Sebo - 21 Aralık 2009

SenlikLogosu

1.AYVALIK GENÇLİK TİYATRO ŞENLİĞİMİZLE İLGİLİ

USUL VE UYGULAMALAR

  1. Okul tiyatrolarının şenliğe müracaatları Milli Eğitim Müdürlüklerinin izniyle yapılması zorunludur.
  2. Oyunda görevli oyuncu sayısı 20’yi, tüm ekip sayısı (öğrenci, öğretmen, teknik per.)

25 kişiyi geçmeyecektir.

  1. Şenliğe katılacak tiyatro eserlerinin, Türk ve Dünya Edebiyatı yazarlarına ait olması tercih edilir, bu kapsamında olmayan eserlerin müracaatları seçici kurulun onayından geçmelidir.
  2. Şenliğe yapılan müracaatların ön değerlendirmesinde istenen belge ve dokümanlar başvuru formunda belirtilmiştir.
  3. Ön başvurular, şenliğe son başvuru tarihi olan 19 Mart 2010 cuma günü mesai bitimine kadar Ayvalık Sanat Derneği veya Ayvalık Kültür Sanat Derneğine yapılacaktır.
  4. Tarafımızdan oluşturulan “Seçici Kurul”ca müracaatların nihai değerlendirmesi yapılacak ve iyi hazırlanmış, Tiyatro sanatının özelliklerini taşıyan, oyunların Şenliğimize katılımları sağlanacaktır. Bu kabul ilgili Milli Eğitim Müdürlüklerine de bildirilecektir.
  5. İlçemizden şenliğimize katılacak okullar ve tiyatro toplulukları ile, “Şenlik Komite”since kabul görülerek şenliğimize davetleri kabul olunan çevre okul ve tiyatro topluluklarının sorumlularının katılımıyla 22-31 Mart 2010 tarihlerinde temsil günlerini belirlemek amacıyla toplantı veya görüşmeler yapılacaktır. İlgili günde tarafımızca konaklama sağlanmayacaktır.
  6. Şenliğimizin açılış günü etkinlikleri 27 Nisan 2010 Salı günü yapılacaktır. 30 Nisan 2010 Cuma günü de Şenliğimizin Kapanış etkinlikleri gerçekleştirilecektir. Bu günlerle ilgili programlar daha sonra ilgili Milli Eğitim Müdürlüklerine ve Topluluklara bildirilecektir. Topluluklar Şenliğin açılış ve kapanış etkinliklerine katılımı mümkün olduğu ölçüde azami sayılarla da olsa gerçekleştirmeye çalışacaktır.
  7. Tiyatro topluluklarının açılış, temsil ve kapanış günü şenlik merkezine ulaşımları taraflarınca sağlanacaktır. Açılış günü etkinlikler gündüz yapılacak olmasından dolayı konaklama yapılmayacak, temsil günü katılımcı tiyatro topluluklarının oyun öncesi yemek ve iaşesi “Şenlik Komitesince” karşılanacaktır.

10.   “Seçici Kurul” tarafından değerlendirmeye alınacak başlıca kategoriler şöyledir;

a) Oyunculuk b) Reji c) Müzik d) Dekor e) Kostüm f) Diksiyon g) Afiş

h) Seçici Kurulca değerlendirilebilecek diğer sanatsal faktörler

11.  Şenlik Komitesi çok özel durumlar karşısında Şenliğin tarihlerinde değişiklik yapabilir. Böyle durumlarda değişiklik ilgili Milli Eğitim Müdürlüklerine, Okul Müdürlüklerine ve Tiyatro Topluluklarına bildirilir.

Şenlik Komitesi

Ayvalık Sanat Derneği –Ayvalık Kültür Sanat Derneği

ASD-AYKÜSAD

Detaylı Bilgi için;

Ayvalık Sanat Derneği

Tel: 0.532.3857147-0.505.8150851

e-mail: ayvaliksanatdernegi@hotmail.com

www.ayvaliksanatdernegi.org

Ayvalık Kültür Sanat Derneği

Tel: 0.532.6220778

e-mail: aykusad@hotmail.com

www.aykusad.org.tr

(daha fazla…)

DEVAMINI OKU >> 1.Ayvalık Tiyatro Şenliği

Sebo - 19 Aralık 2009

tesis_yıkım

Önce yaptılar sonra YIKTILAR

18 Aralık 2009, 20:16

Balıkesir’in Ayvalık ilçesine bağlı Küçükköy Beldesi sınırlarında bulunan Sarımsaklı’da ki turistik otellerin sahil şeridi kısmında ki bahçelerinin restoran, havuz ve barların bulunduğu alanlar otel sahipleri tarafından yıkılmaya başlandı.

SUAT SALGIN

TURKHABERLER BALIKESİR - Sarımsaklı’daki sahil şeridindeki otel ve restoranlarla, eğlence yerlerinin Ayvalık Özel İdare Müdürlüğü’ne yıllık ecri misil bedeli ödeyerek kiraladıkları yol kenarına ve plajlara bakan bölümlere havuz, bar ve bahçe yaparak yerli ve yabancı turist müşterilerinin hizmetine sunmuşlardı.

Yıllarca bu şekilde kullanılan alanlar için iki-üç yıldır süren hukuk savaşı Bayındırlık Bakanlığı lehine sona erdi. Bunun üzerine de kıyı kenar kanununa muhalefet etme gerekçesiyle yıkım kararı alınmasının ardından gelen tebliğ uyarınca otel sahipleri de yıkım kararını kendi imkânlarıyla uygulamaya başladılar.

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın yürütmesinde bulunan ‘Kıyı Kenar Kanunu’ olarak bilinen yasa gereği, Sarımsaklı mevkiinde sahil şeridinde bulunan turistik otellerin ve restoranların bahçe ve kafe barlarının olduğu ön bölümlere yıkım kararı ile ilgili açılan dava sonunda Açılan dava sonunda yıkımına karar verilen otellerin havuz ve kafe kısımlarının otel işletmecilerinin kendi imkanlarıyla yıkılmasında sonra önceki gün Ayvalık Kaymakamı Nihat Nalbant’ta yıkım alanında incelemelerde bulundu.

Küçükköy Belediye Başkanı Mesut Ergin ile birlikte dolaştıkları yıkım alanı incelemeleri sonrasında açıklamalarda bulunan Kaymakam Nalbant, ‘’ İlçemize bağlı Sarımsaklı dünyaca ünlü bir turizm merkezidir. Açılan dava ve alınan karar gereği uygulanan yıkımın sonucunda, bu bölgeyi önümüzdeki turizm sezonu öncesine kadar en iyi şekilde düzenlememiz gerekecektir. Sayın Belediye Başkanımızla birlikte yapılması gereken çalışmalarımız hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Elimizden gelen tüm imkânlarla otel ve işletmelerin önündeki yıkılan alanları bir an önce turizme yararlı hale getirmeye gayret edeceğiz’’ diye konuştu.

Küçükköy Belediye Başkanı Mesut Ergin’de, ‘’Bu yıkımlarla belediyemizin herhangi bir ilgisi yok. Yıkılan alanlar Hazineye ait olan arazilerdir. Bu alanlarda geçmişte yapılan uygulamalarla turistik otel ve işletmeler tarafından Özel İdare tarafından ecrim esil bedeliyle kiralanmıştı. Şimdi ise kıyı kenar kanuna muhalefet teşkil edildiği gerekçesiyle yıkılmaktadır. Bize düşen de yıkımın yapıldığı bu alanı Kaymakamımızın da desteğiyle bir an önce turizm sezonu öncesi değerlendirerek, turizme kazandırmaktır’’ diye konuştu

DEVAMINI OKU >> Yıkım…

Sebo - 13 Aralık 2009

CundaRüzgarcıların Cunda ISRARI

12 Aralık 2009, 09:47

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinin birinci derece doğal SİT, Tabiat Parkı ve Milli Park koruma zırhına bürünmüş olan Alibey Adası’na (Cunda), girişimci firmanın 24 adet rüzgâr tribünü ısrarı sürüyor

SUAT SALGIN

TURKHABERLER BALIKESİR - Rüzgâr santralinin doğal dokuda yaratacağı tahribat çevrecileri ve yöre halkını ayağa kaldırdı. Başkan Türközen,  santral için Cunda’dan vazgeçilememesinin mantıksız olduğunu söyledi.

Balıkesir Ayvalık Rüzgâr Enerjisinden Elektrik Üretme Santrali adlı şirket yöre halkının ve belediyenin direnmesine karşın Cunda ısrarından vazgeçmiyor. Zeytin ve çam ağaçlarıyla kaplı Derviştepe, Alibeytepe, Çimtepe, Deveboynutepe ve Aktepe mevkilerindeki yaklaşık 7 km’lik hazine arazileri üzerinde itirazlar hiçe sayılıp, rüzgâr santrali kurulmak istenmesi manidar bulundu. 2003 yılında üretim lisansı alan şirketin, yeniden müracaatı tepki çekti.

CUNDALILAR, BERGAMA KÖYLÜSÜ GİBİ MÜCADELE EDİYOR

Alibey (Cunda) Adasını Kalkındırma ve Koruma Derneği yöneticilerinin, Cunda’da rüzgâr enerjisi üretmek isteyen Balıkesir Rüzgâr Enerjisinden Elektrik Üretimi Santrali Limited Şirketi 11.09.2006 tarih ve EÜ/207-3/352 lisans numarasıyla Cunda’da 30 MW enerji üretmek üzere, 24 adet rüzgar tribünü kurmak için lisans alıp, Ama söz konusu şirketin bu amaçla müracaat ettikleri bölgede bulunan Derviş Tepe, Alibey Tepe, Çim Tepe, Deveboynu Tepe ve Aktepe alanları Milli Parkların sınırları içerisinde ve ‘Mutlak Koruma Alanı’’ sınırları içerisinde olmasından dolayı ilgili bakanlıklara yapmış olduğu itirazlar sonuç vermiş ve şirketin Cunda için yapacağı yatırımın lisansı iptal edilmişti.

Alibey Adasını Kalkındırma ve Koruma Derneği yöneticileri sebep oldukları lisans iptali dışında ada halkı ile birlikte başlattıkları dev imza kampanyasıyla da kamuoyu oluşturarak Cunda’ya Rüzgâr Tribünü kurmak için uğraşan şirketin bu yöndeki girişimlerinin önünü bir kez daha kapatmışlardı.

Ancak, Cundalıların istememesine ve rüzgâr tribünlerinin kurulmasının öngörüldüğü alanların mutlak koruma alanı bölgesinde olmasına rağmen şirket pes etmemekte direniyor.

Balıkesir Ayvalık Rüzgâr Enerjisinden Elektrik Üretme Santrali adlı şirket geçtiğimiz günlerde yeniden lisans başvurusu yaparak, bölgede rüzgâr enerjisi santrali kurmak için girişimlerde bulunması ise tepkilere neden oluyor.

TÜRKÖZEN, ‘’ISRAR ANLAMSIZ’’

Israrın anlamı olmadığını söyleyen Ayvalık Belediye Başkanı Hasan Bülent Türközen, projenin Bursa Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu ve Ayvalık Belediye Meclisi tarafından doğal dokuya zarar vereceği gerekçesiyle defalarca reddedildiğini söyledi. Türközen, “Cunda Adası Koruma ve Kalkındırma Derneği ise bin imza ile Çevre ve Orman Bakanlığına başvurdu. İlgili şirket projeyi tamamlamak için yeni bir girişimde daha bulundu. Biz rüzgâr enerjisine değil, firmanın Cunda ısrarına karşıyız. Bu projenin yeniden dayatılmasının manası yok. Cunda Adası’nı bıraksınlar, rüzgâr enerjisi santralini Cennet Tepesi’ne kursunlar.

Biz, belediye imar planına Cennet Tepesi’nde 200 dönüm rüzgâr enerji alanı işlettik. Gelip Tabiat Parkı içerisine 24 direk dikeceksin, bunların geçiş yolu yapılacak, her bir direk 12 metre çapında ankraj betonla sabitlenecek, direklerin arasına malzemelerin konulacağı odacıklar yapılacak, 24 direğin enerjisi tek hatta düşürülüp santrale taşınacak. O zaman santrali denizin üzerine kursunlar, çevreye daha az zararı olur” dedi.

YABANCI ORTAK ARANIYOR

Referans gazetesinin Ekim 2009 tarihli haberinde ise firmanın proje için yabancı ortak arayışında olduğu belirtilerek, şu görüşler kaydedildi:

“Adana, Sındırgı, Bandırma’da faaliyette olan hidroelektrik santralleri dışında rüzgâr enerjisine de yatırım yaptıklarını belirten Yırcalı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Rona Yırcalı, bu alanda izinlerinin alındığını ve ölçümleme çalışmalarının bittiğini açıkladı. Yırcalı, “2010 yılında da rüzgâr enerjisi yatırımlarımız tamamlanacak. Akhisar, Cunda ve Samandağ’da düşündüğümüz rüzgâr enerjisi santrali yatırımı için ise yabancı ortaklarla görüşmelerimiz sürüyor. Finansman kolaylığı açısından yabancı ortak önemli” dedi.”

DEVAMINI OKU >> Rüzgarcıların ISRARI…

Sebo - 10 Aralık 2009

DEMLİKTE KALAN ÇAYI ATMAYIN (bakın nelere deva )
Saçınız mat mı?
Saçınızı şampuanladıktan sonra son su olarak bir çaydanlık ılık çayla durulayın. Bakın saçlarınız nasıl ışıl ışılıyor.
Ayağınız mı kokuyor?
Ilık çay dolu bir leğene ayaklarınızı daldırın ve her akşam yatmadan önce 10 dakika tutun. 10 günde koku diye bir şey kalmayacaktır.
Boğaz ağrılarında Posaları süzüp soğuyan demi boğaz ağrılarında ªgargara olarak kullanılır.
Cildiniz çok mu yağlı?
Banyodan çıkmadan son su olarak bir çaydanlık çay ile teninizi ovuşturun, balsam vazifesi görün.
Derinizdeki yaraların temizlenmesi
Çayı, derinizdeki yaraların temizlenmesi ve antibiyotik etki göstermesi için pamukla tatbik ederek kullanabilirsiniz.
Eliniz balık, soğan mı kokuyor?
Balık ayıkladınız, ellerinizi sabunla yıkadınız ve hala balık kokuyor. Ya da soğan soydunuz, soğan kokuyor. işte kurtarıcınız yine çay. Elinizi demli çayla yıkayın. Bakın bakalım hiç koku kalmış mı?
Gözünüz çapak mı yapıyor?
Kaynamış çayı bir tasa koyup buharı gözünüze gelecek biçimde başınızı üstüne koyun. Ya da ılık çaya batırılmış pamugu gözlerinize ve etrafına tatbik edin .
Yemek yerken dilinizi mi ısırdınız?
Yine ilacı demlikteki çaydır. Ağzınızı günde üç defa çalkalayın, diliniz dokuz yerine üç günde iyileşecektir.
Buzdolabınız koku mu yapıyor?
Demlikte kalmış çay posalarını kurutup bir kap içinde buzdolabının orta rafına yerleştirin, kokudan eser kalmayacaktır.

DEVAMINI OKU >> DEMLİKTE KALAN ÇAY…

Sebo - 10 Aralık 2009
agaclarnet
cekul
doga
greenpeace
tema

DEVAMINI OKU >> Doga için Görülmesi gerekenler

MS

Sebo - 07 Aralık 2009

Multipl Skleroz  (MS) Nedir?

(Türkiye Multipl Skleroz Derneği. Ankara Şubesi web sayfasından)

Beyin ve omuriliğe, birlikte Merkezi Sinir Sistemi adı verilmektedir. Multipl Skleroz ( MS ) beyin ve omuriliği oluşturan sinirlerin toplamından oluşan Merkezi Sinir Sistemine ait bir hastalıktır. msnedir

Beyinden çıkan komutlar elektrik sinyalleri olarak omurilikten geçer ve vücudun ilgili kaslarına ulaşmak üzere sinirlere iletilirler. Tüm organlarımız gibi beynimiz de hücrelerden oluşmaktadır. Bu hücrelere nöron adı verilir. Nöronların bir görevleri, bir de uzantıları ( aksonlar ) bulunmaktadır. Aksonlar beyinde oluşturulan bilginin iletiminden sorumludurlar. Aksonlar özel bir yalıtkan madde olan myelin ile kaplıdırlar. Hastalığın en karakteristik özelliklerinden biri sinir liflerini çevreleyen ve yağ içerikli bir madde olan miyelin’in hasarlanmasıdır. Sonuç olarak demyelizasyon ( miyelin hasarı ) gelişir ve plak olarak adlandırılan sert, normal dokudan farklı, normal doku gibi işlevsel olmayan çok sayıda hasarlı alanlar oluşur ( Multipl Skleroz başlığında geçmekte olan Multipl çok sayıda anlamını taşırken Skleroz ise sert anlamına gelmektedir ).

MS de izlenen şikâyetler, hastalığın ağırlığı ve seyri, büyük ölçüde tanımlamış olduğumuz plakların yerleşim yerlerine ve demyelinizasyonun derecesine dayanmaktadır. Günümüzde MS iki ana giriş bölümüne ayrılmaktadır:

  • Relaps ( ataklar ) ve remisyonlar ( düzenleme dönemleri ) ile giden tip.
  • Kronik ( uzun süreçli ) – progresif ( ilerleyici ) MS. Bu grup genellikle primer progresif ( baştan itibaren ilerleyici seyirli ), sekonder progresif ( hastalık süreci sırasında ilerleyici karaktere bürünen ) ve progresif- relapsing ( giderek hızla ilerleyici izler oluşturan ataklar ile giden ) olarak 3 ayrı başlıkta incelenmektedir.
  • Son yıllarda yapılan çalışmalar, belirtiler görülmeden önce hastalığın sessizce başladığını ve ilk belirtiler ortaya çıktığında beyin ve omurilik hasarının oluşmuş bulunduğunu göstermektedir.

Atak ve düzelme dönemleri ile giden Multipl Skleroz;

Bu form MS’in en sık ve genellikle genç erişkinlerde izlenen grubunu oluşturur. Bu formun en temel özelliği ataklar olmasıdır. Bu dönemler farklı MS belirtilerinin ( kuvvetsizlik, yüzde ağrı, ürier sistem bozuklukları, vs…) vücut ısısında yükseklik olmaksızın ortaya çıkabilir ve en az 24 saat, en tipik olarak da birkaç gün devamlılık gösterdiği dönemlerdir. Hastaların yaklaşık yarısında hafif şekilde atlatılır. Ardından hastalık düzenleme dönemine girer, bu dönemde belirtiler ya kaybolur ya da kısmen azalır. Bir hastalığın düzelme döneminde sayılabilmesi için bir atak ile diğeri arasında en az 30 gün olmalıdır. Düzelme dönemleri kendiliğinden gelişebileceği gibi, immün sistemini ( bağışıklık sistemi ) baskılayan ilaçlarla da indüklenebilir. Düzelme dönemleri hemen her zaman ataklar ile takip edilirler; yıl içerisinde izlenen atak sayısı ortalama 0.14 ile 1.1 arasında değişmektedir.

Kronik Progresif Multipl Skleroz ( Uzun seyirli ilerleyici Multipl Skleroz);

Bu form düzelme dönemi olmaksızın MS’e ait belirtilerin giderek artış gösterdiği grubu içermekte olup hastaların yaklaşık % 20’ si başlangıçtan itibaren bu gidiş şekline sahiptir.

Primer Progresif Multipl Skleroz;

Bu grupta ilerleme sürekli ve aralık vermeden olmaktadır. Hastaların % 10’luk bölümünde böyle bir seyir izlenmektedir. Sekonder Progresif Multipl Skleroz;

Başlangıçta atak ve düzenleme dönemleri ile giden bir seyir sonrasında, hastalığın ilk on yılı içinde hastaların yaklaşık yarısında izlenmektedir. Başlangıçta izlenen atak ve düzenleme dönemleri sonrasında gözlenen daha ilerleyici bir süreç ile ortaya çıkmaktadır.

Progresif Relapsing Multipl Skleroz;

ms_nedirBaşlangıçtan itibaren ilerleyişin ve atakların birlikte izlendiği ve ataklar arasında ilerlemenin olduğu gruptur. Hastaların %5’ inden daha azında izlenmektedir.

Multıple Skleroz Süreci:

Bağışıklık sisteminin normal yanıtı:
Bağışıklık Sistemi, organizmamızı dıştan ve içten gelen tehlikelere karşı, çeşitli grupların ortak ve destekleyici çalışması ile kısa ve uzun süreli olarak koruyan, oldukça karmaşık bir sistemdir. Normal şartlarda bu sistem organizmamızın lehine çalışmaktadır.

Multipl Skleroz, organizmanın kendine ait özelliği taşımadığı -yabancı saydığı hastalıklar olarak tanımlanan Otoimmun Hastalıklar grubuna girmektedir. Bu hastalıkta temel bozukluk bağışıklık sisteminin kendi myelin yapısı ile yabancı proteinler arasında ayrım yapmaması ve kendine karşı saldıracak savaşı ve protein yapısında maddeleri ( antikorlar ) oluşturmasıdır. Bu durum vücut bağışıklık sisteminin genetik ve çevresel nedenlerle kendine zarar vermesi ile sonuçlanan bir hasarlanma ile açıklanmaktadır. MS’de temel olarak zarar gören madde myelin’dir.

  • Myelin, merkezi sinir sisteminde, “oligodendrosit” adı verilen hücrelerce yapılır ve katmanlar şeklinde birliktelik gösteren hücre membranlarından ( hücre zarlarından) oluşur.
  • Myelin kılıfı aksonlar boyunca segmentler halinde uzanmaktadır. Aksonlar bir sinir hücresinden elektriksel bilgileri alarak taşıyan uzun filamanlardır.
  • Myelin segmentleri birbirlerinden ince aralıklara ayrılırlar, burada “ranvier nodları” olarak adlandırılan ve elektriksel iletim için çok önemli bir alan oluşturan sodyum kanallarının bulunduğu oluşumlar yer alır. Sodyum iyonları elektriksel bilginin bir sinir hücresinden diğerine aktarılmasından çok önem taşımaktadırlar.
  • Myelin hasarı oluştuğunda merkezi sinir sisteminde bir sinir hücresinden diğerine elektriksel bilginin taşınımı bozulur.
  • Başlangıçta hastalık süreci boyunca aksonların korunduğu düşünülse de, son dönemlerde yapılan çalışmalarda akson hasarının hastalığın erken dönemlerinden itibaren olaya katıldığı ve kalıcı nörolojik problemlerdeki rolünün çok önemli olduğu düşünülmektedir.

Organizmamız farklı çareler arayarak altta yatan sorunlara çözümler bulmaya çalışmaktadır: Örneğin MS’de, araştırıcılar elektriksel bilginin taşınımından sorumlu sodyum kanallarının yoğunluğunun arttığını ve myelin hasarına rağmen sinir hücrelerinin bu yol ile iletişim kurmaya çalıştıklarını belirtmişlerdir. Bir başka bilgi de, sinir hücrelerinin tekrar myelin oluşturma çabası içinde olduklarının gösterilmesi ile edinilmiştir.

MS: OTOİMMUN

Bir hastalık ve iltihabi yanıt:

  • Hastalığın gelişmesinde bağışıklık sistemi üyeleri arasında en önemli yer, beyaz kan hücrelerine aittir. Bu hücrelere lenfosit adı verilir. Lenfositler, bazı temel özelliklerine göre T lenfositler ve B lenfositler olarak iki ayrı grupta toplanırlar. Lenfositler, bağışıklık sisteminde çok önem taşıyan hücrelerdir. Bu hücreler normal şartlarda, vücut savunmasında kendileri aktif rol oynadıkları gibi, diğer bağışıklık sistemi üyelerini de aktif hale getirirler.
  • T hücreler üzerine yerleşimli belirli bağlayıcı yapılar organizmadaki bazı özel molekülleri tanıma becerisine sahiplerdir. T hücrelerin bu özellikleri, organizmamız için tehlikeli olabilecek bazı protein yapısındaki maddelerin yakalanması ve durdurulması açısından çok önemlidir.
  • T hücreleri tehlikeler karşısında bazı özel yapılar üretmeleri ve salmaları için B hücrelerini aktive ederler. Böylece bu iki hücre grubu aynı amaç için çalışmaya başlar.
  • Otoimmünite: Bağışıklık sistemin normal çalışma şeklinden daha farklı ve zarar verici şekilde çalışması bazı anormal durumlara neden olur. Bu durumda ortaya çıkan hastalıkların bir grubu da otoimmün hastalıklardır.
  • MS ve diğer otoimmün hastalıklar T hücrelerinin programlanmasında bir hata taşırlar ve bu durum onları kendinden olan ile olmayanı ayırt edebilme yeteneğinden uzaklaştırır.
  • MS’de yanlış eğitilmiş T hücreleri vücudun kendi myelini içindeki bazı özel yapıları yabancı olarak algılar. Böylece T hücreleri yanlış akan bir süreci bastırmış olurlar; bu olaya bağışıklık sisteminin tüm grupları sıra ile katılmaya başlar.
  • B lenfositler her zaman yaptıkları gibi bazı özel maddeler oluşturup ( bunlara antikor adı verilmektedir) salmaya başlarlar; ancak, bu durumda bunlar, vücudun kendi yapılarına karşı geliştikleri için oto antikorlar = organizmanın kendine karşı geliştirdiği savaşı moleküler olarak tanımlarlar.
  • MS’de, bağışıklık sisteminin yanlış işleyişi ile savaş açtığı özel yapı myelin proteinidir. Bu proteinler daha önce de belirtildiği gibi aksonları çevreleyen yağ içerikli bir izolasyon kılıfıdır.
  • Olayın ileri dönemlerinde T ve B lenfositler iletişimlerini sürdürürler. Hasarlandırma, gittikçe farklı yapıların katılması ile devamlılık gösterir.
  • Sitokinler ve iltihabi süreç; İltihabi süreç normale göre çok daha aktif olan bağışıklık sisteminin bir ürünüdür ve otoimmün hastalıklarda en önemli hasar verici mekanizmadır.
  • Beyaz hücreler bir kez yanıt verme konusunda uyarıldıklarında, hasarlanmış alanda ve zamanla organizmanın genelinde iletişimlerini sağlayan protein yapısında, özel maddeler üretir ve salarlar.
  • Sitotinler küçük ve kuvvetli ve protein yapısında maddeler olup bağışıklık sisteminde yer alan hücreler arasındaki haberleşmeden sorumludurlar. Normalde de vücutta bulunurlar, ancak, aşırı ve yanlış şekilde üretildiklerinde zarar vermeye başlarlar.
  • Normalde koruyucu rol taşımaları gerekirken aşırı ve yanlış şekilde üretilmeleri ile iltihabi duruma yol açar ve hasarlandırıcı olurlar. Normal şartlarda iltihabi yanıt kontrol altında ve kendini sınırlayıcı durumdadır. Ancak otoimmun hastalıklarda bu durum kalıcı ve hasarlandırıcı özellik kazanır.

Akson Hasarı:

Sinir hücrelerinden bilginin alınarak taşınmasından sorumlu olan aksonların hasarı MS’de kalıcı özürlülüğün gelişiminde en temel mekanizma olarak tanımlanmaktadır. Çalışmalarda myelin hasarının başladığı dönemde akson zedelenmesinin bulunduğu ve hastalık ilerledikçe zayıflamış aksonların hasarlanmaya devam ettikleri gösterilmiştir. Hasarın çoğunluğu hastalığın erken döneminde oluşur ve zamanla hızı azalır; ancak yıllar sonra bile yıkımın sürdüğü görülmüştür. Günümüzde bu bilgi, yeni tedavilerin oluşturulmasında önemli ve kullanılır durumdadır.

Prof. Dr. Rana Karabudak, Dr.Aslı Kurne
Hacettepe Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı
Nöroimmünoloji Ünitesi

(daha fazla…)

DEVAMINI OKU >> MS

Sebo - 07 Aralık 2009

suat_salgınEngelli açılım

Olacağı buydu. Demokratik açılımların sonucu, gerçekte dev bir kaos olunca, ortalık açılımlarla doldu. Hal böyle olunca da 3 Aralık’ta Ayvalık’ta ki engelliler de “Biz de engelli açılımı isteriz” diyerek, açılımlar konusuna yeni bir boyut getirdiler.

Haklılar mı?

Bence yerden göğe haklılar.

Siyasi pencereden bakan partiler, aslında sayısı 20 milyonu aşan ama 8,5 milyon olarak kabul edilen engellileri ve ailelerini tüzüklerinde kabul edip, gerçekte görmezden gelince engelliler de çözümü açılımda bulacaktır elbette…

Sosyal devlet palavralarıyla, engelliyi işe yaramaz görüp, kenara itip dışlarsan…

Hiçbir sosyal güvenliği olmayan engelli bireye, üç aydan üç aya sadaka verirsen…

Kamu kurum ve kuruluşlarında binlerce engelli personel açığı varken, engelliyi işe alıp çalıştırmazsan…

Hükümet olarak, devlet politikalarında engellileri yeterince tatmin edecek kanunlar çıkaramazsan…

Muhalefet olarak, engellileri sadece oy deposu olarak görüp, seçim sonrası unutursan…

Ülke genelindeki ekonomik krizden en fazla etkilenen engelliyi sadece kömür ve gıda paketleriyle kandırmaya kalkışırsan…

Engelli de “madem demokratik açılımlar var, engellilerin sorunlarını da açın ve birlikte açılalım” der ve demeye de hakkı vardır.

Ayvalık’ta 3 Aralık törenlerinde İçişleri Bakanlığı’na ulaştırılması için Kaymakam Nihat Nalbant’a, Birlik Ortopedik Engelliler Derneği Genel Başkanı Muharrem Parmaksız tarafından verilen 17 maddelik “Engelli Açılımı” talebi de bunun en güzel kanıtıdır. Çünkü engelliler kendisine kimin ya da kimlerin ne maksatla yaklaştığını normal insanlardan daha çabuk ve doğru olarak hissedip, anlarlar.

Yapay yüz ifadeleri ve sadece lafta kalan sözlere karnı toktur engellinin…

Her sabah cadde ve sokaklarda koltuk değneği, tekerlekli sandalye ile gezmek zorunda olmayanlar bunları anlayamazlar.

İşsizliği en derinden yaşayan engelli camiasının, dilendirilmeye itildiği anlayışların yıllarca hüküm sürdüğü ülkemizde, yetkililer engellinin sorunlarına hakkaniyetle eğilmediği sürece, bu yara her daim kanamaya devam edecektir.

Geçici çözümlerle engellinin kanayan yarası pansuman edilemez.

Ülke genelinde Kürt açılımı, Ermeni açılımı gibi açılımlara gidiliyorsa eğer, o halde 8,5 milyon olarak kabul edilen zümrenin sorunların çözüm menşei de, “Engelli Açılımı” olarak benimsenmelidir.

Elerine silah alıp, dağlara çıkanlar için “Kürt Açılımı” hayata geçiriliyorsa, elinde sevgiden başka silahı olmayan engelliler de varlıkları ve tüm gerçekliğiyle “Engelli Açılımı” isteyerek, sorunlarının çözümlenmesini istemekte yerden göğe haklıdır.Ülkemdeki iktidar ve muhalefet partileri engelli gerçeğinin artık farkına varmak zorundadır.Geçici çözümler yerine, kalıcı ve kapsamlı çözümleri bir an önce şekillendirerek, hayata geçirmek zorundadır.

Her yıl tüm Türkiye’de ki engellileri bağrına basan “Engelliler Şenlikleri” ile Engellilerin Başkenti olma yolundaki Ayvalık’tan talep edilen Engelli Açılımı talebi, siyasi arenadaki pek çok parti ve yetkiliye aslında açık bir manifestodur.

Tabi anlayabilene…

Bu duygularla, engellerin aşıldığı bir ülkede engelsiz yarınlar için tüm engellilerin geçmiş 3 Aralık gününü en içten dileklerimle kutluyorum. Esen kalın…

DEVAMINI OKU >> Engelli…