Sebo - 30 Kasım 2009

BU RAKAMLARA DİKKAT!!!!

NTV’deki ‘Neden’ programında ‘Aleviler ve Siyaset’i tartışıldı.
Açılışta Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Turan Eser’e soruldu:

* * * Neden her seçim öncesi ‘Sünniler ve Siyaset’ değil de ‘Aleviler
ve Siyaset’ tartışılır….?’

Eser, rakamlarla yanıtladı bu soruyu…
Verdiği rakamlar, tartışmaya yer bırakmayacak kadar net bir tablo sergiliyordu.
Bu rakamları yorumsuz olarak sizlerle paylaşmak istiyorum:

***Türkiye’de kaç okul var ?…………..67.000

***Kaç hastane var ?………………………1.220

***Kaç sağlık ocağı var ?………………..6.300

***Peki kaç cami var ?…………………85.000

Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor.

***Peki, kaç kilise var ?…………………270

***Kaç cemevi var ?…………………100

***Türkiye’de kaç doktor var ?…………………77.000

***Peki, kaç din görevlisi var ?…………………90.000

Türkiye’de her 900 kişiye bir doktor düşerken,

her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.

Eğitim-Sen’e göre Türkiye’nin 200 bin öğretmen açığı var.

***Türkiye’de kaç kütüphane var?………………….1.435

***Almanya’da kaç kütüphane var?…………………..11.000

***Türkiye’nin kaç kentinde devlet tiyatrosu var ?……13

*** Kaç kentte kuran kursu var?……………………81

***Bu kursların toplam sayısı kaç ?…………………….3.852

***Türkiye’de 1 opera derneği var, 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği var.

***Peki, kaç tane ‘cami yaptırma derneği’ var ?………35.000

***İçişleri Bakanlığı’nın bütçesi ne kadar ?…………..783 trilyon

***Ulaştırma Bakanlığı’nın ?……………….678 trilyon

***Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın ?…………..677 trilyon…

***Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ?………………632 trilyon…

***Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın ?……………….280 trilyon..

***Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın ?…249 trilyon…

***Çevre ve Orman Bakanlığı’nın ?……………….404 trilyon…

***Sadece Sünnileri temsil eden

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesi nekadar ?………1.3 katrilyon…

8 bakanlığın bütçesi kadar….

22 üniversitenin toplam bütçesine denk…

***Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin yıldan yıla büyümesine bakalım:

1997′de 66 trilyon.

1998′de 119…

1999′da 180…

2000′de 270….

2001′de 302…

2002′de 553…

2003′te 771…

2004′te 1 katrilyon…

2005′te 1 katrilyon…
2006′da 1,3 katrilyon…

2007′de 2,7 katrilyon…

Bir ülke, Diyanet’e, bütün üniversitelerine ayırdığı bütçe kadar pay ayırıyor,bunu son bir yılda ikiye katlıyorsa, doktordan, öğretmenden fazla imam yetiştiriyorsa, hastane değil cami yaptırıyor, kütüphaneden çok Kuran kursu açıyorsa, o ülkenin durup bir daha düşünmesi gerekmez mi?

Arkadaşlar!

dışarıda bir şeyler oluyor farkında mısınız?

Uykuda olanları sarsın, uyandırın. Yakında ışıklar sönebilir, karanlıkta ne yapacaksınız?

DEVAMINI OKU >> RAKAMLAR…

Sebo - 26 Kasım 2009

Ahmet Türk İzmir’in kaymak tabakasındandır!

Ahmet Türk diyor ki:

“Sivil faşistler İzmir’de saldırdı.”

*

Vay canına!

*

İzmir’den Çeşme Otoyolu’na gir, topukla, Çeşme’desin, Ilıca’ya sap, Ildırı levhasını takip et, Ildırı’ya gelince, şahane Gerence Koyu önünde, Günkent Sitesi’ni sor… Eski adı, 18’inci Dönem Parlamenterler Sitesi, helikopter pisti var, müstakil, bahçeli, tripleks, almaya kalk, 300 milyar lira.

*

Ahmet Türk’ün
yazlığı orda.

*

Dalyanköy’de çipuraları kalamarları götürürken, “fıstık”, işine gelmeyince “faşist” öyle mi?

*

Bitmedi…

*

Ahmet Türk’ün “Türkiye” isimli üvey annesi, kocasının kuma getirmesi üzerine, kaçmış, Necimoğlu Aşireti’ne sığınmıştı. Ahmet Türk’ün ağabeyi, gitti, annesini vurdu. Bu cinayet yüzünden, iki aşiret arasında kan davası başladı. Bi ondan, bi bundan, 34 sene devam etti, 40 kişi öldü. Baktılar ki, olacak gibi değil, Mardinli bu iki aşiret, barışmak için, bir “barış şehri” seçti… Restoran kapattılar, buluştular, sarıldılar, barış yemeği yeyip, kan davasını bitirdiler.

*

Neresi o seçilen barış şehri?

İzmir!

*

Milletvekili olduğun memleketin Mardin’in Derik İlçesi’ne 34 sene giremeyeceksin… Kan davalılarınla barışmak için, 81 vilayet içinde İzmir’i seçeceksin… Sonra “faşist” öyle mi?

*

Doğma büyüme İzmirliler bile, İzmir’in nimetlerinden Ahmet Türk kadar faydalanmamıştır.

*

Gözünü seveyim Ahmet Türk, şunun şurasında üç beş kişiyiz, birbirimizi biliriz… Bak, DTP Milano Milletvekili Sırrı Sakık’ın hiç sesi çıkıyor mu? Onun da yazlığı orda!

YILMAZ ÖZDİL

DEVAMINI OKU >> İzmir

Sebo - 23 Kasım 2009

Tufan TÜRENÇ

23 Kasım 2009

tturenc@hurriyet.com.tr

İşte Tayyip Bey’in Türkiye’si …

GLADYATÖR baştan aşağı zırhlara bürünmüş, kalın keskin kılıcı elinde, bütün haşmetiyle çıkmış arenaya.

Seyirciler kendisini çılgınca alkışlıyor, sevinç naraları atıyorlar.
Gladyatör ünlü kılıcını sallayarak halkı selamlıyor.
Sonra da avazı çıktığı kadar bağırarak rakiplerine meydan okuyor:


“Hani neredeler? Neden çıkamıyorlar karşıma? Bunlarda bu meydana çıkacak yürek yok, yürekkkk!

Ben bugüne kadar gelmiş geçmiş en usta ve büyük dövüşcüyüm. Karşıma çıkamazlar. İçlerinde bir tane bile yürekli yok!”
Oysa rakipleri içerde muhafızlar tarafından demir kapılar arkasına kapatılmışlar.

Arenaya çıkmalarına izin verilmiyor.

Bizim Başbakan, günde beş vakit nutuk atarak, bütün televizyon ekranlarını kaplayarak tıpkı o gladyatör gibi rakiplerine meydan okuyor.

Kendisini gelmiş geçmiş en başarılı başbakan ilan ediyor, “Hepsinin yaptıklarından katbekat fazlasını yaptım” diyor.
Acaba söyledikleri doğru mu?

* * *

CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici Başbakan’dan boş kalan bir kanalda bir fırsatını bulup devletin resmi rakamlarıyla iktidarın karnesini döküyor ortaya.
Son iki yılda karşılıksız çeklerde inanılmaz bir artış var. Bugün cezaevlerinde yatanların yüzde 47’si karşılıksız çekten içerde.
Bu kadar insanın hepsi dolandırıcı mı? Kuşkusuz değil.
Bunların çoğu iktidarın uyguladığı ekonomik modelin kurbanı. (Karşılıksız çek veren insan sayısı 1.5 milyon)
Protesto olan çeklerin tutarı ise 3 milyar dolar.
64 bin işyeri kapandı.
İşsizlik ise facia: Yüzde 13.4. AKP iktidarı devraldığında yüzde 10.2’ydi.
Son bir yılda 930 bin kişi işsiz kaldı. Genç işsizlerin oranı yüzde 30’a yakın.
80 yılda cumhuriyet 148 milyar dolar, AKP iktidarı ise 7 yılda 285 milyar dolar borç yaptı. AKP iktidarında, yani yedi yılda bu rakam 3.9.

Aynı dönemde bizim gibi kalkınmakta olan ülkeler yüzde 7.2 büyüdü.

Türkiye Menderes döneminde 7.2, Özal döneminde 5.1, Demirel döneminde 6.3 büyüdü.

Başbakan’ın “Bizi teğet geçti” dediği son dünya ekonomik krizinde 2009’da Türkiye yüzde 6.5 küçüldü ve dünya rekoru kırdı.


Atatürk
döneminin 1923-1029 arasında büyüme 10.3, 1923-1938 döneminde ise 1929 büyük dünya krizine rağmen büyüme 7.4.
AKP iktidarında çok vahim bir şey daha oldu.
Türkiye’nin büyük özverilerle dişinden tırnağından artırdığıyla yarattığı bütün fabrikalar, KİT’ler gibi ülkenin bütün değerleri haraç mezat satıldı.
AKP iktidarı 7 yıllık iktidarı döneminde tam 1 trilyon dolar harcadı.

Bu, il başına 10 milyar dolar demek.
Bu paralar çarçur edilmeyip yerinde harcansaydı bütün illerin fışkırması lazımdı.
Oysa Türkiye emeklilerine ayda 12.5 ile 20 lira arasında zam yaptı.
Memura, işçiye de yapılanlar bu düzeydedir.
Bu utanç vericidir.
İşte arenaya çıkıp ellerini kollarını bağlattığı rakiplerine “En büyük benim” diye meydan okuyan bizim gladyatörün Türkiye’si de böyledir.
Son 7 yılda Türkiye 225 milyar dolar faiz ödedi. Bu parayla 60 tane Atatürk barajı yapılabilirdi. Oysa Erdoğan bir tek büyük baraj, santral, tesis yapmadı.

Bütçe açığı şu anda 40.3 milyar dolar. Yıl sonunda 62.3 milyar dolar olacak.

* * *

Resmi rakamların gözler önüne serdiği çok çarpıcı bir gerçek de şu:

Türkiye 1923-2003 arasında yani 80 yılda her yıl ortalama 4.7 büyüdü.

Kaynak :

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13016460.asp

DEVAMINI OKU >> Bu günkü Türkiyem.

Sebo - 19 Kasım 2009

658seytanŞeytan sofrasında rant KAVGASI

19 Kasım 2009, 00:35

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, aralarında Şeytan Sofrası’nın da bulunduğu 22 adayı kapsayan tabiat parkında mutlak koruma alanı daraltıldığı iddia edilirken, Mutlak Koruma Alanını daraltan 1/25 bin ölçekli uzun devreli gelişme revizyon planı çevreceileri ve bölgedeki belediyeleri çileden çıkardı.

SUAT SALGIN

TURKHABERLER BALIKESİR - Çevre ve Orman Bakanlığı’nın hazırladığı plan, en çok Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’ndaki alanları ’satışa açık’ bırakmasıyla eleştiriliyor.

Çevre ve Orman Bakanlığı, Ayvalık ve Küçükköy sınırları içerisindeki 17 bin hektarlık Ayvalık Adaları Tabiat Parkı alanında “ince ayar” yapıldığı belirtiliyor.

Bölgedeki mutlak koruma alanını daraltan 1/25 bin ölçekli uzun devreli gelişme revizyon planı, çevrecileri ve belediyeleri ayağa kaldırdı.

Küçükköy Belediye Başkanı Mesut Ergin, “Planın ana aksları ile ruhu, felsefesi ve yaklaşımı 180 derece değiştirilmiştir” dedi.

Ayvalık’ın 22 adasıyla Şeytan Sofrası’nı da kapsayan ve çoğunluğu hazine arazisi olan tabiat parkındaki yeni düzenlemeler, yatırıma ve satışa açık bırakıldığı gerekçesiyle tepki çekti.

Küçükköy Belediye Meclisi, Çevre ve Orman Bakanlığı’na 26 madde halinde sunduğu itirazlarını kabul ettirememe durumunda hukuksal mücadele başlatma kararı aldı. Yeni düzenlemeyle yerleşim alanlarının ve ekolojik yapının tabiat parkıyla bütünlüğünden vazgeçildiği savunan belediyenin karşı yazısında, “Koruma kullanım dengesi koruma aleyhine defalarca ihlal edilmiştir” denildi.

Bakanlığa gönderilen itiraz yazısında şu görüşlere yer verildi: “Tabiat parkında yer alan yerleşimlerin turizm ve tarımsal faaliyetlerinin zararlarının önlenmesi gerektiği ifade edilmiş; ancak devam eden düzenlemelerde zararları artıracak düzenlemelere gidilmiştir.

2004 yılında hazırlanmış olan gelişme planının kararları son hazırlanan revizyon planının bölgeleme kriterleri değiştirilmiştir. Eklenen mülkiyet kriterlerinin gerekçesi belirtilmemiştir.

Taşıt trafiğinin artması için herşey yapılmıştır. Revizyon planında mutlak kullanma ve sınırlı kullanma alanlarına ilişkin kriterlerin baştan aşağı değiştiği, koruma kullanma dengesinin bozulduğu açıktır. Bu düzenleme ile mutlak koruma hususu derin yara almıştır.’’

Şeytandan

Belediye Başkanı Mesut Ergin

Küçükköy Belediye başkanı  Mesut Ergin

DEVAMINI OKU >> Şeytan sofrasında…

Sebo - 19 Kasım 2009

İletişim Sektörünün inanılmaz bir hızla geliştiği çağımızda, Türkiye’de yayımlanan yazılı ve görsel medya ürünlerini yayın politikaları ve sahiplikleri ile açık bir şekilde bilmemiz gerek.
Genel bir gruplama yapmak gerekirse;

BİRİNCİ GRUP,
1) Fethullah Gülen
Tarikatına mensup yayın organları; Zaman Gazetesi, Bugün Gazetesi, Aksiyon Dergisi, Sızıntı Dergisi, Samanyolu TV
2) Taraf Gazetesi; Çetin Altan’ın büyük oğlanı ve eşi CIA çalışanı olan Yasemin Çongar’ın müştereken çıkardıkları gazete. En önemli işleri, dış istihbarat teşkilâtlarının bu ikiliye verdikleri çoğu yönlendirilmiş belgeleri yayınlamak. Maddi destek almadan yaşaması mümkün değil. Aldıkları para desteğinin kaynağı belli değil.
3) Akraba Basını; Sabah Gazetesi (Damat), Yeni Şafak Gazetesi (Dünür), Star Gazetesi (Emine Hn. Akrabası), ATV (Damat), Kanal 7 (Oğlandan Bacanak), Ülke TV, Kanal 24,
4) Devlet Basını, TRT’nin tüm kanalları. Devlet Televizyonu olan TRT, tam bir AKP yayın organı gibi kullanılmaktadır.
5) Tetikçi Basın; Vakit Gazetesi (Başbakan’ın Gazetesi)
6) Med TV, ROJ TV; Bölücü yayın yapan TV ve Gazete- Dergiler,
Bu grubun gerçek hedefleri, “Lâik Cumhuriyeti” öncelikle yıkmak, TSK’ni yıpratarak felç haline getirmek ve sonunda İslam- Kürt Cumhuriyetini kurmaktır. Başbakanın “ Demokrasi benim için amaç değil, araçtır, tren gibidir. Gideceğim yere kadar biner, istediğim yere gelince inerim” demesinin gerçeği budur. Anayasa Mahkemesi’nin “ AKP Lâiklik karşıtı eylemlerin odağıdır” kararı bunun en önemli işaretidir. Bunlardan tarikat basınının davranışlarını belirleyen eylem planları şudur. “
NİHAİ HEDEFE ULAŞANA KADAR, HER YÖNTEM VE YOL MÜBAHTIR. BUNUN İÇİNE YALAN SÖYLEMEK VE İNSANLARI ALDATMAK DA GİRER. YETER Kİ HİZMET KESİNTİYE UĞRAMASIN. HİZMET DENİLEN ÇALIŞMANIN EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ, SESSİZ VE DERİNDEN OLMASIDIR. BU GİZLİLİK DE GÜÇLÜ OLUNCAYA KADAR DEVAM EDECEKTİR. CEMAATIN TEMEL FELSEFESİ BUDUR”

İKİNCİ GRUP;
1) Doğan Medya Grubu; AKP Hükümetinin uyguladığı baskılar sayesinde, diz çökmüş durumdalar. Hükümetin uygulamalarına sessiz kalarak bu sıkıntıdan çıkabileceklerini sanıyorlar, yanılıyorlar. Hedefi gerçek demokrasi olamayan bir yönetimle uzlaştığınızı düşünürseniz, en önce varlığınızın sebebi demokrasiye ihanet edersiniz. Sonra sizin işinizi bitirirler.
2)Ciner Medya Grubu; Başta Nükleer Santral ihalesi olmak üzere, enerji santralleri ve madencilik işleri sebebiyle, Hükümetle işleri devamlı ve çok olan grubun, “ gücü özgürlüğünde” sloganı lafta kalmıştır. Genç yaşında fırıldak gibi dönmeye başlayan Yiğit Bulut ve Atatürkçü olduğu için gruptan kovulan Prof. Yaşar Nuri Öztürk bunun en önemli kanıtıdır.
3) Karamehmet Medya Grubu; TMSF canı sıkıldıkça bu gruba vurmakta ve doğrulmasına imkân vermemektedir. Bu gruptaki medya organları, baskı altındadırlar. Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde bir hükümet, devletin güvenlik güçlerini ve vergi sistemini kullanarak, basına yok etme operasyonu yapmaz, yapamaz.
4) Doğuş Medya Grubu; Sn. Ferit Şahenk, AKP ile mükemmel bir uyum içinde çalışıyor. Zaman bulup rahmetli babasının kendisine verdiği nasihatleri hatırlarsa, yayın organlarında karşıt seslere de yer vermesi gerektiğini hatırlar.
ÜÇÜNCÜ GRUP; Öncelikle Batırılacak Medya ve Susturulacak Yazarlar ve Madalyalılar;
1) Batırma işlemine kaldığı yerden devam edilecek ve Biz TV’den sonra ART ve Kanal B batırılıncaya kadar her türlü baskıya devam edilecektir.

2) Emin Çölaşan’ın işini bitirdikten sonra, sıra Bekir Coşkun’a geldi. Onu Fatih Altaylının şefkatli kollarına bıraktık, haftanın 3 günü çiçek, böcek yazıyor. Fakat o Yılmaz Özdil yok mu? 6- 7 satırda AKP’nin aylarca yaptığı propagandayı yerle bir ediyor. Öncelikle susturulması gerek. Genel Yayın Yönetmeni ve İzmir’in Kahramanlar semtinin “Kahraman” adamı ne yapacak, bekleyelim, görelim.
3)Madalya verilmesi gereken, AKP’nin çizgisini aynen takip eden yazarlarımız var. Hasan Cemal, Cengiz Candar, Mehmet Barlas, Fehmi Koru gibi. Sayı çok olduğu için, belirleme işini Akif Beki’ye verilmesi uygun olur.

DÖRDÜNCÜ GRUP; Milletin Medyası,
1)Yeniçağ, Cumhuriyet, Sözcü gibi gazeteler. Kıt ekonomik olanaklarına rağmen bu ve benzeri medya organları direnmeye, Atatürk’ü ve Lâik Cumhuriyeti korumaya devam ediyorlar.
2) Internet Medyası;
Muhteşem bir güç. Olağanüstü haberleşme ve dayanışma sistemi. Milleti  Uyarmada tarihi bir görev yapıyorlar.
3) Anadolu Medyası; Ülkenin gerçek sahipleri. Anadolu’nun riyasız, samimi sesini tüm Türkiye’ye duyuruyorlar.

Birinci grup, devamlı olarak Türk Silahlı Kuvvetlerine onun şerefli komutanlarına hakaret etmekte, psikolojik baskı uygulamakta ve ellerindeki medya gücünü haysiyetsizce kullanarak TSK’ni felç etmek istemektedirler. Bunu yaparken en önemli araçları; Demokrasi ve Demokrat olmak saptırmasını kullanmalarıdır. Burada iddia ederek söylüyorum. BUNLAR ASLA DEMOKRAT DEĞİLDİR: Biat (itaat etmek- şartsız kabul etmek-tartışmadan kabul etmek) kültürü ile yetişen insanlar demokrat olabilirler mi? Ömürleri emir almak ve düşünmeden yerine getirmekle geçen insanlar demokrat olabilir mi? Maddi olanakları, malvarlıkları, cemaat yapıları tamamen saklı olan insanlar demokrat olabilirler mi? OLAMAZLAR, OLAMAZLAR, OLAMAZLAR.

Hedeflerine giden yolda en büyük engel olarak TSK’ni görmekteler ve onu yıpratmak için her türlü yalanı, yöntemi kullanmaktalar. Bakın, İrtica belgesini TSK dört kez istediği halde göndermemişlerdir. Albay Çiçek savcılığa çağırılmadığı halde, bir haftadır “ gelmedi” diye yazıyorlar. Yazıklar olsun.

İkinci gruptakilerde yanlışın içindeler. Erzurum’da Ermenilerin Türk köyünde, bizim saf köylüyü kandırması gibi teker teker yok edilmeyi bekliyorlar. Beklesinler. Bizler, milletin medyasını ve yazarlarını okuyanlar, interneti kullananlar, milyonlarca kişiyiz. Bizler Atatürk’üz, bizler Misak-ı Milli’yiz, Bizler Lâik Cumhuriyetiz, Bizler Anadolu’yuz. Biz ayağa kalktığımızda, irtica kaçacaktır. Biz Türkiye’mizi aydınlattığımızda bu kara cübbeli, kara ruhlu tarikat kalıntıları kaçacak delik arayacaktır. 7 seneleri gitti, çok azı kaldı. Bizler yani Türk Milleti demokratik seçimle bunları, çok istedikleri ortaçağa göndereceğiz. Bu arada ordumuza ve şerefli mensuplarına sahip çıkacağız.

Sağlık ve başarı dileklerimle. 07. Kasım. 2009
Rifat Serdaroğlu Eski Sağlık ve Devlet Bakanı
rifatserdaroglu@superonline.com
0532 2110011

DEVAMINI OKU >> Basınımız Hakkında

Sebo - 19 Kasım 2009

(daha fazla…)

DEVAMINI OKU >> Şekere boy abdesti…

Sebo - 18 Kasım 2009

Yudumlama “Metodu”

Rakıya buz atmak caiz değildir. Ağza alınacak rakıya katılacak tek dünya malzemesi sudur, su…

Rakı da, rakının huzuruna çıkacak su da, saatler önce buzdolabına konmuş olacak. Evde ise rakı şisesi de, su sürahisi de, devamlı buzdolabı içinde duracak. Onların yeri orası! Öksürük şurubu konmaz, bu ikisi mutlaka buzdolabında durur. Erbabı elbet, kadehleri de, su bardaklarını da, rakı ve rakı suyuyla birlikte buzdolabına koymuş olur. Bardakta rakıyla soğutulursa ölçü kaçar.
Ciddi meyhaneler bunların hepsini, bu soğuklukta bekletir. Soğutulmuş rakı ve suyu, ille de parça buz atarak soğutan meyhanecinin alnına keriz sıfatı mürekkeple yazılmalıdır.
Diyelim ki hepsi istediğimiz gibi soğuk geldi.
Soğuk bardağa önce soğuk su, daha sonra soğuk rakı dökülür.
Bu döküşler de, çeşme boşaltır gibi olmaz.
Su da, rakı da ince iplik gibi ve çok yavaş akıtılır.
Su miktarı rakıı miktarından mutlaka daha az bırakılır, yoksa rakının tadı bozulmuş olur.
Gençliklerinde rakıyı sek içen yaşlılar, o günleri zevkle anarlar. Çünkü ömür boyu sek rakıya dayanılamaz.
Bardağa ya da adı kadeh ise, ona önce rakı dökülmez, önce soğuk su ardından rakı dökülür. İyi karışma böyle sağlanır.
Böylece içmeye ciddi olarak hazırlanmış kadeh, önce ağza götürülmez, burna götürülerek koklanır. Derin nefes çekilir.
Daha sonra demci arkasına yaslanarak bardağı ağzına yavaşça yaklaştırır ve önce mutlaka yarım yudum alıp hemen yutmaz… Ağzında yavaşça dolaştırıp, dişleri arasından ciğerlerine hava çeker. Amaç, mideden önce akciğerlerin de, şölenden nasibini almasını sağlamaktır.
Alınacak ikinci yudumdan sonra arkaya yaslanarak kafa hafiften yukarı kaldırılır, bütün yudum çok yavaş ve kibarca yutulur.
(Burası önemli ) Yutar yutmaz da oturulan yerde, helezoni olarak yavaşça sallanılır. Bu hareketin ciddi amacı, rakının mide borusundan helezoni olarak inmesini sağlamak, yani yolunu uz atmaktır…

Çünkü Bektaşilere göre, rakının bedene en çok zevk verişi, gırtlaktan mideye inişi sırasındadır.
Bu yol helezoni olarak uzamalıdır ki, demcinin zevki artsın.

Herkes bilir: Develerin boynu çok uzundur.
Bu nedenle yolda yürüyen Bektaşi, bir deve görünce kıskanmış ve;
“Vay anam! Ne güzel içer bu yahu!” demiştir.

Rakısız kalmamanız dileğiyle

DEVAMINI OKU >> Yudumlama…

Sebo - 16 Kasım 2009

Dünyanın en mükemmel üçlüleri;

Bir araya geldiklerinde süper birşey olan üçlüler

- Deniz Kum Güneş
- Yumruk Tekme Kafa
- Mazhar Fuat Özkan
- At Avrat Silah
- Metin Ali Feyyaz
- 3 r yani Ronaldo   Rivaldo   Ronaldinho
- Hale  Lale  Jale
- back to the future 1-2-3
- Kulak Burun Boğaz
- Sigara Bira Çerez
- Tekila, Erik, Tuz.
- cut-copy-paste
- Yatak  Yorgan  Yastık
- Normal – Süper – Kurşunsuz
- Raki Beyaz Peynir ve Kavun
- Gez, Göz, Arpacık
- Üçlü piriz
-Çankiri Çorum Yozgat (18, 19, 66)
- Vatan Millet Sakarya
- Giriş Gelişme Sonuç
- Yol Su Elektrik
- İçki Kumar Kadın
- İnek Şaban, Güdük Necmi Damat Ferit
- Para Para Para
- ctrl alt del
- Görmedim Duymadım Söylemedim
- Devlet Mafya Siyaset
- x,y,z
- Zincir Takoz  Çekme halatı.
- Aydemir Akbaş  Bülent Kayabaş  Hadi Çaman
- Hıncal Uluç, Haşmet Babaoğlu, Kenan Onuk
- good, bad and ugly
- Aykut Kocaman  Rıdvan Dilmen  Oğuz Çetin
- 333
- 1.çinko   2. çinko   tombala
- Ali, Veli, Maria
- Karpuz Peynir Ekmek
- Domates, Biber, Patlıcan
- Debriyaj Fren Gaz
- Erman Toroglu, Şansal Buyuka, Ugur.
- Eyup Sabri Tuncer
- İngiliz-Fransız-Temel
- 90-60-90
Rakı Balık Ayvalık

(daha fazla…)

DEVAMINI OKU >> Üçlemeler

Sebo - 15 Kasım 2009

Sormuşlar ‘evlilik nedir’ diye.Eskiden demiş, kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi biraraya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü. Tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi. O yüzden buna ‘evlenmek‘ denirdi. Şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar, bu yüzden artık evlilik ‘katlanmaktır‘ demiş.’

EVLİLİK

1- Bir adam gazeteye ilan vermiş: ”Eş arıyorum”.
Ertesi gün yüzlerce mektup almış. Hepsi aynı şeyi söylüyormuş.
”Benimkini alabilirsin.” :) )


2- Bir adam karısına arabasının kapısını tutuyorsa emin olabilirsiniz.
”Ya  arabası yenidir ya da karısı!..”

3- Bir genç babasına sorar; ”Baba evlenmek kaça mal olur?”
Baba cevap verir: ”Bilmiyorum oğlum, ben hálá ödüyorum.”

4- Evli erkeklerin psikolojisi arkadaşlarla lokantaya gitmeye benzer.
İstediğin yemeği sipariş edersin, sonra yanında! kinin istediği  yemeği görüp
”Keşke onu i steseydim” dersin.

5- Evliliğin ilk yılında adam konuşur kadın dinler,
ikinci yılında kadın konuşur adam dinler,
üçüncü yılında her ikisi de konuşur, komşular dinler.

6- Bir kavgadan sonra kadın kocasına bağırır:
”Seninle evlendiğimde tam  bir aptalmışım.”
Adam cevap verir: ”Evet aşıktım, fark edemedim.”

7- Bir davette bir kadın arkadaşına sorar; ”Alyansını yanlış parmağına takmıyor musun?” Diğer hanım cevap verir;
”Evet yanlış adamla evliyim  de ondan.”
YAŞINA  GÖRE ERKEK

*20 yaşında erkek FİAT gibidir. Küçük ama hızlı.
*20-30 yaş arasında PORSHE gibidir. Hızlı  ve konforlu.
*30-40 arası erkek VOLVO gibidir. Biraz sıkıcı ama teknik olarak mükemmel.
*40-50 arası erkek OPEL gibidir. Yapabileceğinden fazlasını vaat eder.
*50-60 arasında ise eski bir FORD gibidir. Harekete geçirmek için karbüratöre biraz alkol koymak gerekir.

YAŞINA GÖRE KADIN

*15-25 arasında kadın AFRİKA gibidir. Yarı keşfedilmiş, yarı bakir.
*25-35 arasında AMERİKA gibidir. Tamamı keşfedilmiş ve bilimsel olarak mükemmel.
*35-45 yaşları arasında HİNDİSTAN ve JAPONYA gibidir. Çok ateşli, bilge ve güzel.
*45-55 arasında FRANSA gibidir. Savaştan hasarlı çıkmış ama hala çekici.
*55-60 arasında kadın ALMANYA gibidir. Savaşı kaybetmiştir ama umutları vardır.
*60-70 arasında kadın RUSYA gibidir. Geniş, sakin ama kimsenin gitmediği.
*70’inden sonra kadın TÜRKİYE gibidir. Şanlı bir geçmiş ama gelecek yok.EvlilikEvlilik

DEVAMINI OKU >> Evlilik

Sebo - 15 Kasım 2009

“Yemeği ağzınızdan midenize taşıması 7 saniye alır.

Bir sac teli 3 kg(6.6 lb) kaldırabilir.

Ortalama erkek organı bas parmağın 2 kati uzunluğundadır. .

İnsanın kalça kemikleri betondan daha güçlüdür (sağlamdır).

Kadınların kalbi erkeklerden daha hızlı atar..

Her bir ayağınızda 1 trilyon bakteri bulunmaktadır.

Kadınlar erkeklere nazaran iki kat fazla göz kırparlar.

Ortalama insanin derisi beyninden iki kat daha ağırdır.

Vücudunuz ayaktayken denge sağlamak için 300 kas kullanır.

Tükürüğünüzün çözmediği bir şeyin tadını alamazsınız.
Bayanlar bunu okumayı bitirmiştir.

Erkekler ise hala başparmaklarını kontrol etmekle meşguller “:-)

DEVAMINI OKU >> Bilmesen de olur.