesi’ye bağlandığını kaydediyor.

Ayvalık Depremi
“Vakt-ı mezkürda Kal’a-i Sultaniyye (Çanakkale)” ve Gelibolu ve Ayvalık ve Midilli taraflarında dahi vuku bulup, Midilli’de bulunan cami ve evlerin üçte biri ki 8.000 binadır,harap olarak 565 kişi telef olmuştur.(Vakanüvis Ahmed Lütfi Efendi Tarihi,C.xı, T.Tarih Kurumu Basımevi,Ankara 1989,Hazırlayan Münir Aktepe sayfa 43)

Hüdavendigar Mutasarrıflığı
Bir tarihte Hüdavendigar’a (Bursa) bağlı yerler şöyle sıralanıyor:”Mudanya, Gemlik,Yenişehir(Göksu),İnegöl(Ainegöl),Aksu,Harmancık,Balıkesri,Panderma(Bandırma),Ayvalık, Edremit,Kırkağaç,Manyas,Akdağ eteğinde Balat,Kütahya…”
Fransız coğrafyacının yazdıklarından bir parağraf: “Bababurnu aşıldıktan sonra Edremit Körfezi’ne girilir.Bu körfez üzerinde Edremit ve Aivalyk limanları bulunmaktadır.Aivaly,Kyidonia (Cydonie) harabeleri yakınındadır. Körfezin girişinde Midilli (Lesbos) Adası bulunur.Aivalyk geçen yüzyılda,okulları ile ünlü idi…”(A.Synuet (Galatasaray Lisesi coğrafya öğretmeni).Traité de Georaphie Générale de de L’Empire Ottoman,İstanbul 1972)

Zeytinyağı Fabrikası
Yabancı sermayenin Türkiye’ye giriş kapılarından bir tanesi de Ayvalık’tır. Bugün de başürünü olan zeytinyağı ta o zamanlar, yani 19.yüzyılda, 1884′lerde yabancıların dikkatini çekmiştir.
Ayvalık’ın zeytin bölgesi şeklinde nitelendirilmesi yabancıların iştahını kabartmış,İzmir’de sanayi kuruluşları sahibi İngiliz asıllı R.Hadkinson burada fabrika kurmuştur. Bunun için de 1500 İngiliz liralık makina ve gereç dışalımı yapmıştır.Hadkinson bir süre sonra,bu yörede,daha bir çok fabrika kurmuştur.(I.Tekeli,Ege Bölgesinde Yerleşme Sisteminin 19.yy. Dönüşümü,Y.Kredi Yayını,Üç İzmir,1993,s.125,135-O.Kurmuş,Emperyalizm’in Tükiye’ye Girişi,İstanbul 1977,s.79,127)
Zeytinyağı üretiminde hayvanlı,insanlı mengene şeklinden fabrikasyona yöneliş Ayvalık’ta, yüzyılı aşmış bulunuyor.

1894′te Ayvalık
“Servet-i-fünun”,Osmanlı döneminin edebiyat tarihine geçmiş bir dergisidir.Bu yayının 101.sayısında,Ayvalık için verdiği rakamlara bakın,çok ilginç bulacaksınız. Yani tam yüz yıl önceki Ayvalık’tan bir sosyo-ekonomik tablo…
11 Mahalle,1 Cami,12 Kilise, 6 Manastır,26 sabunhane,40 tabakhane,78 Zeytinağı değirmeni,25 Yeldeğirmeni,2 Otel,2 Lokanta, 3 Gazino,5 Meyhane,70 Kahvehane,7 Zeytinyağı ve un fabrikası,45 Fırın,1 Kıraathane,95 Dükkan,4773 ev, 1 Hükümet ve gümrük dairesi,1 Askeri hastane,3 Askeri karakol ve 1 Telgrafhane…
Günümüzden bir asır önce yayınlanmış bu dergideki rakamlar ve bilgiler, şöyle sürüyor: Binaların toplam sayısı 5320,genel nüfus 20.630; ilçeye bir saat uzaklıkta ve sahilde Sarmısak denilen yerde 9 taş ocağı olup, çıkarılan taşlar binalarda kullanılıyor,bir bölümü de civara satılıyor; 14 kadar kiremit ve tuğla,7 adet de testi bardak ocağı bulunuyor; ürettiği rakı ve şarap pek ünlüdür,önemli miktarlarda başka yerlere satılır;boğazın sağ yanında, üzerinde kazasını barındıran ‘YUNDA ADASI’ VAR.(Servet-i-fünun dergisi sayı 104 İstanbul 1894)

Tersine Bir Durum
Osmanlı döneminde Ayvalık’ın buğday dışalımı yapıp, yeldeğirmenleri ve un fabrikalarında ürettiği unu,dışarıya sattığı,kesin ve belgeli.
Ne var ki, Cumhuriyet’in başlangıç yıllarında da Ayvalık dışalımını, dışsatımını yaptığı ve altyapısı varken, 1927′de artık un ithal eder olmuştur. (Türkiye Seyri Sefain İdaresi Rehberi,1927 ikinci yıl, S.186)

Daha fazla bilgi edinmek isteyenlere Geylan Kitapevi yayınlarından Sayın Ahmet Yorulmaz’ın yazdığı ‘Ayvalık’ı Gezerken 5′ isimli kitabı edinip okumalarını öneririm.

Alibey (Cunda)

ALİBEY ADASI (Cunda)

Sayın “Ayvalık dostu” emekli kitapçı,yazar Ahmet Yorulmaz’ın Ayvalık’ı Gezerken 5 isimli kitabında yazdığına göre: Ayvalık’ın karşısındaki adaya Cunda deniyor.Bu adın Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye’sinde geçen Yunda Adalarından Galat olduğu sanılıyor.Ulusal Kurtuluştan sonra, emperyalist düşmana ilk karşı koyan kahraman komutanın anısına adaya “Alibey Adası” adı verildi.Her iki isim de kullanılmaktadır bugün. Bazı gezginlerin, halktan birisinin adaya “Cunda” demesini yadırgamamaları, isimde Rumluk aramamaları gerekir.Çünkü Ayvalıklı Rumlar buraya “kokulu ada” anlamına gelen “Moshonis” adını vermişlerdi.Bunun da ünlü bir korsandan geldiği kayıtlıdır.

…Cunda adını yadırgayanlara, adaya ait bir Osmanlı mührünü yazıp çevirelim:

Mühürde biri Arapça, diğeri Latin rakamlarıyla kazılmış bir tek tarih vardır: 1862. Mührün dış kenarında büyük harflerle ve Yunanca “Dimarhia Moshonision”,ortasında Arapça harflerle “Daire-i Belediye, Cezire-i Cunda”(Buradaki Cunda kelimesi tartışma konusudur) yazılıdır: “Cunda Adası,Belediye Dairesi”deniyor.Ama ne var ki Osmanlı bu adaya Cunda derken,Ortodoks tebası Moshonis diyordu!

Diğer iddiayı da aynen aktarıyorum;

“Alibey Adası ve yöresinin, İ. Ö Herodot tarafından Ekatonisos olarak anıldığını görüyoruz. Coğrafyacı Strabon ise, Ekatos , Apollon’dan başkası değildir ve son derece kutsanan bir Tanrıdır diyor. Daha sonra yöreye Moshonisia denmeye başlanmıştır. Moshos ismi için de iki fikir ileriye sürülmektedir. Biri yöredeki bitkilerden yayılan güzel kokulardan esinlenildiği, diğeri de eski çağlarda yöre adalarında barınan Moshos adında bir korsandan bu ismin alındığı yönündedir. Yöreyi incelediğimizde, yalnız üstünde yaşadığımız adanın (Cunda) bitki örtüsünün zengin olduğunu görürüz. Diğer adaların boş ve çalılarla kaplı olduğunu görüyoruz. ( Moshonisia çoğul bir deyimdir bütün adaları kapsar). Öteki adalarda güzel koku yayan bitkiler olmadığına göre, bu adaların arasında barınan korsan Moshos’tan bu ismin alınmış olması akla daha yakındır. MuhurCunda isminin yanlış okunan bir sözcükten kaynaklandığını yıllardan beri söylüyor ve ısrar ediyorum. Cunda, ne Türkçe ne de Yunanca bir sözcük değildir, İtalyanca bir sözcüktür ve biz sözcüğün bir uç anlamında olduğunu çocukluğumuzdan beri biliyoruz. Bazıları bu sözcüğün İtalyanca’da yatay serenlerin her iki başı anlamına geldiğini söyler. Adanın gemi sereni ile ne ilgisi var? Sözcüğün doğru olduğunu ve adaya yakıştırılmış bir deyim olduğunu kabul etsek bile, bu Cunda sözcüğünün, Ayvalık’ın cundası, yani Ayvalık’ın ucu olarak söylenmiş olması gerekir (İzmir’in Karşıyaka’sı gibi). Piri Reis 1513 yılında meydana getirdiği “Kitab-ı Bahriye” adlı eserinde, Pirgos (Maden Adası) Limanı ile diğer adaları inceliyor ve Yunda Adaları olarak kitabında belirtiyor. Kıyıları en ince ayrıntılarına kadar anlattığı halde Ayvalık’tan söz etmemektedir. Kanaatimize göre boğaz, çok sığ-bir diz boyu derinliğinde – olduğu için limana girememiştir Tarihi olayları dikkate aldığımızda, Ayvalık Köyü’nün o tarihte çok küçük te olsa kurulması gerekir. Piri Reis’in kitabında kullandığı “Yunda” kelimesini Türkler kullanmıştır ve 1862 yılında Osmanlı yönetimi ile Rum toplumu uyuşarak belediyeyi kurduklarında belediye için yazdırdıkları ilk mührün dış kenarına Yunanca büyük harflerle “Dimarhia Moshonisia” (Belediye Moshonison), mührün ortasında da Osmanlıca olarak “Daire-i Belediye, Cezire-i Yunda” yazılmıştır. Mührün fotoğrafı elimizdedir. Mührün ortasındaki Osmanlıca yazının yanlış okunması sonucu , Cunda sözcüğünün ortaya çıkmış olduğunu anlıyoruz. Çok az Osmanlıca bilmeme karşın mührün Osmanlıca bölümünü “Cezire-i Cunda ” değil “Cezire-i Yunda” olarak okuyorum. Yıllardan beri mührü doğru okutamadım. Yaptığım araştırmada aslen ada doğumlu ve değişimle Yunanistan’ a göç etmiş bulunan Prof. Yazar Sitças Karaiskaki’nin “Vatanım Moshonisia” adlı kitabında, Türkler’in adaya Yunda adası dediklerini yazar. Piri Reis ve Sitças Karaiskaki’nin yazdıklarına bakılırsa, mührü doğru okuduğum anlaşılır. Adadan ayrılmış olan Rumlar’ın hiç biri Cunda sözcüğünü bilmemektedir.”

20.6.1998 Ali Onay

ŞEYTAN SOFRASI
Şeytan sofrası tesislere giriş.

“Şeytan Sofrası, harikulade bir tepedir. Deniz, koylar,adalar ve çamlıklar ayaklarınızın altında kalır.Oraya çıkıp doğayı,güneşin batışını seyrederken,iki zıt duygunun etkisi altında kalırsınız:Doğaüstü sanırsınız kendinizi ya da hiç! Cumhuriyet Alanı’ndan kalkan dolmuşlarla gidebilirsiniz, kendi otomobiliniz yoksa tabii… Varsa, Çamlık’tan sonra Sarmısak yönünde yola devam ediniz,sağ tarafta bir kilometre sonra karşınıza çıkacak bir levha yol gösterecektir size.Çam ormanı içinden geçen dar ama asfalt bir yol, tepeye kadar varır.
Şeytan sofrası, yuvarlak bir sofra gibidir. Çepeçevre sarp kayalıkların üstündedir.Oradaki gazinoyu,doğayı seyretmekte olan insanları bir an için unutun,görmezlikten gelin…Şeytanların bu sofra etrafında gerçekten oturmuş,toplantı yaptıklarını sanacaksınız
… Tımarhane Adası’nı da buradan bir güzel seyredebilirsiniz.
Tımarhane Adası’nı seyrederken altta, sol altta bir koy göreceksiniz… Bu koya dikkatle baktığınızda  dalgacıkların üstünden aşıp geçtikleri bir göçük, bir kayalık dikkatinizi çekecektir… Bu,70-80 yıl öncesine kadar üzerinde çok küçük bir kilise bulunan, bir”adacıktı”!Bazı balıkçıların aileleriyle birlikte yazı geçirdikleri bir küçük ada…Yunan fanatik şairi ve kilise ressamı Fonti Kondoğlu’nun da eskiden yazları uğrak yaptığı adacık…Yüzyılımızda fanatizm göçüyor,bir fanatiğin hayranı olduğu adacık göçüyor…garip bir raslantı!”

(Ahmet Yorulmaz Ayvalık’ı Gezerken5 kitabından alınmıştır.)

TIMARHANE ADASI

Çamlık Koyunun tam karşısında, şöyle kocaman bir kayalık ve bu kayalığın dibinde küçük bir bina görünen ada… Bu, bir yarımadadır. Tanıtmaya çalıştığımız bu kesim, Sarmısak’tan başlar, Ali bey Adası’nın, yani Cundanın önündeki Dalyan Boğazına dek uzanır. 1922-23 e kadar burasını bilen Türkler “Taşlı Manastır” derlermiş, daha yeniler olan bizler ise “Tımarhane Adası” diyoruz.

F.Kondoğlu,bu ada için şunları yazıyor:

“Agia Paraskevi (Tımarhane Adası), mucizeleri nedeni ile Anadolu’da Kayseri’ye kadar ünlenmişti. Balıkesir’den, Soma’dan, Kınık’tan, Bergama’dan, Midilli’den, Limmi’den gelen hasta insanlar sağlıklarına kavuşurlardı. Adaya zincirlerle bağlı olarak çıkarlar, akılları başlarında inerlerdi.” (Ahmet Yorulmazın Ayvalık’ı Gezerken5 kitabından alınmıştır)

YORUMLAR KAPALI.