AYVALIK CUNDA ADASI

GENEL TANITIM

Fatma CAVLU

Facebook tan alıntı.

23.Ocak.2010

Asırlık Rum evleri Arnavut kaldırımları ve bakir koylarıyla Cunda sakin ve farklı bir Ege tatili için ideal.

Ayvalık’ın yanı başındaki Cunda Adası bozulmamış tarihi dokusu ve bu dokuyla bütünleşen otelleriyle turistleri cezbediyor. Adanın lokantaları lezzetli mezeleriyle ünlü. Koyları ise hala bakir.

Son birkaç yıldır tarihi ve kültürel dokusu bozulmamış bakir koyları olan sessiz ve sakin bir yerde tatil yapmak isteyenlerin ilk tercihi Ayvalık’taki Cunda Adası oluyor Son birkaç yıldır tarihi ve kültürel dokusu bozulmamış bakir koyları olan sessiz ve sakin bir yerde tatil yapmak isteyenlerin ilk tercihi Ayvalık’taki Cunda Adası oluyor.

Ayvalık koyunda küçük bir ada olan Cunda’dan son yıllarda çok söz edilir oldu. Yıldızı hızla parlayan ve her geçen yıl daha fazla turist çeken bu ada; asırlık Rum evleri Girit ve Midilli’den göç eden halkı bakir koyları ve onlarca çeşit mezenin bulunduğu restoranlarıyla büyük ilgi görüyor. Halis Komili Cem Boyner Rahmi Koç gibi ünlü işadamlarının yazlıklarının bulunması yüksek gelirlilerin de gözünün Cunda’ya çevrilmesine neden oluyor. Adanın Arnavut kaldırımlı taş sokakları Rum mimarisinin asırlık örnekleri olan neoklasik taş evleri el değmemiş koyları sahilde sıralanmış balık restoranları ada lokması Girit sakız dondurması hediyelik eşya tezgahları ve adanın dokusuyla bütünleşmiş olan küçük oteller gelen herkesi hayran bırakıyor. Şu anda Ayvalık’a bağlı bir mahalle olan Cunda Adası’nın tarihi çok eskilere dayanıyor. Yüzyılın başında yaklaşık 10 bin kişinin yaşadığı bir ilçe olan adaya 1924′teki mübadeleden sonra Girit ve Midilli’den gelen Türkler yerleştirilmiş. Bugün yaklaşık 3 bin civarında nüfusu var. Cunda’nın adının Rumca olduğu düşünülerek Alibey olarak değiştirilmiş ama Osmanlı kaynaklarında bu adın Rumca olmadığı açık seçik görülüyor. Zaten adayı herkes Cunda olarak biliyor ve Alibey çok kullanılmıyor. Ege’nin önemli turizm beldelerinden biri olan Ayvalık’ın dibinde olmasına rağmen uzun yıllar kimsenin adım atmadığı ada bugün neredeyse Ayvalık’ın önüne geçiyor. Bu durumdan bazı adalılar “kimliğini yitiriyor” diye rahatsız olurken bazıları da turizmden sağladığı gelirden dolayı çok memnun.

İLK KEŞFEDENLER İŞADAMLARI

Cunda’ya ilginin 7-8 yıl önce Halis Komili ve Cem Boyner’in Rumlar’dan kalan iki eski büyük binayı alıp yazlık ev olarak kullanmasıyla başladığı söyleniyor. Sonraki yıllarda Koç ailesinin merkezde birkaç Rum evini restore edip vakıf binası yapması ardından Rahmi Koç’un yine eski bir binayı restore edip yazlık eve dönüştürmesi dikkatlerin buraya yönelmesine yol açmış. Adanın çeşitli yerlerinde yazlık site ve villalar inşa edilmeye başlanmış. Yazlık site ve villa furyası bugün de tüm hızıyla sürüyor. Tabii bu arada merkezdeki iki ve üç katlı eski taş binalar da hala revaçta. Ancak bugün satın alınabilecek en fazla 10-15 eski bina kalmış. Söz villa site ve eski binalardan açılmışken fiyatlarını merak edenler için adanın en eski emlakçısından aldığımız bilgileri aktaralım. Büyüklüğüne göre Rum evleri 50 milyardan başlayıp 200 milyar liraya kadar çıkıyor. Yeni yapılmış villaların değeri ise 50 milyar ile 300 milyar lira arasında değişiyor. Bununla birlikte her isteyen Cunda’dan ev alamıyor. Askeri bölgede bulunmasından dolayı yabancı uyrukluların burada mülk sahibi olması yasak. Cunda bir ada ancak karayoluyla da gidebiliyorsunuz. 1964 yılında Ayvalık’la ada arasındaki küçük boğaza Türkiye’nin ilk boğaz köPage Rankingüsü inşa edilmiş. Merkeze ulaşıldığında adanın tarihi dokusu hakkında genel bir fikir oluşuyor. Daha fazlası için ise sahilden yukarıya doğru yayılan yerleşim alanını yaya olarak dolaşmanız gerekiyor. Önce sahildeki binaların arka sokağına girin. Burası bir zamanlar Cunda’nın ana caddesiymiş. Bütün sokaklar bu caddeye çıkıyor. Bu caddeden gözünüze kestirdiğiniz bir sokaktan içeriye doğru dalın. Adım başı sizi etkileyecek bir ev göreceğinizden emin olabilirsiniz. Daracık sokaklarda yerlere döşenmiş taşların en az bir asırlık olduğunu da unutmayın. Yukarıya doğru çıktıkça binaların yanı sıra insan manzaralarıyla karşılaşacaksınız. Evlerin giriş merdivenlerinde oturmuş kadınların sohbetlere daracık sokakta oynayan çocuklara avlulardan gelen seslere şahit olacaksınız. Bu arada evlerin çoğunun dış kapısının açık olduğunu kapıya tül perde asıldığını görürseniz sakın şaşırmayın. Gelişigüzel yukarılara doğru çıkarken başınızı biraz yukarı kaldırdığınızda görkemli bir yapı göreceksiniz. Bu yapı adanın en büyük ve ünlü kilisesi olan Taksiyarhis’ten başkası değil. 1873 yılında Bizans mimarisinde inşa edilmiş olan kilise bugün içine girilmesi tehlikeli ilan edilecek kadar bakımsız halde. Yıllarca boş kalmış ve kimse de bakmamış. Bugün yetkililerin yaptığı tek şey kapısını kilitleyip içine girmenin tehlikeli olacağı yolunda bir uyarı levhası asmak olmuş.

Cunda Adası diğer bir adıyla Alibey adası. Adaya işgalcilere direnen Ali bey’in adı verilmiş. Cunda adası 1964 yılında boğaz köPage Rankingüsü ile Lale adası’na bağlanmış ( Türkiye’nin ilk boğaz köPage Rankingüsü. ) Cunda’ya yapacağınız ziyareti akşam saatlerine denk getirin ki yemeği de adada yiyin. Ada çam ve zeytin ağaçlarıyla donanmış. Sokaklar dar olduğu için arabayla girmeyi tercih etmeyin. Ada tamamıyla tarihi yapılarla dolu. Çok sayıda kilise ve manastır var. Son zamanlarda ünlü iş adamları ve sanatçılar da adaya yerleşmeye başlamış ve yazlıklar inşa etmiş. Halis Komili Cem Boyner Güler Sabancı Rahmi Koç Hülya Avşar gibi tanındık kişiler…
Günün son ışıkları denizin üzerindeki dalgalarda son danslarını yaparken gezintiden vazgeçip ağır ağır lokantalara yaklaşmaya başlayın. Seçiminiz biraz zor olacak ama ada’nın balıkçı lokantalarından birini beğenin. Restoranlarda bulunmama gibi bir olasılık yok ama yinede siz oturmadan önce “papalina” olup olmadığını sorun. Papalina Ayvalık’ın en meşhur balığı. Hiç görmeyenler ve tatmayanlar için kısaca hamsi büyüklüğünde bir balık diyebiliriz. Papalina’nın yanı sıra lüfer mezgit gibi diğer balık çeşitlerini görmeniz mümkün. Balığın yanında sofranızı ege’nin ot mezeleri süslüyor. Adada ahtapot ıstakoz gibi lüks diyebileceğimiz tüm deniz ürünlerini bulabilirsiniz. Adadaki yemeğe ilişkin son bir not yemekten sonra sakın ama sakın fıstık tatlısı istemeyi unutmayın

.
Türkiye’nin ilk Boğaz Köprüsü

Şimdi sorsak Türkiye’nin ilk boğaz köprüsü hangisi diye kaç kişi doğru cevap verebilir. Birçoğumuz hiç kuşkusu yok ki İstanbul Boğazı’nda yer alan Boğaziçi Köprüsü’nün Türkiye’nin ilk Boğaz Köprüsü olduğunu söyleyecek. Boğaziçi Köprüsü’nün Türkiye’nin ilk Boğaz Köprüsü olduğu düşüncesini taşıyorsanız Lale adası’ndan Cunda Adası’na geçerken bu düşünceniz değişecek. Köprü’nün yanında Türkiye’nin ilk Boğaz Köprüsü yazılı tabela ile karşılaşacaksınız.

Satılık Rum Evleri

Ayvalık emlakçılık sektöründe Rum gayrimenkulleri önemli yer tutuyor. Hatta bazı emlakçılar sadece Rum gayrimenkulleri satıyor. Birçok emlakcı’nın camında ; “satılık Rum evi ve arsası” yazılı not görmeniz mümkün. İki ve üç katlı olan Rum evleri yenileme gerektirdiği için çok ucuza satılıyor. Rum evlerini alanların birçoğu yenileme yaptırdıktan sonra evlerde oturmak yerine kazanç getirdiği için satıyormuş.

Ne Yenilir.

Yemek konusunda hiçbir sıkıntı yaşamayacağınız bir yer Ayvalık. Deniz ürünlerinin her çeşidini bulabilirsiniz Ayvalık’ta. Cunda Adası’ndaki balık lokantalarında aradığınız her lezzeti bulabilirsiniz. Ege bölgesinin en leziz yemeklerini tadar istediğiniz balığı sipariş edebilirsiniz.

Kalamar Dolması

Pirinç kuş üzümü Bergama yakınlarında bulunan Kozak yaylasından getirilen çam fıstıkları ilaveli baharatlı iç malzeme kalamarların içine doldurulup tencerede has zeytinyağı ile dolma gibi pişiriliyor.

Akivadis

Ayvalık’ta boğazda yetiştirilen bir tür kabuklu deniz canlısı olan akivades de diğerleri gibi canlı olarak tüketiliyor.


Cunda Enginarlı Karides

Cunda yakınlarında bulunan Çıplak Ada’da yetiştirilen küçük enginarların göbeğine özel sosla hazırlanmış haşlanmış karidesler konuyor.

Ahtapot ve Papalina

Ahtapot ve Papalina en meşhur balık Ayvalık’ta deniz ürünlerinin yanı sıra Ege’nin yeşillikleride sofranızı süsler

Papalina ilk bakışta hamsi’ye benzetebileceğiniz ufak bir balık. Aynı familyadan gelseler de lezzetleri tamamen farklı olmakla birlikte papalina yerken kılçıklarını ayırmanız gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Yapısı nedeniyle oldukça yumuşak iskeleti olan papalina kuyruğu kafası ile birlikte adeta bir çerez gibi yenir. Özelliklede meze olarak Cunda adası restoranlarında çok tercih edilmektedir.
Av yasağının bitmesi ile birlikte balıkçılar Papalina dolu tekneleri ile gelirler sahile bu balıkların birçoğu restaurant sahipleri tarafından alınır. Geri kalanlar için ise ufak bir yarış başlar.
Cunda da papalina yiyebileceğiniz en güzel ay Ağustos ayıdır henüz av mevsimin bitmesi ile taze taze yiyebilirsiniz.
.

Cunda Lokması

İşte Cunda Adasına özgü bir tat daha sahil boyunda görüp satın alabileceğiniz şuruplu bir tatlı. Üstüne çeşitli baharatlar atılarak servis ediliyor ve yemek sonrası yürüyüş yaparken yada çayınızı yudumlarken oldukça güzel gitmekte.
Sahilde arkası gelmeyen kuyruklar görürseniz eğer şaşırmayın bu kuyruk bir lokma kuyruğu öyle ki insanlar dakikalarca bu kuyrukta beklemekte sıcak sıcak yeni çıkan lokmayı alma yarışına girmekteler. Şu anda Ada’da 2 noktada satışı yapılıyor. Birekşisi; Ada spor kafe’nin çardağında ismi ise “Lokma Profesörü” lokmalar makinada el değmeden üretilmekte. Cunda Lokmasını bulabileceğiniz 2. nokta ise diğerinden biraz ilerde yine sahilde bulunmakta burasının ismi ise “Lokma imparatoru” Eski futbolcu olan cundalı Saki bey tarafından işletilmekte yine Saki bey halihazırda Ada spor futbol kulübünün teknik direktörlüğünüde yapmakta. Lokma dökmek burada adeta bir sanat okadar hızlılar ki bir kaç dakika içinde kilolarca lokma döküyorlar gerisi artık kuyruktakilere kalmış ; afiyetle yemek….

YORUMLAR KAPALI.