AYVALIK (Huzur)
Yol üstü olup da, kendi halinde kalabilen ve hâlâ “merak değmemiş” yerleri barındırabilen, şeytan tüylü ve şeytan sofralı bir güzelliktir Ayvalık. Çengel formundaki coğrafyası sayesinde, bir avuç dolusu Ege Denizi’ni kendi payına katmıştır.
Girit ve Midilli’nin Anadolu’daki izdüşümüdür. Mübadele sonrası bu adalardan göçen Türkler, Ayvalık’ın yeni sakinleri olarak, geldikleri yerin kültürünü burada yaşatmaktadırlar. Ayvalık, kendine has mutfağı, şirin şivesi ve sıcak insanlarıyla adalarda yüzlerce yıl sürmüş kardeşçe yaşantının sembolüdür.
Bir ada kadar kendi halinde yarım adaları, kıyıda köşede kalmış manastır ve kilise kalıntıları, denizle kaynaşan zeytinlikleri, çamlıkları ve dünyanın en güzel batan güneş manzaralarını ayaklarınızın altına seren tepeleriyle Ayvalık, birçok turistik beldenin talihsiz akibetine inat, içinde hâlâ huzur taşır.
Yazın tadını çıkarmak isteyenlere nazire yaparcasına, yeryüzünde yaşayabileceğiniz en mutlu ve huzurlu kışlara ev sahipliği yapar Ayvalık. Cunda kordonunda şöyle bir gezintiye çıkmak kimbilir kaç ağrı kesiciye bedeldir…
Denizi, yüzmek isteyene en büyük iyiliği eder: Serinletir. Kimse şikayet etmesin suyunun soğukluğundan! Yaz sıcağında kavrulmaktan kurtulmanın daha güzel bir yolu olabilir mi… Berrak ve serin bir denizde yüzmenin keyfi, denizden çıktığınızda size püfür püfür bir vücut olarak geri dönecekse serin sudan korkmanın manası nedir değil mi?
Tabiat Ana’nın bir hediyesidir Ayvalık. Bütün bir Ege’de, bir şehir kadar “yoğun” olup da bir sahil köyü kadar dingin kalabilmeyi başarabilmiş tek yerdir. Gelin ve kalın. Eğer kalmayacaksanız, verdiği huzur ve mutluluktan bol bol alın ve yanınızda götürün, eşinize dostunuza da dağıtın.
Hoşgeldiniz
Ve emin olun, her zaman hoş bulacaksınız…
Salih Korkut PEKER
Ayvalık’a gelip de keyiften ne yapacağını şaşıranlar için…
Taaa Rumların yaşadığı dönemlerden bu yana Ayvalık, meraklısı için çok önemli bir yeme-içme, gezme-tozma ve alım-satım merkezidir. Son yıllarda bu “meraklı” nüfusunun bir hayli arttığını da hemen ekleyelim.
Gerek Ege Mutfağı’na has nefis yemekleri, gerek seyrine doyulmaz tabiatı ve gerekse bu iki unsura en güzel eşlik eden şeylerden biri olan rakı muhabbeti, Ayvalık’ı tam bir keyif diyarı haline getirmiştir. İşte bu yüzden Rakı-balık-Ayvalık, Metin-Ali-Feyyaz üçlüsünün şanını çoktan geride bırakmıştır.
Peki, rakı-balık-Ayvalık’ın ötesi yok mudur? Tabii ki vardır. Bir kere Ege’nin hiçbir “inci”sinde kendine ait tam beş tane iç deniz yoktur. Üstelik hepsinin karakteri de farklıdır bu iç denizlerin. Bir kısmı yazın bile ılık su sevenler için, bir kısmı da yazın çivi gibi suda doya doya yüzüp vücudunu organik bir klima haline getirmek isteyenler için biçilmiş kaftandır. İsteyen Pateriça Koyu’na gider, Güvercin Adası manzarası eşliğinde yüzer, isteyen Şeytan Sofrası eteklerinde, isteyen de Ortunç’ta…
Cunda’nın ve Ayvalık’ın dört bir yanına dağılmış olan kilise ve manastırlar da içindeki kâşifi uyandırmak isteyenleri bekler. Bir mahalle arasına sıkışmış eski kilise ya da eşsiz bir deniz manzarasına tepeden bakan manastır… Hepsi de yorgun, küskün ve sakin bir halde ziyaretçilerini bekler.
Çok gezdiniz, karnınız zil çaldı… O kadar çok seçeneğiniz var ki midenize bayram yaptırmak için… Ayvalık, hem sağlıklı beslenmekten vazgeçmeyenler için hem de “sağlığa mağlığa bakmam, lezzetliyse mideye indiririm kardeşim” diyenler için dev bir açık büfe! İsteyen Cunda ya da Ayvalık kordonunda dizilmiş balıkçılarda manzara eşliğinde doyurur karnını, isteyen her şeye inat zeytinyağıyla ev yemekleri ya da spesiyaller yapmaya devam eden lokantalarda, isteyen de Cunda’nın, Ayvalık’ın ve Sarımsaklı’nın dört yanına dağılmış Ayvalık tostçularında… Harcından gelen lezzeti başka yerde bulamayacağınız köfteciler ve lezzetleriyle büyük şehirlerin züppe restoranlarına taş çıkaran esnaf lokantaları da cabası…
Ayvalık’ın huzurlu atmosferini dost sohbetleriyle ve yorgunluk içkileriyle süslemek isteyenler için kafeler ve barların da sürüsüne bereket… Denize sıfır nargile keyfinden tutun da Yunan taverna müziği eşliğinde felekten bir gece çalmaya kadar bir dolu seçeneğiniz var keyif için.
Gezdiniz, yediniz, içtiniz, eğlendiniz, esaslı bir uykuyu hak ettiniz. 5 yıldızlı bir otelde mi yoksa, restore edilmiş küçük ve şirin bir Rum evi pansiyonunda mı uyumak istersiniz? Seçim sizin ve bilin ki seçeneğiniz çok fazla…
Keyfinize iyi bakın!
Taglar: Avuç, Ayvalık, Balık, Cunda, Egedenizi, Göçen, Güneş, Hoş, Huzur, Kültür, Kum, Manastır, Meraklısı, Mübadele, Rakı, Tatil, Türkler, Yarımada
Sarmısaklı’da tekne TURLARI
15 Temmuz 2010
Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde son yılların en gözde tatil alternatiflerinden olan Tekne ile adalar turu tutkunluğu Sarımsaklı’ya da sıçradı

SUAT SALGIN
TURKHABERLER BALIKESİR- Her gün yüzlerce vatandaşın Ayvalık’ın eşsiz adalarını gezip, akvaryum gibi koylarında yüzerek tatillerine yeni bir soluk kazandıran tekne turları artık Ayvalık’a bağlı Küçükköy Beldesinde de artmaya başladı.
Tekneler ile ada turları keyfinin tadan konuklar bol bol balık, salata ve karpuz yiyerek, teknelerde bulunan piyanistlerin müzikleriyle eğlenceli ve coşkulu bir gün geçiriyorlar.
Bir yılın yorgunluğunu tatilde atmaya çalışan yerli ve yabancı turistler denizi, kumu, güneşi ve havasıyla ünlü Sarımsaklı’da tatillerini gönüllerince eğlenerek geçiriyorlar.
Ayvalık’ta ki gezi teknelerinden sonra Sarımsaklı plajlarında da faaliyete geçen üç tekne günde ortalama 600 misafirini adaları dolaştırarak, Sarımsaklı turizmine hizmet veriyorlar.
Tekne sahipleri, tatile gelen vatandaşları 20 TL bilet ile 9 saat boyunca deniz turu yaptırdıklarını kaydederek, “Misafirlerimize öğle yemeği olarak bol balık, salata ve karpuz ikramında bulunuyoruz. Deniz içinde adalarda onların tertemiz sularda serinlemelerini sağlıyoruz. Teknelerimizde canlı müzik yapan sanatçılarımızla onların streslerini atıyoruz” diye konuştular.
Gezilerden dönen vatandaşlar da vatandaşlar da, “20 TL karşılığında güzel bir gün geçiriyoruz. Bol bol balık yiyor ve gönlümüzce eğleniyor, güzel bir gün geçiriyoruz. Bol bol stres attığımız bir günü bizlere geçirten tekne sahiplerinein kaliteli hizmet anlayışı ve adeta bizleri bir konuk olarak kabul eden tutumlarından dolayı kendilerine teşekkür ediyoruz” diye konuştular.
Ayvalık Dalış’a Geçiyor
Ayvalık, Sahip Olduğu Su Altı Güzellikleriyle de Öne Çıkıyor.
DOĞAL dokusu, tarihi miras ve mavi bayraklı plajlarıyla Ege turizminin yükselen yıldızı konumunda bulunan Ayvalık, sahip olduğu su altı güzellikleriyle de öne çıkıyor. Ayvalık kıyıları zengin su altı faunası, keşfedilmeyi bekleyen batık ve kızıl mercanlarıyla ”Su altı kaşifleri’nin ilgi gösterdiği yerlerin başında geliyor. Üç dalış merkezinin bulunduğu ilçede, eşsiz dalış olanaklarıyla da dikkati çekiyor. Güneş Adası, Yuvarlak Ada ve Kerbela Taşları’nın belli başlı dalış noktaları arasında yer aldığı Ayvalık, sahip olduğu kırmızı mercanlarla da ayrıcalıklı bir konumda bulunuyor.
24 ADA VE 60 DALIŞ NOKTASINA SAHİP
Dünyada sadece İtalya’nın Portofino kentiyle birlikte kırmızı mercanlara ev sahipliği yapan, 24 ada, 60 dalış noktasıyla yurt içi ve yurt dışından çok sayıda dalış meraklısını ağırlayan Balıkesir‘in Ayvalık ilçesinde, 2010 sezonu açıldı. İki dalış merkezinin faaliyet gösterdiği ilçede, sezonun ilk dalışının, 20 kişilik bir ekip tarafından gerçekleştirildiği bildirildi. Bir dalış merkezinin sahibi ve Dalış eğitmeni Kemal Çalışkan, su altı güzellikleriyle dikkatleri üzerinde toplayan ilçede, bu yıl dalış turizminde hedeflerinin büyük olduğunu söyledi. 24 ada ve 60 dalış noktasına sahip Ayvalık‘ta haftanın 7 günü dalış yapılabildiğini belirten Çalışkan, dalış meraklılarına uluslar arası sertifikalara sahip eğitmenleriyle sezon boyunca eğitim verdiklerini kaydetti.
SU ALTINDAKİ RENKLİ DÜNYA MERAKLILARINI BEKLİYOR
Hayatlarında ilk kez dalış yapanların, su altını belgesellerde izledikleri gibi hayal ettiklerini, ancak bizzat yaşamanın daha farklı bir duygu olduğunu söylediklerini ifade eden Çalışkan, ”2009 sezonu için çok iyi bir tanıtım kampanyası yaptık. Ağırlıkla yurt dışından olmak üzere pek çok dalgıç ve dalış meraklısını buraya bekliyoruz. Ayvalık’ın Türkiye dalış alanında olması gereken yerde bulunması için elimizden geleni yapacağız’ dedi. Çalışkan, geçen yıl sadece kendi dalış merkezleri kanalıyla 4 bin civarında kişiye dalış yaptırıldığını, bu rakamı yeni sezonda 3-4 katına çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.
Ayvalık’a dalış için gelen Ergin Bezerci, Ayvalık’ı seçmesinin su altı canlılarının çok yoğun olmasından kaynaklandığını ifade ederek, ”Su altı sporlarına merak salanlara kesinlikle Ayvalık’ı tavsiye ederim. Türkiye’de su altı canlısı bakımından en canlı bölgelerinden biri ve senelerdir de kaybolmayan bir canlılığa sahip’ dedi. Can Özalp, ”Ayvalık’a ilk kez geliyorum. Buraya dalış için gelmemin nedeni kırmızı mercanları görmek ve fotoğraflamaktı. Bu arzumu yerine getirdim. Bundan sonra sık sık geleceğim’ dedi. Nilgün Yıldız da zaman zaman Ayvalık’a dalışa geldiklerini belirtti, ”Ayvalık’ı tercih etmemin nedeni, havası, denizi, dip yapısı ve doğal güzellikleri’ diye konuştu.
KIRMIZI MERCANLARIYLA ÜNLÜ
Ayvalık‘ın su altı zenginliklerinin en önemlilerinden birisi olarak kırmızı mercanlar gösteriliyor. Dalış eğitmeni Kemal Çalışkan, kırmızı mercanlar hakkında şu bilgileri verdi: ”Kırmızı mercan dediğimiz aslında Gorgonia denilen güzel hayvanların oluşturduğu bir orman. Bunlara herkes ‘bitki’ diyor, ama gerçekte canlı bir varlık. Sularının temizliği, plankton dereceleri, ısısı ve akıntıların bol olması nedeniyle kızıl mercanlar Ayvalık’ı mesken tuttu. Bu mercanlar, ülkemizde sadece Ayvalık’ta bulunuyor. Bunun dışında aynı türden mercanlar, İtalya’nın Portofino kenti açıklarında var. Yabancıların ilgisi tabii ki bizim bu mercanları dünyaya tanıtmamızla başladı. Ayvalık’ın, bu tür mercanlara ev sahipliği yaparak Kızıldeniz’e rakip olduğunu anlattık. Bunu fotoğraflarımızla, video görüntülerimizle ispatladık. Bunun sonucunda, Avrupa’nın en önemli dergileri Ayvalık’ı haber yaptı. Böylece, yurt içinden ve yurt dışından dalgıçlar, mercanları görmek için Ayvalık’a gelmeye başladı.’ (Doğan Haber Ajansı) 20.05.2010 12:10 [2062973]
Taglar: Adalar, Alibey Adası, Ayvalık, Cunda, Mercan, Turizm
Ayvalık tostu Almanya`da da meşhur oldu
BALIKESİR(CİHAN)- Balıkesir`in Ayvalık ilçesinin meşhur kaşarlı tostu, artık Almanların damak tadına da hitap ediyor. Tatil için ilçeye gelen Lothar Schebesta isimli bir Alman, Türk yemeklerini araştırırken tanıdığı Ayvalık tostunu, Düsseldof`taki k…
BALIKESİR(CİHAN)-
Balıkesir`in Ayvalık ilçesinin meşhur kaşarlı tostu, artık Almanların damak tadına da hitap ediyor. Tatil için ilçeye gelen Lothar Schebesta isimli bir Alman, Türk yemeklerini araştırırken tanıdığı Ayvalık tostunu, Düsseldof`taki kafeteryasında satmaya başladı.
Schebesta, mal aldığı toptancının Ayvalık`tan bahsetmesi üzerine gezip görmek için ailesiyle birlikte Türkiye`ye geldi. Ayvalık`a hayran olan ve Fethiye Mahallesi`nde bir de ev satın alan Schebesta, müşterilerine Türk lezzetlerini de sunmak amacıyla araştırmalar yaptı. Bu sırada Ayvalık tostunu da tadan Schebesta, çok beğenince kendisi de satmaya karar verdi. İki yıldan beri de Ayvalık`tan kargoyla aldığı ekmekle tost yapan Alman işletmeci, günde ortalama 250 tane satıyor. Alman basını da bu girişime ilgi gösterdi. Bild Zeitung gazetesi, sayfalarında Ayvalık tostu ve Schebesta ailesine yer vererek okuyucularına duyurdu.
Lothar Schebesta, kafeteryasında Türkiye`dekine benzer şekilde canlı müzik eşliğinde Türk âdet ve damak tatlarına uygun bir konsept uygulayacağını belirtiyor. Eşi Loura Scehebesta ise Ayvalık`ta devamlı kalmak ve Türkler gibi yaşamak istediğini söylüyor. (CİHAN)
Cebrail Temel
12 Mart, 2010 (Facebook)
MS hastalığını tedavi eden hekim olarak tanınan Dr. Emin Mindan birçok ölümcül hastalığın nedeni olarak yanlış beslenmeyi görüyor. Dr. Mindan doğru beslenmeye dair her şeyi star Pazar’a anlattı
Türkiye, Dr. Emin Mindan’ı beynin görme, konuşma, yürüme gibi fonksiyonlar üzerindeki kontrol kabiliyetini bozan MS hastalığını tedavi eden doktor olarak tanıdı. Uzmanlığı çocuk hekimliği olan Mindan ‘Çocuklar nasıl daha az hastalanır’ üzerine yıllardır sürdürdüğü çalışmaları sırasında MS’li hastalarla tanıştı.
MS’in diğer yaygın ve ölümcül birçok hastalık gibi büyük oranda yanlış beslenmeyle ortaya çıktığını tespit eden Mindan, bu hastalar üzerine uygulanan doğru bir beslenme tedavisinin hastalığı gerilettiğini gördü. Ancak Mindan’ın beslenmeyle ilgili tespitleri sadece MS hastalarıyla sınırlı değil. Sağlıklı yaşamak isteyen herkesin Mindan’ın söylediklerini dikkate almasında fayda var. 60 yaşındaki Mindan kendi yaşamında da tavsiye ettiği beslenme şeklini uyguluyor ve son derece sağlıklı bir hayat sürüyor. İşte MS’le savaşta büyük zaferler kazanan Dr. Emin Mindan’ın hem hastalar hem de sağlıklı yaşamak isteyenlere önerileri.
Ağır metallerden arınmanın yolu soğandan geçiyor
HASTALIKLARA sebep olan ağır metalleri aşılarla, saç boyalarıyla, sıkılaştırıcı krem ve rujlarla, egzoz dumanının havaya, meyve ve sebzelere karışmasıyla bir şekilde vücudumuzda biriktiriyoruz. Vücutta ağır metal olup olmadığını bir ilaç vererek idrarda tespit ediyoruz. Saçta ve vücut kılında da tespit edilebiliyor. Ağır metal birikimi vücutta halsizlik, sık sık enfeksiyonlara yakalanma, unutkanlık, yorgunluk, beyinde biriktiği için panik atak ve depresyona yol açabilir. Cem Kınacı adlı bir hekim arkadaşımız ile vücudu ağır metalden arındırmaya çalışıyoruz. Çok ilginç sonuçlarla karşılaştık. Yıllarca afttan kurtulamayan çocuklarda kurşun zehirlenmesi olduğunu gördük. Vücudun bu ağır metallerden arındırılmasına şelasyon diyoruz. Sarımsak, soğan, yeşil gıdalar ve yosunlar ağır metallerin vücuttan atılmasını sağlıyor. Özellikle tek hücreli yosun spirulina, Arapların bitkilerin atası dediği alfalfa, kelp dediğimiz deniz yosunları vücuttan ağır metalleri atan doğal bitkiler…
Baharat olarak zerdeçalı içecekte kefiri tercih edin
Beyaz ekmek tıpkı şeker gibi çok zararlı. Kepek ekmeğinin de beyaz unla yapılan ekmekten pek farkı yok. Ekmek olarak tam buğday ekmeği az miktarda tüketilebilir.
Kefir dünyanın en büyük buluşu. Kansere, sinir sistemine, alerjik hastalıklara karşı koruyor. Kefiri taze sütle ya da günlük pastörize sütle mayalamak lazım. Sağlığına önem verenlere günde 1-2 bardak kefir içmelerini öneriyorum.
Et olarak sadece kuzuyu tercih edin. Çünkü kuzuyla çok oynanmıyor. Tavuklar da artık faydasız hale geldi. Tavuk yerine hindi tüketebilirsiniz.
Her gün yumurta, peynir, kefir ve kefirle mayalanmış ev yoğurdu, az miktarda tereyağı ve zeytinyağı, patates hariç tüm sebzeleri tüketmekte fayda var. Yeşil sebzeler ve filizler, soğan ve sarımsak da vücudu arındırmada çok önemli. Meyvelerden az şekerli olanları ve özellikle böğürtlen ve yabanmersinini tercih edin.
Yemek pişirirken güveç, cam ve toprak kaplar kullanın. Buharda pişirmeyi veya ızgarayı tercih edin. İlle de kızartma yapılacaksa sarımsaklı yoğurtla tüketerek yan etkilerini ortadan kaldırmak lazım.
Kebabı az ekmekle, şalgam ve yeşillikle tüketirseniz zararı daha az olur.
Baharatlar birçok gıda takviyesinden daha iyi. Mesela köri ve zerdeçal mutlaka kullanılmalı. Üzüm çekirdeği ekstresinin de göz damarlarını ve kılcal damarları koruma özelliğiyle gıda takviyesinde özel bir yeri var.
Küçük balıklar daha az ağır metal topluyor. Bu nedenle küçük balıkları ve omega 3 bakımından zengin olan sardalye, somon, uskumru ve alabalığı yiyebilirsiniz.
Belirtileri ciddiye almamak MS teşhisini güçleştiriyor
BİR sinir sistemi hastalığı olan Multipl Skleroz (MS) sinirleri koruyan ve sinirsel iletimi sağlayan miyelin kılıfının zarar görmesiyle ortaya çıkıyor. Bu hastalıkta vücut kendi dokularını yabancı gibi algılayarak zarar vermeye başlıyor. MS’li hastaların çoğu 20 ile 40 yaş arasında. Son yıllarda çocuklarda görülme sıklığı artmış durumda. MS, kadınlarda 2- 3 kat fazla görülüyor ve Türkiye’de yaklaşık 40 bin MS hastası bulunuyor.
Hastalığın belirtileri arasında ise uyuşma, karıncalanma, ağrı, yanma ve kaşıntı, görme bulanıklığı, göz ağrısı, çift görme, baş dönmesi, yürüme ve denge bozuklukları, titreme, eklem tutulması, yorgunluk, felçler, idrar ve dışkı kaçırma, sürekli huy değişiklikleri, depresyon, manik davranışlar görülüyor. MS bulguları başlangıçta sinsi olabiliyor ve keçelenme ve uyuşma gibi bulgular vesvese olarak kabul edilebiliyor, bu nedenle kesin tanı konulması uzun zaman alabiliyor.
Vücuda toksinlerin girmesinin nedeni şekerli ve unlu gıdalar
Gerek ağır metaller, ozon tabakasının delinmesi ve rafine un, şekerin tüketiminin artması gerekse omega 6 bakımından zengin ayçiçeği, mısırözü, margarin gibi ürünlerin kullanılması insanların sağlıksız bir ortamda yaşamasına neden oluyor. MS’de yaş ortalaması gittikçe düşüyor ve hastalık çok daha sık görülüyor. Çünkü MS’i oluşturan sebepler gün geçtikçe artıyor. MS’in oluşumunda birinci sebep bağırsak florasının bozulması. Sindirim sistemimizde probiyotikler asker gibi toksinleri, sindirilmemiş proteinleri, zararlı maddeleri hatta kanser hücrelerini içeri sokmuyor. Ancak şekerli, unlu gıdalar, ağır metaller, antibiyotikler bağırsak geçirgenliğini artırıyor. Böyle olunca bağırsaktan içeriye sindirilmemiş gıdalar ve toksinler giriyor. Vücut ürettiği antikorlarla kendi beynini vuruyor. Yaptığımız tedavide bunları ortadan kaldırmaya çalıştık. ABD’de bizimkine benzer bir tedavi olarak Schwank Diyeti var. Bir sene kadar et ve sindirimi zor gıdaları yasaklayıp sebze türü gıdaları veriyorlar. Akupunktur yapıyorlar ki; akupunktur doğru yapıldığı zaman bünyeyi kuvvetlendiriyor. Bir de doğal takviyeler veriyorlar. İngiltere’de ise hiperbarik oksijen tedavisi ve diyet bir arada kullanılıyor.
Güneş kremi D vitaminini engelliyor
YARDIM ettiğimiz hastalarda öncelikle rafine un, şeker ve tatlı gıdaları kaldırdık. Bünyeyi güçlendiren özel gıdaları listeye ekledik. Birçoğunda D vitamini eksikliği var. Aslında güneşlenmeyi bilmiyoruz. Tatile gittiğimizde kısa zamanda uzun süre güneşte kalıyoruz ama koruyucu kullanıyoruz. Bunlar bizim D vitamini almamızı engelliyor. Aslında yazın saat 11.00-14.00 dışında düzenli güneşe çkmak birçok hastalığa karşı güçlen-memizi sağlar. Biz de D vitamini veri-yoruz. Omega 6’yı ayçiçeği, margarin ve diğer gıdalardan çok fazla alıyoruz. Omega 3’ü sadece balık ve birazcık da semizotundan aldığımız için vücut dengemiz bozuluyor.
Taglar: Ayvalık, Cunda, Dr. Emin Mindan, Kefir, Köri, sinirsistemi, Zerdeçal
Cebrail Temel 10 Mart, 2010 Facebook
Karıncaya sormuşlar; ” nereye gidiyorsun?”, ” dostuma”, demiş.
”Bu bacaklarla zor” demişler.
Karınca; ” olsun, varamasam da yolunda ölürüm” demiş..
Yolunda ölünecek dostlara…
Farkında olmayabilirsin ama %100 doğru:
1. Bu dünyada uğrunda ölebileceğin en az iki kişi vardır.
2. En azından 15 kişi öyle ya da böyle seni seviyordur.
3. Herhangi birinin senden nefret edebilmesinin tek sebebi, aslında sadece senin gibi olmak istemesidir.
4. Senden gelecek bir gülümseme bazılarına mutluluk getirebilir, o senden hoşlanmasa bile.
5. Her gece, birisi uykuya dalmadan önce seni düşünüyor.
6. Birisi için dünyalara bedelsin.
7. Çok özel ve teksin düşüncesinde ki arkadaşlarını unutma
8. Varlığını bile bilmediğin biri seni seviyor.
9. Hayatındaki en büyük hatayı yaptığın zamanda bile, ondan hayırlı birşey çıkar.
10. Ne zaman dünya sana sırtını dönmüş gibi hissedersen, dön ve bir daha bak. SANMA Kİ DERT SADECE SENDE VAR..
11. Her zaman aldığın iltifatları hatırla. Kaba sözlerin hepsini unut.
Taglar: Ayvalık, Cunda Adası, dert, gülümseme, Karınca
AYVALIĞIN KEDİSİ DELİSİ VE ÖLÜSÜ MEŞHUR DERLER
Fatma Cavlu 06.Mart.2010 (facebook)
Ayvalık’a daha önce gidenler mutlaka biliyorlardır ama gitmeyenler için gene de bir özet geçeyim. Ayvalık’ın kedisi, delisi ve ölüsü meşhurmuş. Hadi kedisi, delisi bolmuş da ölüsünü anlamadık diyeceksiniz; başka bir memlekette yaşayan Ayvalıklıların ölümü halinde kasabada herkesin duyması için ilan ve sela verilirmiş, yani dakika başı ölüm ilanı..
Ayvalık tarihi ile ilgili birkaç bilgiyi de aktaralım. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce Ayvalık ağırlıklı olarak Rumların yaşadığı bir yermiş, Türkler azınlık durumundaymış. Rumlarla Türkler kardeşçe yaşamaktaymış. Ayvalık zengin, verimli toprakları ve balıkla dolu denizi ile herkese yetiyormuş. Anadolu’nun işgali başlayıp da 28/29 Mayıs 1919 gecesi Yunan askerleri Cunda adasına çıkıncaya kadar böyle sürmüş. Tam 39 ay 16 gün işgal altında yaşamış Ayvalık. İstiklal Savaşı kazanılınca da sular durulmamış. Barış içinde, kardeşçe yaşama ortamı yitince kaç kuşaktır buralarda yaşamış Rumlar’dan çoğu Yunan adalarına, Girit’te, Midilli’de ve Makedonya’da yaşayan Türkler de buraya yerleştirilmiş.
Ayvalık tam bir adalar şehri, 22 adet adadan yalnızca Cunda (Alibey) adasında yerleşim varmış. İrili ufaklı adaların üzerinde manastır yıkıntılarını görmek mümkün. Hatta bu adalardan birisi bir romana bile konu olmuş (Mehmet Coral ,Tımarhane adası, Doğan Kitap). Çamlık koyundan ve Şeytan sofrasından rahat görülebilen adanın en yüksek noktasında sarp kayalıklar ve kayaların yanıbaşında, taştan yıkık dökük bir manastır göze çarpıyor. Rivayetlere göre Ayvalık meyhanesi bol olan bir Rum köyü iken sarhoşları da haliyle bolmuş, zaten delisinin bolluğu ile ününü biliyorsunuz. Zıvanadan çıkanları götürüp bu adaya bırakırlarmış ki sürekli ve sert esen rüzgarın sesi akıllarını başlarına getirsin. Adaya zincirlere bağlı olarak çıkanların akılları başlarına gelmiş olarak adadan ayrılıyorlarmış. Rivayet işte.. Sözüm ona rüzgarın müzikal sesi ile psikoterapi yapmakmıydı acaba amaç yoksa kendi kendilerine bırakılıp vicdan muhasebesi yapmalarını sağlamak mıydı bilinmez..
Şeytan en güzel yerde kurmuş sofrasını,
İçmiş şarabın eskisini, yemiş meyvelerin hasını.
Kadınlar bırakın ellerinizden oyaları!
Doğa, maviyle, yeşille işlemiş en âlasını.
Penelope bir örüp bir söküyor;
Büyüyor, büyüyor beklerken kocasını.
Aphrodite burdan mı girmiş denize?
Şeytan kesinkes okşamıştır kalçasını.
Kaz dağı’ndan esen yel Trova’dan ses verir
Şeytan Sofrası’nda dinler insanlığın yasını.”
Alıntı (Facebook. Cebrail TEMEL 24 Şubat 2010
Kız arkadaşımda MS hastalığı var. Evlenmeyi düşünüyorum. İleride çocuklarımız olursa onlarda da olur mu ya da hastalık bana bulaşır mı? H.Tok-Tarsus
MS (genelde emes olarak okunur) diye kısaltılarak bahsedilen hastalığın tam ismi Multiple Sclerosis`tir. MS, insanda sinir sistemini etkileyen, kronik bir hastalıktır. Bu hastalık sonucu kişi fiziksel olarak engelli hale gelebilir ama bu durum mutlaka böyle olacak diye bir kural da yoktur. İnsanlara boş umutlar vermek ne kadar sakıncalı ise, yersiz endişelere sevk etmek de aynı şekilde yanlıştır. Benim de takibine katkıda bulunduğum birçok MS`li hastam yıllardır yaşamlarını sağlıklı olarak sürdürmektedir. Bugün için MS`i tamamen iyileştirecek bir tedavi yoktur ama tıp dünyası uygun ilaç ve iyileştirme metotları ile belirtileri giderebilmekte, hastalığın gidişini yavaşlatmakta ve hastalar üretken bir yaşam sürmektedirler.
GENLERİN ROLÜ ÇOK AZ
MS`in kalıtsal olduğuna dair kuvvetli delil bir yoktur. Fakat oluşumunda genlerin az da olsa rolleri olabilir. Anne ya da babası MS olan bir çocukta hastalığın görülme riski yüzde 2 civarındadır. Size ise kesinlikle bulaşmaz. Bildiğiniz gibi sinir sistemi, tüm vücudu sinir hücrelerinden oluşan bir haberleşme ağı ile sarar ve ilettiği mesajlar ile dokunma, koklama, görme, duyma, düşünme gibi işlevler gerçekleşir. Aynı zamanda konuşma, yürüme, nefes alma gibi kas fonksiyonları da yerine getirilir.
ERKEKLER DAHA ŞANSLI
MS`de haberleşmeyi sağlayan elektriksel iletide bozukluklar ortaya çıkar. Bu bozukluk sonucu yukarıda kısaca tarif edilen sinir sisteminin işlevlerinde aksaklıklar meydana gelir. Hücrelerdeki hasar her ne kadar vücut tarafından tamir edilmeye çalışılsa da, bu süreç yıkımdan daha yavaş işler. İlk belirtilerini gençlerde vermeye başlayan MS kadınlarda erkeklere göre iki kat daha fazla görülür. En sık görülen erken belirtiler; karıncalanma, uyuşukluklar, denge kaybı, yürüme bozukluğu, bir ya da daha fazla uzuvda güç kaybı, bulanık ya da çift görmedir. Hasarın bulunduğu sinir dokusu nerelere ileti yapıyorsa oraya dair şikayetler ortaya çıkabilir. Evlenmeyi düşünen MS`li çiftler hastalığın ne olduğunu ve nasıl seyrettiğini mutlaka bilmelilerdir. Fakat evlenme kararını size aldıracak olan birbirinize karşı hissettiğiniz sevgidir.
Dr. Eren Eroğlu
İngiliz bilim adamları lösemiyi tedavide kullanılan bir ilacın, kısaca MS olarak bilinen multiple sclerosis hastalığının etkilerini azalttığını açıkladı
İngiliz bilim adamları lösemiyi tedavide kullanılan bir ilacın, kısaca MS olarak bilinen multiple sclerosis hastalığının etkilerini azalttığını açıkladı.
Cambridge Üniversitesi`ne bağlı araştırmacılar Alemtuzumab adlı ilacın, MS hastalarının geçirdiği krizlerin sayısını azalttığını açıkladılar. İlacın beyin hücrelerini onardığı ve multiple sclerosis hastalarının bazı fiziki yetenekleri kazanmalarına yardımcı olduğu belirtildi.
Araştırma heyetinin başkanı Doktor Alastair Compston, ilacın, MS hastalarının krizlerini, şu anda kullanılan ilaçlara kıyasla yüzde 74 oranında azalttığını da belirtti.
Alemtuzumab adlı ilaç şu anda klinik araştırmalardan geçiriliyor. Ancak bazı doktorlar ilacın bugüne kadar MS hastaları için en önemli ve en umut verici tedavi olacağını söylüyor.
Bununla birlikte bazı doktorlar da ilacın zehirli etkilerine işaret ederek, MS hastaları için yaygın olarak kullanılmadan önce, güvenliği açısından daha fazla bilgi gerektiğini vurguluyor.
Despot’un Sarayı Kütüphane Olacak
AYVALIK 31.01.2010 13:29
Ayvalık Belediye Başkanı Hasan Bülent Türközen, Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (Türsab) Başkanı Başaran Ulusoy ve Yönetim Kurulu Üyelerinin, Alibey Adası’ndaki Despot’un Sarayı Olarak Bilinen Eski Öksüzler Yurdunun Kendilerine Tahsis Edilmesi İçin Girişim Başlattıklarını Söyledi.
Ayvalık Belediye Başkanı Hasan Bülent Türközen, Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy ve yönetim kurulu üyelerinin, Alibey Adası’ndaki Despot’un Sarayı olarak bilinen eski öksüzler yurdunun kendilerine tahsis edilmesi için girişim başlattıklarını söyledi.
Türközen, “TÜRSAB, bina için tahsis talebinde bulundu. Gerekli izinler alındığında bu tarihi yapı, TÜRSAB tarafından restore edildikten sonra Cumhuriyet Kütüphanesi olarak kullanılacak” dedi.
Tarihi binanın yıkılmaya yüz tuttuğunu anlatan Türközen, “Bakımsızlığına rağmen hala görkemli ve göz alıcı olan Despot’un Sarayı, adanın görülmesi gereken yerlerinden biridir. Biz yaşatılması ve korunması için elimizden gelenin daha fazlasını yapmaya hazırız” diye konuştu.
İşte öyküsü
Rum-Ortodoks Kilisesi’nde papazdan sonra gelen üst rütbeli kişilere verilen despot adı bina bütünleşmiştir. Sarayı, Midilli Despotu Agaqhonikeios Grhgorios, 1862 yılında, yöreye özgü sarımsak taşından yaptırdı. Yunanistan’ın bağımsız devlet olduğu 1830’lu yıllarda Grhgorios, Rum halkının kiliseye bağışladığı paralarla, doğum yeri olan Alibey Adası’nda bu rahat bir yaşam sürdü. 1877’de baskın yapan korsanlar Despot’u öldürdü, bir rivayete göre evdeki altın ve gümüş kupalarla 15 bin Osmanlı lirasını alarak kaçtı. Despot, Taksiyarhis kilisesinin apsisi dışında gömüldü. Osmanlı Devleti, Sine Kilisesi’nden Despot’un Sarayı’nı satın alarak hükümet binası olarak kullandı. Yapı, 1921’de öksüzler yurdu oldu. Yurt 1980’de yeni binaya taşındı. Despot’un Sarayı, kaderine terk edildi, definecilerin ve evsizlerin uğrak yeri oldu.
Taglar: Ayvalık, Cunda Adası, despot, Despotun sarayı, Hasan, Kütüphane, Türközen
Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde bu yıl ilk kez düzenlenecek olan ‘Gençlik Tiyatro Şenliği’ start alıyor.
Ayvalık Sanat Derneği (ASD) ve Ayvalık Kültür ve Sanat Derneği (AYKÜSAD) ile ortaklaşa organize edilecek olan tiyatro şenliklerine Ayvalık Belediyesinin de destek vermesi bekleniyor. Genç tiyatrocular ve tiyatro gurupları arasında iletişim kurarak, sosyal kültürel ve sanatsal yönden gelişimlere katkıda bulunmanın yanı sıra, gençlere güzel sanatlar ve tiyatro alanındaki becerilerini sergilemek için fırsatlar tanınmasını sağlamak amacıyla bu yıl ilk kez düzenlenecek olan tiyatro şenliğinde, tiyatroyu toplumun her kesimine yaymak ve tiyatro izleyicisi sayısı ile kalitesini arttırmak olduğu belirtiliyor.
İlçenin turizm alanında tanıtımına katkı sağlamasının da öngörüldüğü 1 Ayvalık Gençlik Tiyatro Şenliği’nin ilçede tiyatro sever sayısının artması ve gençlerin tiyatroya ilgi duymasına yardımcı olmasının önünü açmasının beklendiği kaydedildi.
27-30 Nisan 2010 tarihleri arasında organize edilmesi planlanan tiyatro şenliklerinin üç günlük programında günde iki oyunun sergileneceği öngörülüyor.
Bu yıl ilk kez organize edilmesi için, Ayvalık Sanat Derneği yöneticilerinden Ayşe Tosunoğlu, Sedat Pamukçu ve Sadi Mastar ve Ayvalık Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Ayşe Akman’ın öncülük ettiği tiyatro şenlikleri için tanıtımların süratle sürdüğünü belirten Ayvalık Sanat Derneği Başkanı Sadi Mastar, “Bu yıl ilkini düzenleyeceğimiz etkinliğimizin gelenekselleşmesini amaçlıyoruz. Yılda bir kez organize edeceğimiz şenliklerde, tarihi ve doğal güzelliklerle dolu olan ilçemizin adını turizm alanı dışında, tiyatro ile de anılmasını sağlamak istiyoruz. Belki gelecekte henüz tohumlarını atmaya çabaladığımız bu şenliklerimiz uluslar arası düzeye getirilebilir” diye konuştu.
ÜNLÜ OYUNCU VE YAZARLAR DAVET EDİLECEK
Yapılması planlanan tiyatro şenliğine devlet tiyatrosu sanatçıları, ünlü tiyatro oyunu yazarları, Ayvalık’ta yaşayan oyuncu, yazar ve sanatçılar ile tiyatro yönetmenlerinin davet edileceğinin altını çizen Sadi Mastar, “Tanıtımlarını süratle yapmaya çalıştığımız organizasyonumuzda genç arkadaşlarımızın tiyatro gösterileri sunulurken, ilçemizde ki okullarında bu etkinliklere katkı vererek, folklor oyunları, çeşitli dinletiler sunacaklardır’’ dedi.
Dünyaya 10 yılda birçok yağmur yağıyormuş.
Bu yıl (2010) bu 10 yıllık periyottaymışız.
Bu nedenle yediğiniz kaysı, şeftali, kiraz, vişne, erik vb. çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın ve herhangi bir yerde toprağın 10 cm altına gömün.
Üzerine de bir bardak su dökün.
Dikilen bu meyvelerin en az yarısı yeşerip ağaç olurmuş.
Ekonomik yoldan ülkemizi yeşillendirmek için dikebildiğimiz kadar meyve çekirdeği gömelim.
En büyük israflardan birisi meyve çekirdeklerinin çöpe atılması, ülkemiz adına küçümsenemeyecek büyük bir servet…
Bu uygulamayı TEMA da yaptı, teşvik ediyor. Doğaya yardım etmek, gelecekte etrafımızı saracak beton ve gökdelenlerden alamayacağımız oksijeni karşılamak için bile bu çekirdeklerden çıkacak ağaçlara ihtiyacımız olacaktır.


